blog yazarlarına öneriler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog yazarlarına öneriler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Blogunuza sadık okur kazanmanın yolları

Blog yazarlarının bloglarında emek harcayarak yazdıkları yazıların daha fazla kişi tarafından okunmasını, paylaşılmasını ve yorumlanmasını istemeleri kadar doğal bir şey yok.

Bu yazımda blog yazarlarının sadık bir okur kitlesi oluşturmak için neler yapabilecekleri konusunda bazı öneriler sunmak istiyorum.

Yazılarınızın kalitesini düşürmeyin

Kaliteli ve fayda sağlayan yazıların fazla olduğu bloglara ilgi her zaman olacak. Kendinizi yazı yazmak için zorlamayın. Her gün içerik gireceksiniz diye bir kural yok. Gerçekten yazmak istediğiniz anlarda yazın. Böylece yazılarınızın daha okunabilir ve bilgi verici öğelerden oluşmasını sağlamış olursunuz. Yazı kalitenizdeki iniş ve çıkışlar, sadık okur kitlesi oluşturmanızı engelleyebilir.

Blog yazılarınızı yorumlayan kişiler ile iletişim kurun

Medya İstasyonu'nda yazdığım yazılara yorum yapan her okuyucu ayrı önemsiyorum. Yorumların birçoğuna cevap veriyorum. Spam yorumlar hariç olumlu ve olumsuz tüm yorumları silmiyorum. Unutmayın, herkes sizinle aynı fikirde olacak diye bir kural yok. Her okur ile iletişim kurmak, onları önemsemek sizin yararınıza olacak. İletişim kurmak benim için çok önemli ve hoşuma gidiyor. Siz de deneyin. Okurlar da geri dönüşleri sevecektir.

Okurlara hitap önemli

Bazı blog yazarları okur ile sağlıklı bir iletişim kurmak konusunda eksik. Yazılan yorumlara ya da gönderilen maillere garip hitaplar ile cevap veriyorlar. Tanımadığınız kişilere "hocam, dostum, arkadaşım, hacı, birader, dayı" gibi kelimeler ile hitap etmeyin. Bu kelimeler internet dünyasında özellikle webmaster forumlarında çok sık kullanılıyor. Bu tür hitapları tasvip etmiyorum. Blogunuz ne kadar kaliteli olursa olsun hitap şekliniz yanlışsa, sadık bir okur kitlesi oluşturamazsınız. "Siz, Ahmet Bey, Ayşe Hanım" demek çok mu zor? Kibarlıktan, saygıdan kimseye zarar gelmez. Bir atasözü: "Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır"

Düzenli paylaşımlarda bulunun

Her gün yazı yazmasanız da haftada 2-3 kez kaliteli içerik üretmeye özen göstermelisiniz. Ayda yılda bir içerik girilen bloglar, sadık okur edinemez. Okurlar istikrarlı işleri seviyor.

Düzgün bir Türkçe ile yazın

Bloglar dünyasında zaman zaman yolculuk yaparım. Blog yazarlarının yazılarında kullandığı dile, yazım kurallarına sık dikkat ediyorum. Çoğu blogda ciddi anlamda imla hataları bulunuyor. Yazıların birçoğu kendilerini okutmaktan son derece uzak. Zoraki yazılmış gibi.  Hızlı bir şekilde yazılan yazılar hata dolu. Az yazı yazın ama dili etkili ve doğru kullanın. İmla kılavuzu elinizin altında olsun.

Yazılarınızı sıkıcı öğelerden arındırın

Bilgi verici ve eğlenceli yazıları hepimiz severiz. Aşırı uzun, kelime ve cümle tekrarlarının olduğu, paragraf ve ara başlıkların olmadığı yazıların yer aldığı bir blogu kaçımız düzenli olarak ziyaret eder? Başarılı olmuş blogları inceleyin. Yazılar akıcıdır, bilgi vericidir. Okumaya doyamazsınız.

Yazılarınızı görseller ve infografikler ile süsleyin

Kuru bir yazının verdiği etki ile resim ve diğer görseller ile süslenmiş yazının verdiği etki bir mi? Yayınlamayı düşündüğünüz yazılarda en az bir görsel kullanın. Görseller yazıya renk katan en önemli unsurlar.

Yazılarınızı link ve bold kelimeler çöplüğüne çevirmeyin

Bazı blog yazarları "yazılarıma daha fazla hit gelsin, arama motorları daha çabuk indekslesin" diyerek yazdığı her yazıda birçok anahtar kelimeyi bold kullanıyor ve bu kelimelere link veriyor. İlla ki link vermeniz gerekirse 1 kelimeye link verin yeter. Okuduğum yazı içinde farklı renklerde linkler ve birçok anahtar kelime varsa o yazıları okumak istemiyorum.

Reklamları okurların gözüne sokmayın

Bloglar, para kazanmanın kolay yolu ya bazı blog yazarları da buna uyarak bloglarını reklama boğuyor. Geçenlerde girdiğim bir blog sitesindeki reklam sayısının blogun içeriğinden fazla olması gözümden kaçmadı. Yazının içinde, sonunda, başında reklam. Blogun sağında, solunda, üstünde reklam. Neyi kime nasıl okutacaksınız? İçerik kaliteli değilse, yetersizse kim blogunuzu neden ziyaret etsin ve reklamlara tıklasın? Blogunuzu reklam çöplüğüne çevirmeyin. Reklam yerleşmi, okurları rahatsız etmemeli.

Size gönderilen mailleri cevaplayın

Blogunuzu başarılı bulan, fırsat buldukça takip eden okurlar vardır. Bu okurlar ile sağlıklı iletişim kurar ve onların tepkilerini önemserseniz sadık okur olarak kazanabilirsiniz. Size gönderilen mailleri, sosyal medyadaki etiketlemeleri önemseyin. Her birini yanıtlamaya çalışın. Blog yazarları, sosyal olmalı.

Ziyaret edenlerin sitede daha fazla kalmasını sağlayın

Bunu sağlamanın yolu her zaman söylediğimiz gibi kaliteli ve özgün içerik üretiminden geçiyor. Her konuda yazıların yer aldığı genel bir blogunuz yoksa yazdığınız konuların okurlara fayda sağlaması son derece önemli. İşime yaramayacak, faydasız öğelerin yer aldığı, profesyonellikten uzak yazıları neden okumak isteyeyim ki?

Temanızı sık sık değiştirmeyin

Blogunuzu takip eden kişilerin her girişinde farklı tema ile karşılaşmaları onları blogunuzdan soğutacak. Gözümüzün alıştığı, fırsat buldukça ziyaret ettiğimiz bir sitenin bir anda farklı bir şekilde karşımıza çıkmasını yadırgadığımız zamanlar illa ki olmuştur. Blog yazarları tema değiştirme hastalığından kurtulmalı. Bunun tedavisi de içerik üretimine yoğunlaşmaktan geçiyor.













3 Ağustos 2013 Cumartesi

Blog yazarlığında istikrarlı olmak hayal değil!

Blog sahibi çoğu arkadaşın en temel problemi içerik üretiminde istikrarı sağlayamamak. Düzenli içerik üretebilen ve üretilen içeriklerin paylaşılabilir olması blog yazarlarını daha kaliteli işler için motive eden en önemli unsur.

Medya İstasyonu'nu açmadan önce "istikrarlı bir içerik nasıl üretebilirim?" noktasında bir ön hazırlık yapmıştım.Yazmayı düşündüğüm konuları başlıklar halinde yazdım. Sonra alt başlıklarına indim. İnternet ortamında başka blog yazarlarının yazdığı konuları okudum, yazı stillerini inceledim.

Yazılarına gelen yorumları analiz ettim. Zaman içinde blog yazarlığı için alt yapıyı biraz çeşitlendirdim ve blog yazarlığına ciddi anlamda başladım. Medya İstasyonu, çok eski bir blog değil. Tam 4 ay önce yayın hayatına başladı. Geçen 4 ayda beklediğimden daha iyi bir noktaya ulaştı.

Bu kadar dikkat çekeceğini açıkçası hiç düşünmedim. Amacım sadece içimden gelenleri samimi bir şekilde yazmaktı. Yazılarımı özel bir karşılık beklemeden yazdım. Birçok blog yazarının düştüğü hataları tekrarlamak istemedim.

Bazı blog yazarlarının bu iş sayesinde popüler olmak, reklam paraları kazanmak, markalarla sıkı ilişkilere girmek, uzmanlık sıfatı kazanmak gibi farklı beklentilerinin olması beni hep temkinli davranmaya itti.

Bu tarz beklentilerle bu işe başlayanların kısa zaman sonra blog yazmayı bıraktıklarını gördüm. Nedeni ise kısa süre içerisinde bu beklentilere sahip olamamaktı.

İnternet, çoğumuza sabırlı olmayı unutturdu. Birçok şeye hemen ulaşmak, istediklerimizi hemen elde etmek istememiz nitelikli işlerin önünü tıkadı.

Araştırmak, doğruluğunu teyit etmek, farklı görüşlere saygılı olmak gibi temel kriteleri zaman ikinci plana ittik. Yeni blog yazarlarına daha dikkatli adımlar atmalarını öneriyorum. Başarı, tesadüf değildir.



İnternet dünyasında gerçekten saygın bir konuma ulaşmanın, başarılı olmanın yolu nitelikli içerikler oluşturmak ile sınırlı değil. Dürüst olmak, yardımcı olmak, paylaşımcı olmak, hoşgörülü olmak da önemli. Bir duruşunuz olmalı.

Başarısını takdir ettiğim, düzenli takip ettiğim bloglardan biri olan Blog Hocam, sağlam duruşa sahip bloglara verilebilecek güzel bir örnek. Blog Hocam'ı tesadüfen keşfetmiş olmam bana çok şey kazandırdı. Size de kazandırabilir. Henüz tanışmamışsanız tavsiye ederim.

Medya İstasyonu,  zaman içinde belli bir takipçi kitlesine sahip oldu. Farklı bakış açısı ile yazdıklarım çoğu arkadaşın ilgisini çekti, paylaşıldı, yorumlandı. İş teklifleri bile aldım. Bunlar beni daha iyi içerikler için sürekli motive ediyor.

Ben fayda sağlayabilecek içerikler yazmayı önemsiyorum. Gazeteci olduğum için benim temel işim yazmak. Yazmak dışındaki faaliyetlere şu aşamada vakit ayıramıyorum. Kendimi daha profesyonel yazılar yazmak için sürekli geliştiriyorum ve motive ediyorum.

Şu ana kadar istikrar konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadım.

Bu yazımda düzenli olarak uyguladıklarıma değinmek istiyorum. Belki sizlerin de işine yarayabilir.

-Bol bol okuyorum. İlgi alanıma giren konular hakkında yazılanları düzenli olarak okumaya özen gösteriyorum.

-Araştırıyorum.

-Eleştiriyorum.

-İletişim kuruyorum.

-Soru soruyorum.

-Paylaşıyorum.

-Saygı duyuyorum.

-Olumsuz yorumları da dikkate alıyorum.

-Eleştirel yorumları not ediyorum.

-Yazmak için kendimi zorlamıyorum.

-Her gün yazmalıyım diye katı kurallar koymuyorum.

-Yazım diline ve imla kurallarına dikkat ediyorum.

-Okuyucu kazanmayı önemsiyorum.

- Doğal olmayan yöntemlerden uzak duruyorum.

- Kaliteli blogculuk için çalışıyorum.

-Profesyonelleşmek için çabalıyorum.

-İşime yarayabilecek kitaplar satın alıyorum.

-Mail takibini düzenli olarak yapıyorum. 

-Yazılarımı hep aynı yerde yazıyorum. Kendime ait bir home ofisim var. Ofis şeklinde dizayn ettim. Çok verimli oldu. Size de tavsiye ederim.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Sizlerin de verimli yazı yazmak için uyguladığı metodlar varsa benimle paylaşabilirsiniz. Başarılı olmak adına uyguladıklarınızı öğrenmek istiyorum.

Yorumlarınızı eksik etmeyin.