blog yazarlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog yazarlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2014 Salı

Blogdan para kazanmak için rehber bilgiler

Medya İstasyonu'nda daha önce yazdığım "Yazarak para kazanma maceralarım" başlıklı blog yazısı okuyuculardan bayağı ilgi gördü. Blog yazarak para kazanmak isteyen blog yazarlarından çok sayıda e-mail aldım. Bu durum, bana blog yazarak para kazanmak isteyen birçok kişinin bir çıkış yolu aradığı konusundaki düşüncelerimi pekiştirdi. Bu yazımda blog yazarak para kazanmak isteyen blog yazarlarına ve blog yazarlığına yeni adım atacak kişilere rehber niteliğinde bilgiler sunmaya devam edeceğim.

Blog yazarlığı, gerçekten keyifli bir uğraş. Yazmayı seviyorsanız içerik üretmeniz zor olmayacaktır. Yazılarınız sayesinde hem çevre oluşturabilir hem de hatırı sayılır paralar kazanabilirsiniz. Bunun için sabırlı ve planlı çalışmanız gerçekten çok önemli. Para kazanma fikrini taşlar yerine oturuncaya kadar biraz erteleyin. Hemen açtığınız bir blog ile para kazanamazsınız. Zamana ve bazı tecrübelere ihtiyacınız olacak. İçeriğin olmadığı, yetersiz olduğu bir blog ile kim ilgilenir ki? Güvenilir içerik üreticisi olarak blog dünyasında kendinizi kanıtlamalısınız.

İnternet, içerik olmadan koskoca bir hiç. Bu yüzden nitelikli içeriklere ihtiyaç her geçen daha fazla artıyor. Çok sayıda web sitesi, blog olmasına rağmen kaçı kayda değer içerikler üretiyor? Yazmak, herkesin yapabileceği bir uğraş değil. Copy-paste yaparak bir yere de varılmıyor. İnsanlar artık temiz ve öz bilgiler edinmek istiyor. Bundan dolayı milyonlarca insanın vakit geçirdiği internet ortamında özgün, faydalı ve güncel içerikler her zaman ilgi görüyor.

Blog yazarlığına başladığım ilk günden beri hep kaliteli ve faydalı olabilecek içerikler üretmeyi ilke edindim. Benim Medya İstasyonu ile hep kaliteli ve ilgili hedef kitleye ulaşmak istedim. Binlerce ziyaretçiden ziyade etkileşimli, sadık bir okuyucu kitlesi edinmeyi amaçladım. Şu ana kadar başarılı olduğumu düşünüyorum. Blog yazılarımda eskimeyen içerik üretimine ayrı bir önem veriyorum. Mesela, geçen yıl yazdığım bir blog yazısı hala güncelliğini koruyor ve trafik alıyor.

Para kazandıran bir blog oluşturmak için yola çıkacaksanız ya da mevcut blogunuzdan para kazanmayı planlıyorsanız şu soruları kendinize tekrar tekrar sormanızı tavsiye ediyorum:

-Bloglar hakkında ne biliyorsunuz?

(Blog kavramı sizin için ne ifade ediyor? Blog nedir? Blog türleri nelerdir? Blog platformları (Blogger, Wordpress, Tumblr vb.) hakkında neler biliyorsunuz?)

-Neden blog yazmak istiyorsunuz?

(Para kazanmak, çevre edinmek, hobi amaçlı vb.)

-Sabırlı mısınız?

(Sabır, başarılı ve para kazandıran bir blog oluşturmada son derece önemli. Bıkmadan içerik üreterek planlı bir şekilde çalışmalısınız.)

-Yazmayı seviyor musunuz? Daha önce hiç bir makale ya da internet formatına uygun bir yazı yazdınız mı? Eğer yazdıysanız herhangi bir etkileşim aldınız mı?

 (Blog yazarlığını keyif alarak yapmak başarılı blog oluşturmak açısından önemlidir. Bloglar için içerik candır. Yazma deneyiminin olmaması blogu uzun ömürlü yapmaz. Yazınıza yorum geldi mi? Geldiyse sizi daha iyi ve daha çok yazmak için harekete geçirdi mi? Ya da olumsuz bir etki oluşturdu mu?)

-Takip ettiğiniz bloglar var mı?

(İlgi alanlarınıza yönelik hangi blogları ne sıklıkta takip ediyorsunuz?)

-Kaliteli olduğunu düşündüğünüz bloglar nasıl bir yol izliyor?

(Hangi içerikleri ne sıklıkta paylaşıyorlar? İçerik paylaştıkları mecralar nereler? Blog şablonları nasıl? Yazı stilleri nasıl? Yazı uzunlukları ne durumda? Blog isimleri akılda kalıcı mı? Kolayca ulaşılabiliyor mu?)

-Başarılı blogların ortak özellikleri neler?

 (Düzenli içerik üretimi, içerik takvimine sahip olmak, belli konu ya da konularda içerik üretmek, arama motoru optimizasyonu, sosyal medya desteği, okuyucular ile etkileşim, sade ve gözü yormayan tema.)

-Nasıl bir tema seçmelisiniz? Hangi blog temaları kullanıcı dostu?

(Arka planı açık renkli, responsive temalar kullanıcı dostu olduğu için etkilidir. Her cihaz (akıllı telefon, tablet, pc) uyumlu bir şekilde görüntülenen responsive blog temaları iyi bir tercih olacak. Arka planı beyaz renkli olan ve okunabilir yazı fontlarına sahip temaları tercih edin.)

-Blog şablonu düzenleme konusunda bilginiz var mı?

(Hoşunuza giden bir blog şablonunu nasıl düzenleyebilirsiniz? Temel kısımlar nasıl Türkçeleştirilir? Widget'ler nasıl düzenlenir? Bir blogda en çok ihtiyaç duyulan eklentiler neler?)

-Arama motoru optimizasyonu (SEO) hakkında neler biliyorsunuz?

 (SEO nedir, SEO ne amaçla yapılır? SEO nasıl yapılır? SEO teknikleri nelerdir? SEO hataları nelerdir? Bloglar için SEO nasıl yapılır?)
 
-Blogunuz mobil cihazlarda problemsiz görüntüleniyor mu?

 (Akıllı telefon kullanımının artması ile birlikte web siteleri ve bloglar mobil cihazlar üzerinden görüntülenmeye başlandı. Blogunuzun bu cihazlarda uyumlu ve sorunsuz görüntülenmesi mobil trafiğinizi artırmanız açısından önemli.)

- Blogunuzun sosyal medya hesaplarını oluşturdunuz mu?

(Sosyal medya bloglar için en önemli trafik kaynaklarından biri. Daha fazla okuyucuya ulaşmak ve online görünürlüğünüzü artırmanız için sosyal medya hesapları oluşturmanı ve belli periyotlarda güncellemelisiniz.)

-İçeriğinize uygun sosyal medya kanalını belirlediniz mi?

( Facebook, Twitter, Linkedin, Google+, Pinterest vb.)

-Blogdan para kazanma yöntemleri hakkında temel bilgileriniz var mı?

(Adsense reklamları yayınlama, tanıtım yazısı satışı, banner reklam almak, link satışı, makale yazarlığı vb.)

-Google Adsense vb. reklam programları hakkında neler biliyorsunuz?

(Bu sistemler nasıl işliyor? Google Adsense nasıl para kazandırıyor, Adsense hesabı nasıl alınır, Adsense hesabı nasıl banlanır, Adsense ödemeleri nasıl yapılıyor, Adsense ile ne kadar para kazanabilirsiniz? Adsense de en çok kazandıran anahtar kelimeler hangileri? Adsense alternatifi reklam firmaları neler?)

-Blogunuz için en uygun reklam yerleşimi nasıl olmalı?

(Yazı içine, yazı sonuna ve sağ sidebar'a reklam yerleşimi etkili olabilir. Reklam sayılarında aşırıya kaçmayın. Az adette reklam kullanın.)

-Bloglarda en çok hangi alanlardaki reklamlar tık alıyor?

(Bloglarda genelde yazı içindeki reklamlar okuyucu ile direkt muhatap olduğu için daha fazla tık alır. 300x250 ya da 336x280 reklamlar etkili.)

-Google Adsense hesabınız var mı?

(Google Adsense hesabınızın olması, Google Adsense ile para kazanmanız için gereken en önemli şey. Başvuru sırasında bazı şartlar isteniyor. Blogunuzun bu şartları taşıyıp taşımadığını tespit edin. Yeterli içerik olmadan kesinlikle başvurmayın.)

-Advertorial reklam metinlerini nasıl oluşturacağınızı biliyor musunuz?

(Tanıtım yazısı yayınlamak, blogların en popüler gelir modellerinden biri. Tanıtım yazısı nasıl yazılır, tanıtım yazısı nasıl olmalı, tanıtım yazısı örnekleri hakkında fikir sahibi olun.)

-Göze batmayan ve keyifle okunan bir advertorial reklam yazısı nasıl yazılır?

 (Etkili olması ve okuyucu tarafından yadırganmaması gerekiyor.)

-Blogunuzda kendiniz hakkında detaylı bilgiler veriyor musunuz?

 (Kendiniz ile ilgili bilgileri, yaptığınız çalışmaları "Hakkımda" sayfası oluşturarak okuyucuların kolay ulaşabileceği bir şekilde sunmanız güvenilirlik açısından önemli.)

13 Mayıs 2014 Salı

Yazarak para kazanma maceralarım

Milyonlarca sitenin bulunduğu internet ortamında gerçekten kaliteli ve fayda sağlayıcı içerikleri ziyaretçilerine sunan sitelere ihtiyacın her geçen gün daha fazla arttığı bilinen bir gerçek.

Her gün binlerce yeni web sitesi açılıyor. Bunların çok az bir kısmı yoluna devam ederken geriye kalanları yok olup gidiyor. Fark oluşturmak ve istikrarlı bir şekilde çalışmak çok önemli bir konu. Bu iki kriteri sağlayan bir şekilde başarılı oluyor. Bu işlerde sabır gerçekten çok önemli.

Blog yazmaya başladığımdan bu yana gözlemlerim ve araştırmalarım sayesinde çok şey öğrendim. Kaliteli, özgün ve eskimeyecek türden içeriklerin her zaman değer gördüğünü bilmek, beni bu doğrultuda içerik üretmek için ciddi anlamda motive etti.

Bilgi kirliliğinin had safhaya ulaştığı günümüz dünyasında doğru ve yanlışı ayırt etmek son derece zor. Kopyala-yapıştır mantığı ile hareket ederek bir yere ulaşmayı hedeflemek iyi bir yol değil. Maalesef Türkiye'de gerçek anlamda içerik üreticisi çok fazla olmadığından dolayı kopya içerik çöplüğüne dönen sitelerin sayısı son derece fazla.

Daha fazla ziyaretçi çekebilmek adına şekilden şekile girmek, alakasız içerikleri sırf hit getiriyor diye ziyaretçi kitleye sunmak kısa vadede kazanç olarak görünse de uzun vadede hiçbir fayda sağlamayacak.

Atalarımız ne demiş: "Taşıma su ile değirmen dönmez" Kopya içerik bir yere kadar idare edecek. Ya sonrası? Ziyaretçiler azalacak, sitenin arama motorundaki konumu değişecek, güncelleme sıklığı azalacak. Sosyal medyada eskisi gibi ilgi görmeyecek ve yavaş yavaş çökecek. Sonu böyle olan bir sürü site var.

Yazmak, gerçekten yetenek işi. Profesyonel anlamda içerik üretmek, büyük emek istiyor. Bunu bıkmadan yapabilecek kaç kişi var? Medya İstasyonu'nu açtığımda tüm bu yazdıklarımın farkındaydım. Bu yüzden de oturup üşenmeden elimden geldiğince faydalı olabilecek yazıları yazdım. Özgün içerikler ile beslediğim Medya İstasyonu'nun maddi ve manevi anlamda faydasını gerçekten gördüm.

Yazarak nasıl para kazanıyorum?

Özgün içerik ihtiyacı olanlara ulaşmama gerek kalmadı. Onlar beni buldu. Nasıl mı? Tabi ki Medya İstasyonu aracılığı ile. Aralarında birçoğunuzun bildiği girişimler de vardı. Benim için iyi birer referans oldular. Peş peşe yazı işleri almaya başladım. İlk başlarda çok yüksek ücretler karşılığında yazı yazmadım. Piyasadaki standart tarife olan 100 kelimesi 1 TL, 200 kelime 2 TL gibi fiyatlardan da hiçbir şekilde yazı yazmadım. Çünkü kendi piyasamı ve ağımı oluşturmak istiyordum.

Yazı ihtiyacı olan ve ücret karşılığında başkalarına yazdıranlar bu piyasada gerçek anlamda kaliteli yazılar yazabilen çok fazla kişinin olmadığını gayet iyi bilir. Bu yüzden de fiyatlar çok komik. Yazı ihtiyacı olanlar arasında profesyonel olarak düşünen çok fazla olmadığından dolayı alan da veren de razı. Hal böyle olunca da 1-2 TL'lik yazılara çok rağbet oluyor.

Bana bu fiyatlardan yazmam için ulaşan kişilerin haddi hesabı yok. Hiçbir teklifi kabul etmedim. Çünkü bu işi yapanlardan bir farkım olmalıydı. Adam gibi bir adet yazı yazarak alacağım parayı onlarca yazı yazdıktan sonra neden alayım ki?

Ben kaliteye önem veren birisiyim. Kendi sitem için yazar gibi titiz bir şekilde hareket ediyorum. Aldığım yazı işlerini önemsiyorum ve profesyonelce çalışıyorum. Zamanında teslim ediyorum. İmla kurallarına, başlıklara, uzunluğuna dikkat ediyorum. Aceleye getirmiyorum.

Belli bir standart oluşturunca da yazı işleri zaman içinde artıyor. Yazı işlerinin yanı sıra yazı başına alınan ücretler de artıyor. Bu süreci bizzat yaşadım. Burada kendi pazarınızı oluşturmak önemli. Yeteneklerinizi iyi pazarlarsanız yükselme şansınız son derece yüksek. Taviz vermemelisiniz. Ucuzcu bir piyasada dik bir şekilde ayakta durabilmek, mücadele etmek büyük bir özveri istiyor.

Blogunuzu dijital bir CV olarak etkili bir şekilde kullanın. Genel blog gibi saçma sapan bir kavrama sığınıp çöp haline getirmeyin. Belli alanlara yönelik bıkmadan düzenli içerik üretin. İşlerin yoluna girdiğini göreceksiniz.

Ben Medya İstasyonu'nu bir vitrin olarak kullanıyorum. Bu yüzden hit, Page Rank, Alexa vb. kriterlere kafamı takarak asıl işim olan içerik üretmeyi ikinci plana itmiyorum. Yazmak istediğim zamanlarda içimden geldiği gibi yazıyorum. Yazmaktan keyif alırsanız çok daha iyi motive olursunuz. Yazdığınız her yazı sizi bir adım daha ileriye götürecek. Yazarak para kazanmak hayal değil. Zor da değil. Sadece sabredin, yazma becerilerinizi geliştirin ve gerçek anlamda çalışın.

Bir düşünün...

Sermayeniz; beyniniz, parmaklarınız, bilgisayarınız, internet bağlantınız... Bunlar son derece maliyetsiz şeyler. Bir dönem en çok izlenen videoların birinde biri demişti ya: "Beyin bedava" Evet, bedava. Önemli olan doğru zamanda doğru bir şekilde kullanmak...

Yazarak para kazanın, bir şeyler öğrenin network kurun.

Daha ne olsun?

Not: Bu konudaki tecrübelerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.





6 Mayıs 2014 Salı

Yazma motivasyonunuzu artırmak için enstrüman çalın

Blog yazarlığına büyük hevesler ile başlayan ve sonrasında düzenli olarak içerik üretemediği için blog yazmayı bırakan birçok kişi bulunuyor.

Blog yazmak, istikrarlı bir şekilde yapıldığında anlam kazanan bir uğraş. Bu yüzden blog yazarlarının içerik üretimi konusunda kendilerini iyi bir şekilde motive etmesi gerekiyor.

Blog yazısı yazma sürecini sekteye uğratan birçok faktör var. Bunlardan en önemlisi blog yazarının o anki ruh hali. Sakin bir kafa ile yazılmayan yazılar genelde özensiz olduğundan dolayı etkili olamıyor.

Örneğin; Medya İstasyonu'nundaki yazılarımı gerçekten yazmak istediğim zamanlarda ve sakin bir ruh haliyle kaleme alıyorum. Bunun için yazılarımı yazarken sabah saatleri ya da gece saatlerini tercih ediyorum. Eğer ruh halim elverişli değilse, keyifsizsem sırf güncel olsun diye yazma sürecine girmiyorum.

Yazmakta sıkıntı çeken blog yazarlarına zihinlerini rahatlatacak aktiviteler edinmelerini öneriyorum. Mesela; ufkunuzu genişletecek ve zihninizi rahatlacak bir aktivite olarak bir enstrüman çalmayı deneyin. Herkesin hoşuna gidecek ve çalabileceğini bir enstrüman illa ki vardır. Müzik, ruhun gıdasıdır unutmayın.

Küçük yaşlardan beri amatör müzik ile uğraşan biri olarak müziğe başlamanızı öneririm. Canım ne zaman sıkılsa, ne zaman kendimi stresli hissetsem klavyenin başına oturarak en sevdiğim şarkıları birkaç dakika çalıyorum ve gerçekten rahatlıyorum.

Son zamanlarda müzik aletleri satışı yapan sitelerde daha fazla vakit harcamaya başladım. Yeni bir müzik enstrümanı çalmayı öğrenmek istiyorum. Bundan dolayı uygun müzik enstrümanlarına göz atıyorum. Yaylı ve nefesli çalgılar ilgimi çekiyor.

Peki, bir müzik aleti çalmak size neler katacak? Hiç düşündünüz mü?

Bir müzik aleti çalmayı öğrenmenin ve bunu başarmanın insana sağladığı pek çok fayda olduğu biliniyor.

Zekanızı geliştirecek

Müziğin beyin üzerindeki etkilerini araştıran birçok çalışma mevcut. Özellikle küçük yaşlardan itibaren müzik aleti ile uğraşmak kişinin zeka düzeyinin belirli oranda artırarak, başarı oranının yükseltiyor. Hafızayı geliştiriyor, zihni canlandırıyor ve aktif hale getiriyor.

Disiplinli olmayı öğreneceksiniz

Bir müzik aletinin çalmayı öğrenmek tıpkı farklı bir dili öğrenmek gibi olduğu için zaman gerektiren bir uğraş. Bunu öğrenmek için belirli bir düzen ve disiplin şart. Günün belirli saatlerinde çalışmak, zaman ayırmak ve sürekli belli aralıklarla pratik yapmak size ve yaşamınıza bir disiplin getirecek.

Stresinizi azaltacak

Günümüzdeki yaşam koşullarında bazen çok bazen az miktarda stres yaşıyoruz. Bu yoğun tempoya bir ara verip dinlenmeyi hepimizin en doğal hakkı öyle değil mi? Bir müzik aletini çalmak, kafanızı boşaltmak, bir ara vermek ve rahatlamak için çok iyi bir aktivite olacak.

Motivasyonunuzu artıracak


Bir aleti çalmaya yeni başladığınızda, blog yazarlığına başladığınız ilk zamanlardaki gibi ilk başlarda zorlanabilirsiniz ve hevesiniz kaçabilir. Ancak çalıştıkça bunu başarmanın verdiği haz sizi motive edecek. İlk öğrendiğiniz parçalar basit olsa da gittikçe bunu geliştirebilir ve en son aşamaya kadar ilerleyebilirsiniz. Böylelikle en üst aşamaya varmak için aşama aşama ilerleyerek başarı için gerekli sabır ve motivasyonu kazanmış olacaksınız.

Yaşamınıza renk ve eğlence katacak

Başlangıçta zorlukları olsa da müzik aleti çalmak, hayatınızı değiştirir, basit ezgilerle başlayan müzik yolculuğu zamanla farklı müzik türlerinden örneklerle oldukça eğlenceli hale gelecek, ufkunuzu ve hayata bakışınızı değiştirecek. Böylece daha pozitif bir ruh haline sahip olarak nitelikli yazılar üretmek için gereken gücü kendinizde bulacaksınız. Bir müzik aleti çalmak, yazma alışkanlıklarınıza çok farklı boyutlar katabilir. Denemenizde fayda var. Kaybedeceğiniz hiçbir şey yok. Kazanacaklarınızı düşünün.

Müzik enstrümanlarına meraklıysanız ve kendinize uygun müzik aleti bakıyorsanız www.muzikbakkal.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

2011'den beri enstrüman satışının yanı sıra faydalı olabilecek müzikal bilgiler de veren Müzik Bakkal'da her bütçeye uygun çok sayıda müzik aleti bulunuyor. Sitede yer alan el yapımı müzik aletleri de ilginizi çekebilir.

29 Nisan 2014 Salı

Kötü blog yazısı yazmak için 14 neden

Blog yazıları yeterince okunmayan birçok blog yazarı, zaman içinde büyük hevesle oluşturduğu içerik üretme takvimine uymadığı gibi blogundan da soğuyor. Bu durum  blogların ilgisiz bir şekilde internette yer işgal etmesine neden oluyor.

Peki, blog yazarları böyle durumlarda nasıl hareket etmeli? "Yazılarım okunmuyor" diye bir kenara mı çekilmeli yoksa yazılarının okunmamasının nedenlerini mi araştırmalı?

Blog yazarlığında başarı, uzun soluklu ve çaba gerektiren bir iş. Açtığınız blog ile bir anda binlerce okuyucuya ulaşmanız mümkün değil. Bu yüzden sabırlı olmalısınız. "Aylardır blog yazıyorum ama hala yazılarımı çok az kişi okuyor" diyen blog yazarlarının kaçı blog yazılarının okunmama nedenleri üzerine kafa yordu?

Başka blogları, internet sitelerini eleştirmek kolay. Çuvaldızı kendimize de batırmamız gerekiyor. Blog yazarlığı sürecinde kendimizle ilgili birtakım analizler yapmazsak nasıl başarılı olacağız?

Bir blog yazısının okunmamasının birçok nedeni olabilir. Bunlardan en temeli ise blog yazısının kötü olmasıdır.

Gözlemlerim ve tecrübelerim doğrultusunda bir blog yazısının kötü olmasının sebepleri şunlar:

-Blog yazarının kendini o gün blog yazısı yazmak için şartlamış olması

-Blog yazarının ruh halinin kaliteli içerik üretmek için uygun olmaması

-Blog yazısının acele ile yazılmış olması

-Blog yazarının yazmak istediği konuyu kafasında netleştirmemesi

-Blog yazısının orijinal olmaması

-Blog yazısının okuyucular için değil arama motorları için yazılmış olması

-Yazma sürecinde yeterli araştırma yapılmaması

-Yazmak için uygun zaman dilimine karar verilememesi

-Yazılacak konu ile ilgili farklı bakış açısının yakalanamaması

-Blog yazarının hakkında yazdığı konuyu yeterince önemsememesi

-Blog yazarının içerik takviminin olmaması

-Blog yazısının çok kısa ya da çok uzun olması

-Blog yazısının okuyucunun ilgisini çekecek şekilde servis edilmemesi (Başlık, ara başlık, anlam bütünlüğü, imla kurallarına uygunluk vb.)

-Blog yazısının görünür olmasını sağlayacak unsurların doğru kullanılmaması (Anahtar kelime, temel SEO teknikleri)

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?



22 Nisan 2014 Salı

Blogundan para kazanmak istemeyenlerin yapması gereken 5 şey

Pek çok insan blog yazarak para kazanmanın kolay olduğunu zannederek bu uğurda hiç bir ön hazırlık yapmadan, hiç bir zahmete katlanmadan bloglarını açarlar.

Hayal, bir an önce para kazanmak ve zengin olmaktır. Ancak bu şekilde hareket eden ayran gönüllü blog yazarları daima hüsrana uğrar ve bloglarını bir süre sonra kaderine terk ederler.

İşte size “Blogunuzdan para kazanmak istemiyorsanız yapmanız gereken 5 etkili adım”...

Bu nasıl bir yazı?

Bu soruyu bekliyordum. Bir şeyler ters gitti sanırım. Okumaya devam ederseniz beni daha iyi anlayacaksınız. Sözü fazla uzatmadan maddelerimizi sıralamaya başlıyorum.

1. Kopyaladığınız içerikleri kullanın.

Blogunuzu açtınız, gerekli hazırlıklar da olmadığına göre blogda yayınlanacak bir şeyler gerek. İnternet derya deniz bir bilgi okyanusu. Açın bir site kopyalayın gitsin.

Anlamı: Özgün içerik bir blog yazarı için en önemli pazarlama aracıdır. Eğer siz, başka blogların üzerinde saatlerini belki günlerini harcayarak hazırladıkları içeriklerini, sanki siz yazmışsınız gibi kopyalayıp aynen kendi blogunuzda yayınlarsanız, blogunuzdan para kazanmayı ve blogunuzu başarılı noktalara taşımayı unutun.

2. Yeterli zamanı blogunuza ayırmayın.

Blogunuzu iyi noktalara taşımak istiyorsunuz ve ayrıca blogunuzdan iyi paralar kazanmak istiyorsunuz. Ancak tüm bunlar olurken blogunuza çok zaman ayırmak istemiyor, girdiğiniz bir iki içerikle binlerce takipçiye sahip olmak istiyorsunuz. Blogunuzla bakışıp ziyaretçilerin size uğramasını bekleyin.

Anlamı: Eğer blogunuzla yeterince ilgilenmezseniz onu kaderine terk ederseniz, önce sizi ziyaretçileriniz bırakacak, sonra da arama motorları. Özgün içerik hazırlamak, takipçilerinizden gelen yorumları veya e-postaları okumak, cevaplamak, blogunuzun tasarımıyla ilgilenmek, başka blogları okumak, anlamak, blog dünyasındaki yenilikleri takip etmek, blogunuzu daha ilerilere taşımak için kafa yormak, blogunuza ayırmanız gereken zamanın sadece bir kaç maddesini oluşturuyor.

3. Düzenli yazı yazmayın.

Blogunuzdan para kazanmak için düzenli yazmanız, blogunuzu güncel tutmanız gerekmez. Aynı gün arka arkaya 6 içerik girip, blogunuza 4 ay hiç içerik girmeseniz de olur.

Anlamı: Aslında bu madde, birinci madde ile doğrudan alakalı. Blogunuzu güncel tutmanız ve belirli aralıklarla içerikler yayınlamanız çok önemlidir. Blogunuzu ilk açtığınızda elinizde pek çok içerik fikri vardır. Ancak bu fikirler zamanla azalabilir. Bu yüzden bir blog için en önemli şey olan özgün içeriklerinizi belirlediğiniz periyotlarda yayına almak çok önem arz eder. Örneğin elinizde hazırladığınız 5 içerik varsa ve siz bu içerikleri aynı gün yayına alıp bir daha 1 ay yazı yayınlamıyorsanız yanlış yoldasınız. Onun yerine bu 5 yazıyı 4 gün arayla yayına almanız size yeni içerikleri hazırlamanız için 20 gün gibi bir süre kazandırırken, okuyucularınız ve blogunuza reklam vermek isteyeceklere de güncel bir blog olduğunuzu gösterirsiniz.

4. Bencil Olun. Sadece kendi blogunuzla ilgilenin.

Blog sizin blogunuz, bir başkasının değil. O yüzden kendi blogunuzdan başka blogları okumayın, ilgilenmeyin, yorum bırakmayın. Başkalarının yazılarını paylaşmayın. Onlar sizinkini paylaşmadan, siz başkalarınınkini paylaşmayın.

Anlamı: Blogunuzu iyi noktalara getirmenin yollarından birisi de, diğer blogları takip etmek, içeriklerini okumak, onlarla ilgilenmekten geçer. Bu durum sizin ve dolayısıyla blogunuzun tanınmasına sebep olur. Yavaş yavaş blogunuzun ağını geliştirir ve farklı insanların da blogunuzdan haberdar olmasını sağlarsınız. Diğer blog yazarlarıyla ortak hareket edecek projeler oluşturabilir ve güzel işlere imza atabilirsiniz. Bu da blogunuzun kalitesini ve marka değerini arttıracak bir davranıştır.

5. Karmakarışık bir tema seçin.

Blogunuzdan para kazanacağınız için, etrafta ne kadar banner reklam olursa o kadar iyi, hatta bence içerikten çok onlara yer verin. Ziyaretçilerinizin gözüne gözüne reklamları sokun ki daha çok gelsinler, daha çok ilgilensinler. İçeriğinizi ikinci plana atın. Öncelik reklamlarınızda olsun.

Anlamı: Bir blog açtığınızda önceliğiniz hiç bir zaman temanız veya tasarımınız olmasın. Önceliğiniz daima ve daima içeriğinizle ön plana çıkmak olsun. Tasarım zamanla düzeltilebilecek, zamanla ilgilenilebilecek bir şey. Ufak tefek iyileştirmeler nasıl olsa yaparsınız. Hiç bir zaman blogunuza aldığınız reklamlar, içeriklerinizin önüne geçmemeli. Blogunuza gelen bir ziyaretçi içeriğinizi okumak için reklamlarla cebelleşmemeli. Dengesini çok iyi ayarlamalısınız. Bu şekilde olduğunda insanlar blogunuzu daha çok takip edecek ve önünüze farklı kapılar açılacaktır.

Tüm yukarıda saydığım maddeler sizin blogunuzdan günün birinde (hedefleriniz içindeyse) para kazanıp, kazanamayacağınızı belirler. Aynı zamanda blogunuzun uzun ömürlü olup, olmayacağını da belirler. Bloglarımızı hazırlarken hiç bir zaman unutmamamız gereken en önemli adım, içerik kalitemizden ödün vermeden, bol bol kaliteli ve yararlı olabilecek yazılar üretmek olmalıdır. Her zaman daha iyisini nasıl yaparım şeklinde düşünerek içeriklerimizin kalitesini 1 adım daha öteye taşımalıyız. Siz de blogunuzdan para kazanmak istemiyorsanız yapmamanız gerekenler konusunda kendi maddelerinizi veya önerilerinizi yorum olarak yazarsanız yazıya güzel bir katkıda bulunmuş olursunuz.

Yazı ve Yazar Hakkında:


Merhaba ismim Murat. Bu yazımı “Medya İstasyonu” için yazdım. 2 seneden fazladır Biraz Yazalım adlı bir blogum var. Biraz Yazalım’da Kitap, Çizgi Roman, İnternet, Doğa ve Çevre, İnternet ve Enerji kategorilerinde eşim ve babam ile birlikte güzel içerikler üretiyoruz. Herkesi blogumu incelemeye ve takip etmeye beklerim.

Blogumun adresi: http://birazyazalim.blogspot.com.tr

Facebook Sayfası: https://www.facebook.com/BirazYazalim

3 Nisan 2014 Perşembe

Medya İstasyonu 1 yaşında

Geçen sene bugün blog dünyasına adım atan Medya İstasyonu birinci yaşını doldurdu.1 yıldır daha iyi ve kaliteli blogların oluşmasına fikri anlamda katkı sağlamak için nitelikli ve fayda sağlayıcı içerikler üretmeye ciddi anlamda özen gösterdim.

Yazılarımın hiçbirini özensiz yazmadım. İçimden yazmak gelmediği zamanlarda elimi klavyeye sürmedim. Bu yazıya kadar 227 yazı yazmışım. 228'inci yazımı da Medya İstasyonu'na ayırdım. Bugün onun doğum günü...

Medya İstasyonu'nu açmamdaki en büyük sebeplerden biri de blog yazarlığı hakkında yeterince aydınlatıcı, fayda sağlayıcı ve farklı bakış açıları ile yazılmış yazıların son derece az olmasıydı. Yıllardır üvey evlat muamelesi gören, ucuz reklamın, kolay para kazanmanın kapısı olarak görülen bloglara hak edilen değerin verilmesi gerektiğine olan inancım, Medya İstasyonu'nun doğmasındaki en büyük etkenlerden biriydi.

Medya İstasyonu ile 1 yılda neler yaptım?

-227 tane yazı yazdım.

-Twitter'da yazılarımın yanı sıra fayda sağlayıcı, mesaj verici iletiler de paylaştım. Twitter kapatılmadan önce 200 civarı takipçi vardı. En son ne oldu bilmiyorum. Yasaklandığından beri giriş yapmadım.

-Google+ 'da hatırı sayılır takipçi kitlesine ulaştım.

-Facebook'ta da 100'ün üzerinde takipçi kitlesine ulaştım.

-Linkedin'de de yazılarımı fırsat buldukça paylaştım.

-Her bir okuyucuyu önemsedim.

-Rakamlara takılı kalmadım.

-Nicelikten çok niteliğe önem verdim.

-Az ama öz okuyucu kitlesine ulaşmayı hedefledim. Başarılı olduğumu düşünüyorum.

-Yazılarımı okuyanların çoğu Google üzerinden organik bir şekilde Medya İstasyonu'na ulaştı.

-Blog ile ilgili temel anahtar kelimelerde üst sıralarda yer almaya başladım.

-Yazılarıma çok sayıda okuyucu yorumu geldi. Bunların birçoğunu cevaplamaya çalıştım.

-Okur ile etkileşimi üst seviyede tutmaya özen gösterdim.

-Mümkün olduğunca düzenli yazı yazmaya çalıştım. Zaman zaman içerik takviminden şaştığım zamanlar da oldu.

-Medya İstasyonu DMOZ'a da kayıt oldu.

-Google'ın son PR güncellemesi ile PR3 değerine ulaştı. PR değerlerini çok önemsemiyorum.

-Alexa verileri bir ara bayağı düşüşe geçse de son zamanlarda yükselmeye başladı. Alexa rakamlarına takılmıyorum.

-Medya İstasyonu'na Kırgızistan üzerinden ciddi bir ziyaretçi akışı var. Alexa verilerine Kırgızistan'da 500-600 arası gidip geliyor. Şaşırtıcı bir durum.

-Medya İstasyonu sayesinde birçok yazı işi teklifi aldım. Bunlardan bazılarını kabul ettim, bazıları da geri çevirdim.

-Advertorial içerik ihtiyacı olanlar ulaştı, zaman zaman tanıtım yazıları da yayınladım.

-Bloglar hakkında bilgi sahibi olmak isteyen birçok kişiden e-posta aldım.

-Medya İstasyonu'nun teması 1 yıl içinde 1 kere değişti. Şu anki tema ikinci teması.

-Bir dönem Adsense reklamı koydum, Bumerang tekliflerinin bazılarını yayınladım.

-Satış ortaklığı sistemini hiç denemedim.

-Blogger tema düzenleme ile ilgili temel işlemleri öğrenme fırsatım oldu.

-Wordpress kurulumu ile ilgili temel bilgileri öğrendim.

-Blog yazarak para kazanılabileceğinin mümkün olduğunu bizzat yaşayarak öğrendim.

-Medya İstasyonu sayesinde ağımı genişlettim.

Aslında daha fazla şey var ancak şimdilik aklıma gelenler bunlar. Bundan sonraki süreçte de yazmayı sürdüreceğim. Bu aralar biraz yoğunluğum var. Bu yüzden her zaman yazamıyorum. Yazmayı istediğim birçok konu başlığı ajandamda bekliyor.

"Medya İstasyonu'nu takip eden, yazılarıma değerli yorumlarını eksik etmeyen tüm okuyucularıma teşekkür ediyorum. Birlikte daha kaliteli, okunabilir ve fayda sağlayacak bloglar oluşturmaya tüm gücümüzde devam edeceğiz."

Medya İstasyonu ile birlikte nice uzun senelere diyeyim...

Peki, blog yazarak siz nelere kazandınız?

Blog yazmaya başladığınızdan bu yana neler değişti?









7 Mart 2014 Cuma

Özgün ve faydalı içerik internetin vazgeçilmezi olacak

Blog yazmak, uzun soluklu ve gerçekten emek isteyen bir uğraş. Bunun bilincinde olan kişiler er ya da geç bir noktaya geliyor. Acelecilik, her işte olduğu gibi blog yazarlığında da önemli bir sorun.

Çoğu blog yazarı, blog yazarak kısa bir zamanda bir noktaya erişeceğini ve para kazanacağını düşünüyor. Keşke her şey bir blog açmak ile bitse...

Asıl iş, blogu açtıktan sonra başlıyor. Bloglara hayat veren en önemli şeyin içerik olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Blogunuzun adı, teması mükemmel olabilir. Ancak içeriğiniz yetersiz ve okuyuculara bir fayda sağlamıyorsa blogunuz bir hiçtir.

Özgün ve faydalı içerik, son yıllarda internette en çok önemsenen şey oldu.

Peki, neden?

-İnternet kullanıcısı arttıkça internette ciddi bir bilgi akışı olmaya başladı.

-Kullanıcılar artık kendilerine fayda sağlayacak, kolayca ulaşılabilecek temiz bilgiyi arama başladı.

-Paylaşılan içerikler arasında tekrar ve eksik bilgilerin yer alması, özgün ve benzersiz içeriklere olan önemi artırdı.

-Fayda sağlayıcı ve eskimeyen türden içerik üretenler yoğun bilgi akışının arasından sıyrılarak çok iyi bir noktaya ulaşmaya başladı.

-İçerik üreticilerinin hedef kitlelerin gözünde otorite konumunda yer almaları, prestijin yanı sıra ciddi kazanç kapılarını da araladı.

-İnternet kullanıcıları kopya içeriklerin yer aldığı yayınlara itibar etmemeye başladı.

-Güncel ve doyurucu içerik sunan siteler/bloglar yerini gün geçtikçe sağlamlaştırdı.

-İçeriğin pazarlama faaliyetlerindeki gücünü keşfeden markalar, içerik üreticilerini mercek altına aldı.

-Okuyucu sadakati önemsenmeye başlandı. Bu yüzden nitelikli içeriğe ihtiyaç arttı.

-Nitelikli içerik üreterek para kazanmak, içerik yazarlarının en önemli gelir kaynaklarından biri oldu.

-Sektördeki nitelikli içerik ihtiyacının farkında olan kişiler içerik ajansı adı altında hizmet vermeye başladı.

-Var olan konulara farklı bir bakış açısı getiren, ilgi çekici şekilde yazarak okuyucuya sunan yazarlar adından söz ettirmeye başladı.

-Okuyucuların standart bir ifade ile yazılan yazıları sıkıcı bulması, yaratıcı içerik kavramını öne çıkardı.

Bundan sonraki süreçte içerik üretimini nitelikli ve okuyucuların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yapan kişiler ciddi bir konuma ulaşacağı gibi, önemli paralar da kazanacak. Türkiye'de içerik pazarlama faaliyetleri hala emekleme aşamasında.

İçerik pazarlama, birçok işletme tarafından sosyal medyada birkaç resim ve paylaşım olarak algılansa da bu zamanla değişecek.

Güçlü içeriklere sahip olanlar, üretelenler internet dünyasının gözdeleri olacak.








18 Şubat 2014 Salı

Blogculuk kolaya kaçarak yapılmaz

Blog yazarlığı ile ilgili faydalı olabilecek ve farklı bakış açısıyla okuyuculara sunduğum yazılara gelen yorumları önemsiyorum.

Zaman zaman saçma sapan yorumlar geldiği de oluyor. Blog yazarak para kazanmak gibi klasikleşmiş bir başlık ile alakalı yazıları okuyup hemen para kazanacağını sanan kişiler umduklarını bulamayınca bir anda sert bir tavır takınabiliyor.

Geçenlerde bir yazıma adı sanı belli olmayan birinden bir yorum gelmiş: "Misal sen, blog yazarak para kazanma konusu dikkatini çekmiş ve yazmak istemiş. Eee, hani para kazanma kısmı?  Kusura kalma, boş yere 10 dakika harcadım sitende."

Bu kişi "hani para kazanma kısmı?" diye soruyor. Kolay para kazanmanın yolunu bulamadı ya kızdı ve öfkeyle bu yorumu bırakıp gitti. Bu ve bunun gibi onlarca yorum aldığım zamanlar oldu.

İnsanda önce bir yorum adabı olmalı. Tanımadığımız kişilere nasıl hitap edilmesi gerektiğini hala bilmeyenlerimiz var. Yorum yazarken çoğu kritere dikkat edilmiyor. Bir anlık öfke ile yazılan, saçma sapan ifadeler barındıran yorumlar ile bir yere varılmaz.

Bu kafayla kaliteli ve para kazandıran bir blog oluşturmak hayal. Bunu akıldan çıkarmamak lazım.

Kolaycılıktan vazgeçilmeli

Kolaycılık, bu çağın en kronik sorunu. Her şeye bir anda sahip olma isteği, kaliteyi ve sürekliliği ciddi anlamda baltalıyor. Blog yazarlığı, para kazanmanın garanti yolu değildir.

Çalışırsanız, bağlantı kurar ve nitelikli içerikler üretirseniz zamanla bir noktaya ulaşırsınız. Öfkeyle kalkarsanız zarar ile oturursunuz. Bu yüzden atacağınız adımlara çok dikkat etmelisiniz.

Şu blog yazarak para kazanmak konusuna takılmayı artık bir kenara bırakmanın zamanı gelmedi mi?

Neden işin kolayına kaçmayı düşünüyoruz?

Öğrenemedikten sonra da neden karalama yoluna gidiyoruz?

Neden daha iyi bloglar oluşturmak için kafa yormuyoruz?

Neden kaliteli ve fayda sağlayıcı içerik üretmek için çalışmıyoruz?

Neden sabırlı bir şekilde, çalışarak bu yolda ilerlemiyoruz?

Neden başkalarının uzun zamanda, ciddi tecrübelere dayanarak öğrendiklerine bir anda sahip olma hevesindeyiz?

Neden meyve veren ağacı sürekli taşlamanın derdindeyiz?

Neden diğer blog yazarlarının ürettiği nitelikli ve fayda sağlamayı amaçlayan yazılara bu kadar öfke duyuyoruz?

Neden içerik üreticilerine saygı duymuyoruz?

Neden? ile başlayan ve sorulması gereken o kadar çok sorun var ki...

Devamını da tamamlamanız için size bırakıyorum.






4 Ekim 2013 Cuma

Seyahat blog yazarları hakkında ilginç istatistikler

Markaların/şirketlerin tematik bloglara olan ilgisi son zamanlarda daha fazla artmaya başladı. Belli konular üzerine blog yazan ve hedef kitlesine kaliteli içerikler sunan blog yazarları, şirketlerin çekim alanında.

Tematik bloglar arasında en çok ilgi gören blog türlerinden biri olan gezi-seyahat blogları ile ilgili seyahat arama motoru Skyscanner bir araştırma yaptı. Skyscanner'ın araştırmasında Türkiye’deki seyahat bloggerları ile ilgili ilginç bilgiler yer alıyor.

Skyscanner'ın seyahat blog yazarlarını konu alan anketinin sonuçlarına göre;

Seyahat blogu yazanların %49'u 30-40 yaş grubunda yer alıyor.

Seyahat blog yazarlarının %46'sı kadın.

Seyahat blog yazarlarının %42'si evli.

Seyahat blog yazarlarının %84'ü üniversite mezunu.

Yüksek lisans yapanların oranı %30.

%10'luk bir kısmı 2 yıllık yüksekokul mezunu.

%36'sının yaşı 30'un altında.

Seyahat blogu yazanların % 46'sı vize uygulanmayan ülkelere gitmeyi tercih ediyor.

Seyahat blogu yazarlarının %10'un vize başvurusu bir kez de olsa reddedilmiş.

%41'i uçak biletlerini bilet karşılaştırması yapan sitelerden temin ediyor.

%51'i doğrudan havayolu sitesinden satın alıyor.

 Seyahat blogu yazanların ortalama harcadığı para miktarı;

%44'ü 500-1000 € arası

%23'ü 1500 € ve üzeri

%18'i 1000- 15000 €

%16'sı 500 € altı

Seyahat blogu yazanların %66'sının blog yazarlığı kariyeri 3 yıldan az.

Seyahat blogu yazanların %98'i en az bir yabancı dil biliyor.

2 yabancı dil bilenlerin oranı %20

Tam zamanlı bir işte çalışanların oranı %60

%55'i seyahatte ortalama bir hafta kalıyor.

Seyahate 2 haftadan fazla zaman ayıranların oranı %32

Seyahat blogu yazanların %32'sinin tercihi Güney Amerika.

En az tercih edilen kıta %5 ile Kuzey Amerika.

Yabancı bir seyahat blogunda Türkiye'yi tanıtan bir blog yazısı yazsanız hangi bölgeyi tanıtırdınız sorusuna %43'ü "Ege bölgesini yazardım" cevabı veriyor. İkinci tercih edilen bölge ise Karadeniz.

%44'ü yılda en az 3 kez seyahat ediyor.

%53'ü her yıl 3'ten fazla seyahat gerçekleştiriyor.

23 Eylül 2013 Pazartesi

Bloglar için rakip analizi önerileri

Blog yazarları arasında rekabet olduğunu ya da olabileceğini hiç düşündünüz mü? İnternette birçok web sitesinin rekabet halinde olduğunu biliyoruz.

Daha fazla ziyaretçi çekmek, reklam gelirlerini artırmak, arama motoru sıralamasında üst sıralarda yer almak birçok web sitesi sahibinin istediği bir şey.

Ben bu rekabetin blog yazarları arasında da yaşanabileceğini düşünüyorum.

Çünkü internet ortamında binlerce blog var. Bu bloglar içinde aynı ya da benzer konulara sahip olanları da var. Sadece kişisel ya da tematik olarak yayın yapanlar da...

Dolayısıyla aradan sıyrılmak ve daha iyi bir konuma ulaşmak için birtakım girişimlerde bulunmak  isteyen blog yazarları mutlaka çıkacaktır. Bu da doğal olarak bir rekabet ortamını doğurabilir.

Bana bu konu ile ilgili geçmiş dönemlerde birkaç blog yazarından mail gelmişti. Kendilerine rakip olarak gördükleri ve kendi bloglarından daha iyi bir konumda bulunan bloglar ile rekabet etmek için neler yapılması gerektiğini soranlar olmuştu.

Bu yazımda bana gelen e-maillerdeki sorulardan da yola çıkarak blog sahipleri için birkaç rakip analizi önerisinde bulunmak istedim.

Bloglar için rakip analizi önerileri

-Hali hazırda rakip olarak gördüğünüz blogları tespit edin.
   
-Sizin hedeflediğiniz anahtar kelimelerde yapılan aramalarda organik olarak üstte çıkan blogları tespit edin.

 -Blogunuza rakip olarak gördüğünüz bloglar hakkında arama motorlarında bir araştırma yapın. (O blog hakkında kim neler yazmış, söylemiş, paylaşmış?)




-Blog konunuz ile aynı ya da benzer içerikleri Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlarda paylaşan blogları tespit edin.
   
-Sizin hedef kitlenizin takip ettiği başka blogları da tespit edin.

-Rakip olarak gördüğünüz blogların temalarını, yerleşimlerini inceleyin.

-Rakip olarak gördüğünüz blogların reklam yerleşimlerine dikkat edin.

- İçerik paylaşım sıklığını gözlemleyin. (Günlük, haftalık, aylık vb.)

-Sosyal medya sitelerindeki paylaşımlarına dikkat edin. (Ne tür içerikler paylaşılıyor? Video, yazı, fotoğraf, infografik)

- Rakip blogda olup da sizin blogunuzda olmayan eklentileri, sayfaları tespit edin.

-Alexa, Pagerank gibi değerleri kıyaslayın.

-Konuk yazar alıp almadıklarını kontrol edin.

-Blog çekilişi düzenleyip düzenlemediklerine bakın.

-Hangi sosyal ağları kullandıklarına ve hangilerinde daha fazla aktif olduklarına bakın.




19 Eylül 2013 Perşembe

Daha iyi bloglar için bunlara dikkat!

İnternet ortamında milyonlarca blog yer alıyor. Bu blogların arasında düzenli olarak güncellenen, binlerce takipçisi olanlar da var çöp blog haline dönmüş olanları da...

Her işte olduğu gibi bloglarda da kaliteli ve etkili yayıncılık önemli bir kriter. Peki, bir blogun gerçek anlamda kaliteli sayılabilmesi için neler gerekli?  Hiç düşündünüz mü?

Daha nitelikli bir blog yazarlığı yapabilmek adına çalışmalarımı sürdürürken birçok blogu da inceleme fırsatı yakalıyorum. Gözlemlerim doğrultusunda kaliteli ve gelecek vaat eden bir blogun sahip olması gerekenler hakkında birkaç şey yazmak istedim.

Blogun çapı önemli

Bloglar genel ve tematik olarak iki ana grupta toplanabilir. Gözlemlerim doğrultusunda tematik blogların daha etkileşimli ve dikkat çekici yayınlar olduğu kanısına vardım.

Tematik bir blogda ele alınan konuların takipçileri de o konular ile doğrudan ya da dolaylı bir şekilde ilgilenen kişilerden oluşuyor. Dolayısıyla belli bir takipçi kitlesi var. Bu tür blogları, karşılıklı iletişim ve etkileşimin had safhada olduğu bloglar olarak tanımlayabilirim.

Sağdan soldan toparlanan, her konu hakkında içeriklerin yer aldığı bloglar, bana en başından beri samimi gelmiyor. Bu tür bloglarda ziyaretçi kaygısı biraz daha fazla. Bu yüzden her tarz içerik bulmak mümkün. Bu da zamanla bir kirliliği de beraberinde getiriyor.

Kişisel olup ta yazarının gözlemleri doğrultusunda birtakım özgün içeriklerin yer aldığı blogları konumuz dışında tuttuğumu belirteyim.
 
Orijinal bloglar oluşturulmalı

Blog sitelerindeki tek tipleşme de dikkatimden kaçmadı. Örneğin;  Webrazzi gibi hareket eden, neredeyse aynı içeriklere yer veren birçok site/blog var. Sosyal medya, internet girişimciliği vb. konular popüler diye illa ki bu alana yönelmek gerekmiyor. Alt başlıklar da düşünebilir.

Öncelikle gerçekten keyif alınan konularda başarılı içerikler üretilmeli. Blog yayıncılığında özgünlük asla ikinci plana itilmemeli. Taklitten mümkün olduğunda uzak durulmalı. Bloglar için özgün içerik candır.

Blogun teması sık değişmemeli

Blog yazarlarının çoğu sık sık tema değişikliğine gidiyor. Bu da hem ziyaretçiler açısından hem de arama motorları açısından sıkıntılı bir durum. Tema seçimini baştan kullanışlı, gözü yormayacak ve ziyaretçileri sıkmayacak bir şekilde yapmak lazım.

Bazı bloglara bakıyorum gerçekten çok güzel temaları var ancak içerik bakımından sıfır durumdalar. Unutmayın, bir blogu ayakta tutan en önemli unsur kaliteli, fayda sağlayıcı özgün içeriklerdir. Görsellik tabiki önemli ama içerik yoksa ne yapılacak? 

Sosyal ağlardaki paylaşımlar güncel olmalı

Sosyal ağlar, blogların daha fazla kişiye ulaşması için önemli bir işleve sahip. Buralardaki paylaşımların sıklığı ve takipçiler ile diyalog kurmak blog yazarına artı puan kazandıracak. Blogunuzun düzenli olarak güncellenmesinin önemli bir unsur ancak sosyal medya hesaplarınızın da aynı şekilde düzenli olarak güncellenmesi de önemli.

Sosyal ağlarda organik takipçi edinmek, bir blogu şaha kaldıracak en önemli adımlardan biri. Sizi fayda sağlayıcı içerikler ürettiğiniz için kendi isteği takip eden kişiler, yazılarınızı paylaşabilir, yorumlayabilir. Bu da sizin organik bir şekilde arama  motoru sıralamalarında üst sıralarda yer almanıza olanak sağlar.

Blog ve yazar hakkında bilgiler yer almalı

Blogunuz hakkında detaylı bilgilerin (amacınız vb.) yer aldığı bir sayfanız mutlaka olmalı. Bunun yanı sıra kendinizden bahsetmeyi de (kariyeriniz, blog yazarlığı tecrübeniz, eğitim durumunuz, projeleriniz vb.) ihmal etmeyin.

Blogunuzu ziyaret edenler hem sizin hakkınızda  hem de blogunuz hakkında bir şeyler öğrenmek  isteyecektir. Blogumda yer alan "Hakkımda" sayfası sayesinde birçok kişi bana ulaştı ve fikir alışverişinde bulundu.

Reklam dengesi iyi kurulmalı

Blog yazarak para kazanmanın birçok blog yazarının en büyük isteği olduğunu gayet iyi biliyorum. Bana gelen maillerde de bu sıkça dile getiriliyor. Yeni açılan bloglarda içerikten çok reklamların öne çıkması blogun geleceği açısından sakıncalı bir durum.

İlk başlarda içeriğe yatırım yapılmalı. Reklamlar ile blog çöpe çevirilmemeli. Ayrıca bloga reklam yerleşimleri de ziyaretçilerin canını sıkmayacak ve onları blogdan soğutmayacak şekilde olmalı.

Hitap tarzınıza dikkat etmelisiniz

Geçenlerde blogumu takip eden biri bana bir e-posta gönderdi. E-postada blogumdaki üst başlıklardan birine eleştiri vardı. Maili gönderen arkadaş biraz dozu aşmış. Yazarken de biraz hiddetlenmiş. Arkadaşın eleştirisi ve önerileri "siz" ile başladı mailin ortalarına doğru "sen" oldu ve sertleşti. Sonu yine "siz" olarak bitti.

Ben de bu kibar bir şekilde cevapladım ve mailinin hatalı içerikler içerdiğine dair yapıcı bir yanıt verdim. Eleştiriye açık biriyim ancak dayatmalara ve kendi yaptığım çalışmalara müdahale edilmesine izin veremem.

İster bir blog yazarı olun ister bir okur... Hitap şeklinize, yazılara bıraktığınız yorumlara mutlaka dikkat edin. İnsanlara kendi istediklerinizi, içinizde yarım kalanları yapmaları konusunda dayatmalarda bulunamazsınız. Bu etik değil zaten. Sevmeseniz de, beğenmeseniz de saygı duymayı bilmelisiniz. Maalesef bu konu hakkında duyarlılık yeterli düzeyde değil.

Sizin de bu konu hakkında önerileriniz varsa yorum yazabilirsiniz.







31 Ağustos 2013 Cumartesi

Emek olmadan yemek olmaz!

Blog yazılarında ve diğer web siteleri için üretilen yazılarda samimi ve sabırlı olmak son derece önemli iki nokta.

Samimi bir şekilde kaleme alınan, emek harcanarak fayda sağlayıcı bilgilerin sunulduğu yazılanlar okuyucuları sıkmadığı için ilgi daha fazla oluyor. Bunu Medya İstasyonu'nda yazdığım blog yazılarından da gördüm.

Bence bir yazının geniş kitlelerce okunmamasının en büyük nedenleri samimiyetin olmaması, çok uzun metinler, kelime ve cümle tekrarları, imla hataları, bilgi ve fayda sağlayıcılıktan yoksun olması ve acelecilik.

Okur odaklı yazılmayan bir yazının herhangi bir fayda sağlamayacağının artık kesin olarak bilinmesi lazım. Ancak hala bunu anlamak istemeyen kişiler var.

Yazmak, bir blog/site yazarının en büyük silahı. Etkili yazılar yazabilen, yazılarında fayda sağlayıcı unsurları barındıran yazarlar her zaman bir adım daha önde olacak. Çünkü yazı hala internetteki en önemli içerik öğesi.

Yazmak, yetenek isteyen bir iş. Herkesin güzel ve etkili bir yazı yazamayacağını biliyoruz. Bunun için ciddi pratikler yapılması lazım ve bol bol bir şeyler okumak gerek.

Blog yazarları kadar yazmayı profesyonel anlamda yaptığını iddia eden daha öncesinden hiçbir tecrübesi olmadığı halde bir anda "SEO uyumlu makale yazarı" olanlar da var. Bunların işi gücü 100 kelime 1 TL, 200 kelime 2 TL gibi "Ne alırsan, ne verirsen" mantığı ile hareket ederek müşteri kapmak.
 
SEO uyumlu yazı yazan ne kadar çok kişi varmış

SEO uyumlu diye yazılan yazıların çoğuna gülüp geçiyorum. Bunlar gerçekten çöplükten başka bir şey değil. Bu çerçevede yazılan yazıları bir okusanız siz de bana hak vereceksiniz. İnternet dünyasında bu işi gerçekten hakkıyla yapan, profesyonellik çerçevesinde makale yazan, tanıtım yazısı yazan kişilerin çok fazla olduğunu düşünmüyorum.

Hatta bu yazım işlerini ajans olarak yürütenler dahi bu işi tam olarak beceremiyor. Geçenlerde bir forum sitesinde içerik ajansının yazı örneklerine denk geldim.

Birkaç yazı örneğini paylaşmışlar. Yazıları okudum inanın ki hiçbir şey anlamadım. Ne bir ara başlık var, ne yazım kuralları var, ne paragraf var. En önemlisi yazıyı baştan sona okutacak bir akış yok.

İşin garip tarafı forum sitelerinde büyük kampanyalar ile satılan, kaliteden son derece uzak bu yazıların bol miktarda alıcısı var. Neden mi? Fiyatı uygun. 100 kelime 1 TL diyorlar. SEO işiyle uğraşanlar balıklama atlıyor. Kaliteyi önemseyen çok kişi yok. 1 TL'lik bir yazı ile ne verim alınır ki? 100 kelimelik bir yazının 50 kelimesi tekrar zaten.

Bu işi profesyonel anlamda yaptığını iddia eden içerik ajansları da fiyatları bu denli düşürmüşse burada sorgulanması gereken bir şeyler var.

Bu ucuz yazı işçiliği  son zamanlarda benim çok canımı sıkıyor. Kolaya kaçan, niteliksiz işler ile "kısa zamanda para kazanayım, ziyaretçi çekeyim" diye bakan kişilerin sayısı maalesef artıyor.

Bana çoğu zaman içerik yazarlığı hakkında onlarca iş teklifi geliyor. Her seferinde "gel bizimle çalış, daimi iş, aylık bu kadar yazı yazarsın" gibi mailler alıyorum.

Açıkçası bu tür işlere pek sıcak bakmıyorum. Bir yazım işi olacaksa bu gerçekten kaliteli kişiler ile çalışılarak yapılmalı. Ben yazıyı sadece para kazanmak için yazmam. Yazdıklarımdan önce ben keyif almalıyım ve memnun kalmalıyım ki ortaya kaliteli bir ürün çıksın.

Komik fiyatlar sunarak "bütçem bu kadar, daha fazlasını veremem" diyenler ile çalışmak bana ters.

Bütçen o kadarsa neden tırmalıyorsun? Bırak o zaman bu işleri. Sen SEO çalışmaları yaptığın kişilerden ya da firmalardan hatırı sayılır paraları alacaksın. Emek harcayanlara gelince "bütçem az" nağmelerine başlayacaksın. Başkalarının emeğinin sömürülmesi kadar acı bir şey var mı?

Bu yazım işlerini gerçekten hakkıyla yapanlar adam gibi yazılar yazmak için kendilerini yırtsın, sen gel "100 kelime 1 TL 20 tane, 50 tane yazı lazım" de.

Olmaz arkadaş...

Google'ı ancak bir yere kadar kandırabilirsiniz

Zaman gelecek o çöp yazıların ve yazarların da modası geçecek. Bak Google'a sık sık algoritma değişikliği yapıyor. Artık gerçek anlamda profesyonelliği önemseyecek. Aynı bir insan mantığı ile çalışıyor. Her şeyi takip ediyor. Kimin gerçekten emek harcadığını, kimin copy-paste yaptığını gayet iyi biliyor. Şimdi diyeceksiniz "Madem Google her şeyi biliyor neden benim sıralamam istediğim gibi değil?

Onun da cevabı var. Demek ki gerçekten çalışılmıyor. İstikrar yok. Özgünlük ve benzersiz içerik üretimi yok.

Aklıma gelen, takip ettiğim birkaç blog var.

Bir örnek vereyim. Bakın Blog Hocam adlı bloga. Birkaç yıllık, gerçekten emek harcanarak, samimi ve özgün içerikler üreterek bir noktaya gelmiş bir yayın. Alexa verileri de bunu doğruluyor. Birçok büyük siteyi de geride bırakan bir blog. Blog yazarlığına yeni başlayan ya da başlamayı düşünen çoğu kişinin ana referans kaynağı. Blog ile ilgili kelimelerde hep ilk sayfalarda.

Bir örnek de kendimden vereyim. Medya İstasyonu'nu yaklaşık 5 ay önce açtım. İçeriklerini tamamen kendim hazırladım. Para ile yazı almadım. Link ve backlink almadım. Özel SEO teknikleri de kullanmadım. Blog hakkında arama potansiyeli birçok anahtar kelimede ilk sayfada ya da ilk sayfalarda.

Hatta blog yazarlığı ile ilgili başka neler yazılmış diye aratırken hep kendi yazılarımla pişti oluyorum. Son zamanlarda çok fazla vakit ayıramadığım halde gayet iyi bir noktada. Çok daha iyi olacağına inanıyorum.

Şunu unutmamak gerek; çalışınca, emek harcayınca her şey oluyor. Kimse birden büyümedi. Büyük web siteleri, büyük bloglara sahip olmak hayal değil.

Sabredin, kolaya asla kaçmayın, çalışın ve zamanını bekleyin...

Emek olmadan yemek olur mu?




 



24 Ağustos 2013 Cumartesi

Blogunuza sadık okur kazanmanın yolları

Blog yazarlarının bloglarında emek harcayarak yazdıkları yazıların daha fazla kişi tarafından okunmasını, paylaşılmasını ve yorumlanmasını istemeleri kadar doğal bir şey yok.

Bu yazımda blog yazarlarının sadık bir okur kitlesi oluşturmak için neler yapabilecekleri konusunda bazı öneriler sunmak istiyorum.

Yazılarınızın kalitesini düşürmeyin

Kaliteli ve fayda sağlayan yazıların fazla olduğu bloglara ilgi her zaman olacak. Kendinizi yazı yazmak için zorlamayın. Her gün içerik gireceksiniz diye bir kural yok. Gerçekten yazmak istediğiniz anlarda yazın. Böylece yazılarınızın daha okunabilir ve bilgi verici öğelerden oluşmasını sağlamış olursunuz. Yazı kalitenizdeki iniş ve çıkışlar, sadık okur kitlesi oluşturmanızı engelleyebilir.

Blog yazılarınızı yorumlayan kişiler ile iletişim kurun

Medya İstasyonu'nda yazdığım yazılara yorum yapan her okuyucu ayrı önemsiyorum. Yorumların birçoğuna cevap veriyorum. Spam yorumlar hariç olumlu ve olumsuz tüm yorumları silmiyorum. Unutmayın, herkes sizinle aynı fikirde olacak diye bir kural yok. Her okur ile iletişim kurmak, onları önemsemek sizin yararınıza olacak. İletişim kurmak benim için çok önemli ve hoşuma gidiyor. Siz de deneyin. Okurlar da geri dönüşleri sevecektir.

Okurlara hitap önemli

Bazı blog yazarları okur ile sağlıklı bir iletişim kurmak konusunda eksik. Yazılan yorumlara ya da gönderilen maillere garip hitaplar ile cevap veriyorlar. Tanımadığınız kişilere "hocam, dostum, arkadaşım, hacı, birader, dayı" gibi kelimeler ile hitap etmeyin. Bu kelimeler internet dünyasında özellikle webmaster forumlarında çok sık kullanılıyor. Bu tür hitapları tasvip etmiyorum. Blogunuz ne kadar kaliteli olursa olsun hitap şekliniz yanlışsa, sadık bir okur kitlesi oluşturamazsınız. "Siz, Ahmet Bey, Ayşe Hanım" demek çok mu zor? Kibarlıktan, saygıdan kimseye zarar gelmez. Bir atasözü: "Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır"

Düzenli paylaşımlarda bulunun

Her gün yazı yazmasanız da haftada 2-3 kez kaliteli içerik üretmeye özen göstermelisiniz. Ayda yılda bir içerik girilen bloglar, sadık okur edinemez. Okurlar istikrarlı işleri seviyor.

Düzgün bir Türkçe ile yazın

Bloglar dünyasında zaman zaman yolculuk yaparım. Blog yazarlarının yazılarında kullandığı dile, yazım kurallarına sık dikkat ediyorum. Çoğu blogda ciddi anlamda imla hataları bulunuyor. Yazıların birçoğu kendilerini okutmaktan son derece uzak. Zoraki yazılmış gibi.  Hızlı bir şekilde yazılan yazılar hata dolu. Az yazı yazın ama dili etkili ve doğru kullanın. İmla kılavuzu elinizin altında olsun.

Yazılarınızı sıkıcı öğelerden arındırın

Bilgi verici ve eğlenceli yazıları hepimiz severiz. Aşırı uzun, kelime ve cümle tekrarlarının olduğu, paragraf ve ara başlıkların olmadığı yazıların yer aldığı bir blogu kaçımız düzenli olarak ziyaret eder? Başarılı olmuş blogları inceleyin. Yazılar akıcıdır, bilgi vericidir. Okumaya doyamazsınız.

Yazılarınızı görseller ve infografikler ile süsleyin

Kuru bir yazının verdiği etki ile resim ve diğer görseller ile süslenmiş yazının verdiği etki bir mi? Yayınlamayı düşündüğünüz yazılarda en az bir görsel kullanın. Görseller yazıya renk katan en önemli unsurlar.

Yazılarınızı link ve bold kelimeler çöplüğüne çevirmeyin

Bazı blog yazarları "yazılarıma daha fazla hit gelsin, arama motorları daha çabuk indekslesin" diyerek yazdığı her yazıda birçok anahtar kelimeyi bold kullanıyor ve bu kelimelere link veriyor. İlla ki link vermeniz gerekirse 1 kelimeye link verin yeter. Okuduğum yazı içinde farklı renklerde linkler ve birçok anahtar kelime varsa o yazıları okumak istemiyorum.

Reklamları okurların gözüne sokmayın

Bloglar, para kazanmanın kolay yolu ya bazı blog yazarları da buna uyarak bloglarını reklama boğuyor. Geçenlerde girdiğim bir blog sitesindeki reklam sayısının blogun içeriğinden fazla olması gözümden kaçmadı. Yazının içinde, sonunda, başında reklam. Blogun sağında, solunda, üstünde reklam. Neyi kime nasıl okutacaksınız? İçerik kaliteli değilse, yetersizse kim blogunuzu neden ziyaret etsin ve reklamlara tıklasın? Blogunuzu reklam çöplüğüne çevirmeyin. Reklam yerleşmi, okurları rahatsız etmemeli.

Size gönderilen mailleri cevaplayın

Blogunuzu başarılı bulan, fırsat buldukça takip eden okurlar vardır. Bu okurlar ile sağlıklı iletişim kurar ve onların tepkilerini önemserseniz sadık okur olarak kazanabilirsiniz. Size gönderilen mailleri, sosyal medyadaki etiketlemeleri önemseyin. Her birini yanıtlamaya çalışın. Blog yazarları, sosyal olmalı.

Ziyaret edenlerin sitede daha fazla kalmasını sağlayın

Bunu sağlamanın yolu her zaman söylediğimiz gibi kaliteli ve özgün içerik üretiminden geçiyor. Her konuda yazıların yer aldığı genel bir blogunuz yoksa yazdığınız konuların okurlara fayda sağlaması son derece önemli. İşime yaramayacak, faydasız öğelerin yer aldığı, profesyonellikten uzak yazıları neden okumak isteyeyim ki?

Temanızı sık sık değiştirmeyin

Blogunuzu takip eden kişilerin her girişinde farklı tema ile karşılaşmaları onları blogunuzdan soğutacak. Gözümüzün alıştığı, fırsat buldukça ziyaret ettiğimiz bir sitenin bir anda farklı bir şekilde karşımıza çıkmasını yadırgadığımız zamanlar illa ki olmuştur. Blog yazarları tema değiştirme hastalığından kurtulmalı. Bunun tedavisi de içerik üretimine yoğunlaşmaktan geçiyor.













20 Ağustos 2013 Salı

Blogların düşmanı 'acelecilik'

Blog yazmayı Facebook, Twitter, Linkedin, Youtube, Google+  gibi sosyal paylaşım platformlarını birbirine yapıştıran bir tutkal gibi görüyorum.

Bloglar tüm sosyal ağların odak noktasında yer alıyor. Şunu unutmamak gerek sosyal medya yokken bloglar vardı. Blogların sosyal medyanın yükselişe geçmesi ile kan kaybettiğini düşünenlere katılmıyorum. Tam tersi bloglar artık daha fazla önemsenmeye başladı.

Binlerce kişi blog yazarlığı hakkında yeni ve faydalı bilgiler edinmeye çalışıyor, kaliteli blogları takip ediyor, blog yazılarını paylaşıyor ve yorumluyor. Blog yazarlığına başlamak isteyen ya da yeni başlayıp da ne yapacağını tam olarak bilemeyen bir sürü kişi var.

Zaman zaman bana da blog yazarlığı hakkında sorular soran arkadaşlar var. Nereden başlayacaklarını ve ne yapacaklarını tam olarak bilemiyorlar. Bu hususta bana ulaşanlara elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Blog yazarlığının önemsenmesi, ilgi görmesi sevindirici.

Blogların daha fazla önemsenmesinin bir somut örneği de şirketler. Çoğu büyük şirketin ve markanın bir blogu var. Blogunu düzenli olarak güncelleyen şirketler bir değer oluşturmada bir adım önde yer alıyor.

Bir blogda düzenli olarak üretilen değerli, aranabilir, paylaşılabilir içerikler her zaman başvuru kaynağı olarak fayda sağlayacağı bilinen bir gerçek.

Benim de blog dünyasına ilgi duyan herkes gibi düzenli olarak takip ettiğim birkaç blog var. Bu bloglarda daha birkaç sene önce yazılan yazılar bile tazeliğini hala koruyor. Bu da sürekli ziyaretçi ve yeni okur çekmeyi sağlıyor.

Ben de Medya İstasyonu için içerik üretirken  bunu baz alıyorum. Yazılarımın güncelliğini yitirmeyecek konulardan olması, okuyanlara birkaç cümle de olsa bir şeyler katması benim için gerçekten çok önemli. Bu hem yeni ziyaretçi, takipçi sağlıyor hem de ziyaretçilerin sadık bir okuyucuya dönüşmesine olanak tanıyor.

Blog yazarlığı gerçekten basit ve hemen para kazandıran bir iş değil. Öncelikle bunun bilincinde olmak gerekiyor. Blog yazarak ciddi para kazananlar elbette var. Genelde yabancı popüler bloglar çok iyi paralar kazanıyor.

Türkiye'de sadece blog yazarak çok büyük paralar kazanan kaç kişi var gerçekten bilmiyorum ama hatırı sayılır düzeyde para kazananların olduğunu tahmin ediyorum.

Peki bu adamlar ne yapıyor da blogları bu kadar popüler oluyor ve para kazanıyorlar? Düzenli, değerli olabilecek, paylaşılabilecek içerikler üreterek belli bir kalite tutturmaya özen gösteriyorlar. Sürekli çalışıyorlar. Trendleri yakından takip ediyorlar. İletişim ve etkileşim kuruyorlar.

Ya Türkiye'deki blog yazarları? Kaçı kaliteden, değerli içerik üretiminden yana? Kaliteli bilincine sahip blog yazarları zaten olayın farkında. Onlar için söyleyecek bir söz yok. Her şekilde yoluna devam edecekler.

Peki, diğerleri? Yeni blogger arkadaşlar mesela...

Blog yazarlığı hakkında yazılan süslü yazılara aldanıp büyük bir hevesle blog açıyorlar. Yazmayı önemsemiyorlar, yazı pratikleri yapmıyorlar. Dili etkili ve doğru bir şekilde kullanamıyorlar. Çok aceleci davranıyorlar. Hemen başarılı olmayı istiyorlar. Zamana, zorluklara tahammül edebilecek yapıda olanlar oldukça az. Durum böyle olunca da ortaya çıkanların kalitesi yerlerde sürünüyor.  Bloglara ziyaretçi uğramıyor.

Bunların yanı sıra tema değiştirme hastalığına yakalanıp bir sürü tema ve kod  içinde sinir stres olanlar da çok. Tek bir konuda açtığı bloguna ziyaretçi gelmeyince önüne gelen her yazıyı, videoyu, içeriği eklemeye çalışıyorlar. Geleceği olmayan bloglara tanıtım yazısı, reklam alma derdine düşüyorlar. İşin içine bir de blogdan para kazanma arzusu eklenince olay arapsaçına dönüyor.

İşin içinden nasıl çıkılacak?

Çıkış yolu da basit. Yeni bir blog. Sonra yine yeni bir blog. Bir blog daha...

Forum sitelerinde sorular havalarda uçuşuyor:

 "Arkadaşlar blog açacağım hangi blog tutar?"

"Güncel blog konusu söyler misiniz?"

"Hit getiren kelimeler neler?" 

"Blog için reklam önerileriniz neler?"

Derken bir bakmış açtığı ve kapattı blog sayısı onlarca...

Sonuç? Yine hüsran. Plansız, amaçsız ve başarısız blogculuk macerası.

Çöp blog ordusuna yeni yeni üyeler daha...

Blog yazarlığı serüvenine başlamadan önce mutlaka blog yazmak ile ilgili kapsamı araştırmalar yapın, kendinize bir yol haritası çizin. Plansız iş yapmayın. Kalite bilinci ile hareket edin. Buna gönülden inanın.

Asla acele etmeyin arkadaşlar, sabırlı olun. Emeklerinizin karşılığını zamanla alacaksınız. "Hep zaman hep zaman deyip duruyorsunuz peki bu zaman ne zaman gelecek?" gibi bol zamanlı cümleler ile yönelteceğiniz soruya da yine zamanla başlayan bir cevap vereceğim:

"Zaman gösterecek."

Acelecilikten bahsetmişken acelecilik ile ilgili çok anlamlı ve önemli mesajlar veren güzel atasözlerimiz var. Birkaç tane paylaşmak istedim. Belki işinize yarar.

- Acele ile menzil alınmaz : Acele etmekle sonuca daha çabuk ulaşılmaz.  Acele davranmak bir işin daha güzel olacağı anlamına gelmez.

- Acele işe şeytan karışır : Acele yapılan işin sonunda mutlaka bir aksaklık ya da bozukluk meydana gelir. Acele yapılan işlerde hata yapma ihtimali çok yüksektir.

- Acele yürüyen yolda kalır : Bir işi acele yapan kimse şaşırır. Yavaş yavaş ve düşünerek hareket etmek daha faydalıdır.

- Ağır git ki yol alasın : Acele etmeden düşünerek hareket eden kişi işini şaşırmadan yapar.

- Demir tavında dövülür : Her işin uygun zamanını beklemek gerekir acele ile hareket etmek zarar getirir.

- Geç olsun da güç olmasın : Acele edip zarar görmektense biraz geç olsun ama hiçbir sıkıntı yaşanmasın daha iyidir. Acele ederek elin ayağın birbirine dolaşırsa mutlaka hata yaparsın.

- İyi iş altı ayda çıkar : Bir işin düzenli olması isteniyorsa acele edilmemeli, üzerinde uzun uzun düşünmeli ve çalışılmalıdır.

- Terazi var, tartı var; her bir şeyin vakti var : Her şeyin bir zamanı ve ölçüsü vardır. Aceleci  olmamak uygun zamanı beklemek gerekir.






3 Ağustos 2013 Cumartesi

Blog yazarlığında istikrarlı olmak hayal değil!

Blog sahibi çoğu arkadaşın en temel problemi içerik üretiminde istikrarı sağlayamamak. Düzenli içerik üretebilen ve üretilen içeriklerin paylaşılabilir olması blog yazarlarını daha kaliteli işler için motive eden en önemli unsur.

Medya İstasyonu'nu açmadan önce "istikrarlı bir içerik nasıl üretebilirim?" noktasında bir ön hazırlık yapmıştım.Yazmayı düşündüğüm konuları başlıklar halinde yazdım. Sonra alt başlıklarına indim. İnternet ortamında başka blog yazarlarının yazdığı konuları okudum, yazı stillerini inceledim.

Yazılarına gelen yorumları analiz ettim. Zaman içinde blog yazarlığı için alt yapıyı biraz çeşitlendirdim ve blog yazarlığına ciddi anlamda başladım. Medya İstasyonu, çok eski bir blog değil. Tam 4 ay önce yayın hayatına başladı. Geçen 4 ayda beklediğimden daha iyi bir noktaya ulaştı.

Bu kadar dikkat çekeceğini açıkçası hiç düşünmedim. Amacım sadece içimden gelenleri samimi bir şekilde yazmaktı. Yazılarımı özel bir karşılık beklemeden yazdım. Birçok blog yazarının düştüğü hataları tekrarlamak istemedim.

Bazı blog yazarlarının bu iş sayesinde popüler olmak, reklam paraları kazanmak, markalarla sıkı ilişkilere girmek, uzmanlık sıfatı kazanmak gibi farklı beklentilerinin olması beni hep temkinli davranmaya itti.

Bu tarz beklentilerle bu işe başlayanların kısa zaman sonra blog yazmayı bıraktıklarını gördüm. Nedeni ise kısa süre içerisinde bu beklentilere sahip olamamaktı.

İnternet, çoğumuza sabırlı olmayı unutturdu. Birçok şeye hemen ulaşmak, istediklerimizi hemen elde etmek istememiz nitelikli işlerin önünü tıkadı.

Araştırmak, doğruluğunu teyit etmek, farklı görüşlere saygılı olmak gibi temel kriteleri zaman ikinci plana ittik. Yeni blog yazarlarına daha dikkatli adımlar atmalarını öneriyorum. Başarı, tesadüf değildir.



İnternet dünyasında gerçekten saygın bir konuma ulaşmanın, başarılı olmanın yolu nitelikli içerikler oluşturmak ile sınırlı değil. Dürüst olmak, yardımcı olmak, paylaşımcı olmak, hoşgörülü olmak da önemli. Bir duruşunuz olmalı.

Başarısını takdir ettiğim, düzenli takip ettiğim bloglardan biri olan Blog Hocam, sağlam duruşa sahip bloglara verilebilecek güzel bir örnek. Blog Hocam'ı tesadüfen keşfetmiş olmam bana çok şey kazandırdı. Size de kazandırabilir. Henüz tanışmamışsanız tavsiye ederim.

Medya İstasyonu,  zaman içinde belli bir takipçi kitlesine sahip oldu. Farklı bakış açısı ile yazdıklarım çoğu arkadaşın ilgisini çekti, paylaşıldı, yorumlandı. İş teklifleri bile aldım. Bunlar beni daha iyi içerikler için sürekli motive ediyor.

Ben fayda sağlayabilecek içerikler yazmayı önemsiyorum. Gazeteci olduğum için benim temel işim yazmak. Yazmak dışındaki faaliyetlere şu aşamada vakit ayıramıyorum. Kendimi daha profesyonel yazılar yazmak için sürekli geliştiriyorum ve motive ediyorum.

Şu ana kadar istikrar konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadım.

Bu yazımda düzenli olarak uyguladıklarıma değinmek istiyorum. Belki sizlerin de işine yarayabilir.

-Bol bol okuyorum. İlgi alanıma giren konular hakkında yazılanları düzenli olarak okumaya özen gösteriyorum.

-Araştırıyorum.

-Eleştiriyorum.

-İletişim kuruyorum.

-Soru soruyorum.

-Paylaşıyorum.

-Saygı duyuyorum.

-Olumsuz yorumları da dikkate alıyorum.

-Eleştirel yorumları not ediyorum.

-Yazmak için kendimi zorlamıyorum.

-Her gün yazmalıyım diye katı kurallar koymuyorum.

-Yazım diline ve imla kurallarına dikkat ediyorum.

-Okuyucu kazanmayı önemsiyorum.

- Doğal olmayan yöntemlerden uzak duruyorum.

- Kaliteli blogculuk için çalışıyorum.

-Profesyonelleşmek için çabalıyorum.

-İşime yarayabilecek kitaplar satın alıyorum.

-Mail takibini düzenli olarak yapıyorum. 

-Yazılarımı hep aynı yerde yazıyorum. Kendime ait bir home ofisim var. Ofis şeklinde dizayn ettim. Çok verimli oldu. Size de tavsiye ederim.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Sizlerin de verimli yazı yazmak için uyguladığı metodlar varsa benimle paylaşabilirsiniz. Başarılı olmak adına uyguladıklarınızı öğrenmek istiyorum.

Yorumlarınızı eksik etmeyin.