Medya İstasyonu'nda daha önce yazdığım "Yazarak para kazanma maceralarım" başlıklı blog yazısı okuyuculardan bayağı ilgi gördü. Blog yazarak para kazanmak isteyen blog yazarlarından çok sayıda e-mail aldım. Bu durum, bana blog yazarak para kazanmak isteyen birçok kişinin bir çıkış yolu aradığı konusundaki düşüncelerimi pekiştirdi. Bu yazımda blog yazarak para kazanmak isteyen blog yazarlarına ve blog yazarlığına yeni adım atacak kişilere rehber niteliğinde bilgiler sunmaya devam edeceğim.
Blog yazarlığı, gerçekten keyifli bir uğraş. Yazmayı seviyorsanız içerik üretmeniz zor olmayacaktır. Yazılarınız sayesinde hem çevre oluşturabilir hem de hatırı sayılır paralar kazanabilirsiniz. Bunun için sabırlı ve planlı çalışmanız gerçekten çok önemli. Para kazanma fikrini taşlar yerine oturuncaya kadar biraz erteleyin. Hemen açtığınız bir blog ile para kazanamazsınız. Zamana ve bazı tecrübelere ihtiyacınız olacak. İçeriğin olmadığı, yetersiz olduğu bir blog ile kim ilgilenir ki? Güvenilir içerik üreticisi olarak blog dünyasında kendinizi kanıtlamalısınız.
İnternet, içerik olmadan koskoca bir hiç. Bu yüzden nitelikli içeriklere ihtiyaç her geçen daha fazla artıyor. Çok sayıda web sitesi, blog olmasına rağmen kaçı kayda değer içerikler üretiyor? Yazmak, herkesin yapabileceği bir uğraş değil. Copy-paste yaparak bir yere de varılmıyor. İnsanlar artık temiz ve öz bilgiler edinmek istiyor. Bundan dolayı milyonlarca insanın vakit geçirdiği internet ortamında özgün, faydalı ve güncel içerikler her zaman ilgi görüyor.
Blog yazarlığına başladığım ilk günden beri hep kaliteli ve faydalı olabilecek içerikler üretmeyi ilke edindim. Benim Medya İstasyonu ile hep kaliteli ve ilgili hedef kitleye ulaşmak istedim. Binlerce ziyaretçiden ziyade etkileşimli, sadık bir okuyucu kitlesi edinmeyi amaçladım. Şu ana kadar başarılı olduğumu düşünüyorum. Blog yazılarımda eskimeyen içerik üretimine ayrı bir önem veriyorum. Mesela, geçen yıl yazdığım bir blog yazısı hala güncelliğini koruyor ve trafik alıyor.
Para kazandıran bir blog oluşturmak için yola çıkacaksanız ya da mevcut blogunuzdan para kazanmayı planlıyorsanız şu soruları kendinize tekrar tekrar sormanızı tavsiye ediyorum:
-Bloglar hakkında ne biliyorsunuz?
(Blog kavramı sizin için ne ifade ediyor? Blog nedir? Blog türleri nelerdir? Blog platformları (Blogger, Wordpress, Tumblr vb.) hakkında neler biliyorsunuz?)
-Neden blog yazmak istiyorsunuz?
(Para kazanmak, çevre edinmek, hobi amaçlı vb.)
-Sabırlı mısınız?
(Sabır, başarılı ve para kazandıran bir blog oluşturmada son derece önemli. Bıkmadan içerik üreterek planlı bir şekilde çalışmalısınız.)
-Yazmayı seviyor musunuz? Daha önce hiç bir makale ya da internet formatına uygun bir yazı yazdınız mı? Eğer yazdıysanız herhangi bir etkileşim aldınız mı?
(Blog yazarlığını keyif alarak yapmak başarılı blog oluşturmak açısından önemlidir. Bloglar için içerik candır. Yazma deneyiminin olmaması blogu uzun ömürlü yapmaz. Yazınıza yorum geldi mi? Geldiyse sizi daha iyi ve daha çok yazmak için harekete geçirdi mi? Ya da olumsuz bir etki oluşturdu mu?)
-Takip ettiğiniz bloglar var mı?
(İlgi alanlarınıza yönelik hangi blogları ne sıklıkta takip ediyorsunuz?)
-Kaliteli olduğunu düşündüğünüz bloglar nasıl bir yol izliyor?
(Hangi içerikleri ne sıklıkta paylaşıyorlar? İçerik paylaştıkları mecralar nereler? Blog şablonları nasıl? Yazı stilleri nasıl? Yazı uzunlukları ne durumda? Blog isimleri akılda kalıcı mı? Kolayca ulaşılabiliyor mu?)
-Başarılı blogların ortak özellikleri neler?
(Düzenli içerik üretimi, içerik takvimine sahip olmak, belli konu ya da konularda içerik üretmek, arama motoru optimizasyonu, sosyal medya desteği, okuyucular ile etkileşim, sade ve gözü yormayan tema.)
-Nasıl bir tema seçmelisiniz? Hangi blog temaları kullanıcı dostu?
(Arka planı açık renkli, responsive temalar kullanıcı dostu olduğu için etkilidir. Her cihaz (akıllı telefon, tablet, pc) uyumlu bir şekilde görüntülenen responsive blog temaları iyi bir tercih olacak. Arka planı beyaz renkli olan ve okunabilir yazı fontlarına sahip temaları tercih edin.)
-Blog şablonu düzenleme konusunda bilginiz var mı?
(Hoşunuza giden bir blog şablonunu nasıl düzenleyebilirsiniz? Temel kısımlar nasıl Türkçeleştirilir? Widget'ler nasıl düzenlenir? Bir blogda en çok ihtiyaç duyulan eklentiler neler?)
-Arama motoru optimizasyonu (SEO) hakkında neler biliyorsunuz?
(SEO nedir, SEO ne amaçla yapılır? SEO nasıl yapılır? SEO teknikleri nelerdir? SEO hataları nelerdir? Bloglar için SEO nasıl yapılır?)
-Blogunuz mobil cihazlarda problemsiz görüntüleniyor mu?
(Akıllı telefon kullanımının artması ile birlikte web siteleri ve bloglar mobil cihazlar üzerinden görüntülenmeye başlandı. Blogunuzun bu cihazlarda uyumlu ve sorunsuz görüntülenmesi mobil trafiğinizi artırmanız açısından önemli.)
- Blogunuzun sosyal medya hesaplarını oluşturdunuz mu?
(Sosyal medya bloglar için en önemli trafik kaynaklarından biri. Daha fazla okuyucuya ulaşmak ve online görünürlüğünüzü artırmanız için sosyal medya hesapları oluşturmanı ve belli periyotlarda güncellemelisiniz.)
-İçeriğinize uygun sosyal medya kanalını belirlediniz mi?
( Facebook, Twitter, Linkedin, Google+, Pinterest vb.)
-Blogdan para kazanma yöntemleri hakkında temel bilgileriniz var mı?
(Adsense reklamları yayınlama, tanıtım yazısı satışı, banner reklam almak, link satışı, makale yazarlığı vb.)
-Google Adsense vb. reklam programları hakkında neler biliyorsunuz?
(Bu sistemler nasıl işliyor? Google Adsense nasıl para kazandırıyor, Adsense hesabı nasıl alınır, Adsense hesabı nasıl banlanır, Adsense ödemeleri nasıl yapılıyor, Adsense ile ne kadar para kazanabilirsiniz? Adsense de en çok kazandıran anahtar kelimeler hangileri? Adsense alternatifi reklam firmaları neler?)
-Blogunuz için en uygun reklam yerleşimi nasıl olmalı?
(Yazı içine, yazı sonuna ve sağ sidebar'a reklam yerleşimi etkili olabilir. Reklam sayılarında aşırıya kaçmayın. Az adette reklam kullanın.)
-Bloglarda en çok hangi alanlardaki reklamlar tık alıyor?
(Bloglarda genelde yazı içindeki reklamlar okuyucu ile direkt muhatap olduğu için daha fazla tık alır. 300x250 ya da 336x280 reklamlar etkili.)
-Google Adsense hesabınız var mı?
(Google Adsense hesabınızın olması, Google Adsense ile para kazanmanız için gereken en önemli şey. Başvuru sırasında bazı şartlar isteniyor. Blogunuzun bu şartları taşıyıp taşımadığını tespit edin. Yeterli içerik olmadan kesinlikle başvurmayın.)
-Advertorial reklam metinlerini nasıl oluşturacağınızı biliyor musunuz?
(Tanıtım yazısı yayınlamak, blogların en popüler gelir modellerinden biri. Tanıtım yazısı nasıl yazılır, tanıtım yazısı nasıl olmalı, tanıtım yazısı örnekleri hakkında fikir sahibi olun.)
-Göze batmayan ve keyifle okunan bir advertorial reklam yazısı nasıl yazılır?
(Etkili olması ve okuyucu tarafından yadırganmaması gerekiyor.)
-Blogunuzda kendiniz hakkında detaylı bilgiler veriyor musunuz?
(Kendiniz ile ilgili bilgileri, yaptığınız çalışmaları "Hakkımda" sayfası oluşturarak okuyucuların kolay ulaşabileceği bir şekilde sunmanız güvenilirlik açısından önemli.)
blog yazısı nasıl yazılır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog yazısı nasıl yazılır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Mayıs 2014 Salı
15 Mayıs 2014 Perşembe
Blog yazılarınız neden okunur?
Blog yazan her kişinin en büyük isteği yazdığı blog yazılarının çok sayıda kişi tarafından okunmasıdır öyle değil mi?
Peki, ziyaretçileri sizin yazdığınız blog yazılarını okumaya teşvik eden için sebepleri biliyor musunuz? İnsanların blog yazılarınızı okumaları için bazı temel nedenler var.
Bu yazımda bunlara değinerek blog yazarlığı yapanlara daha fazla okuyucuya ulaşmaları için farklı bir bakış açısı ile düşünmelerini ve kendilerini geliştirmeleri konusunda katkı sağlamak istiyorum.
Duygular
Ziyaretçileri bir blog yazını okumaya iten en temel şeylerden biri duygudur. Örneğin bir fırsatı kaçırma duygusu, başarısız olma duygusu, yalnızlık duygusu, işsizlik korkusu, para tutkusu, zengin olma tutkusu, kariyer tutkusu vb. Bu ve benzeri duygu durumlarına sahip olan ve kendi içsel dünyalarında bir çıkış yolu arayan kişilerin ilgisini çekebilecek yazılarınız varsa bu yazılarınızın okunma şansı son derece yüksektir.
Değer
İnternet kullanıcıları aradıkları, merak ettikleri konular ile ilgili doyurucu, faydalı bilgileri kolay bir şekilde bulmak ister. Blogunuzda yer alan bir metinden ya da izlediği bir videodan yararlı bilgiler edinen bir kullanıcı daha fazlasını bulmak ümidiyle ilgili yayınları takip etmeye başlar. Değerli içerik kavramının hızla yükseldiği internet dünyasında okuyuculara bu doğrultuda içerikler sunan siteler/bloglar her zaman önde olacak. İnsanlara ihtiyaçları olan bilgiyi sunmak, gelecek için iyi bir yatırım olacağı gibi bir otorite olmayı da kolaylaştırır.
Beklenti
İnsanlar blog yazılarını okurlar çünkü blog yazılarındaki içeriklerden bilgi sahibi olmak, fayda sağlamak ve bunları sosyal hayatta uygulamak isterler. Okudukları yazının sonunda arzu ettikleri neticeyi görmek isterler. Örneğin; blog yazarak para kazanmak ile ilgili bir yazı kaleme aldınız. Bunu blogunuzdan okuyan ve oradaki tavsiyelerinizi mantıklı bularak uygulama yoluna giden bir okuyucu, kendi blogundan para kazanma beklentisi içinde olacaktır. Okuyuculara yazınızı değil, yazınızın sonunda onların işine yarayabilecek şeyleri vermeye çalışın. Kendinize şunu sorun: "Okuyucu, benim blog yazımı okuyarak neye ulaşmak istiyor?"
Referans
Blogunuzun ziyaret edilmesinde başkalarının tavsiyeleri son derece önemlidir. Blogunuzu daha önce ziyaret eden ve içeriklerinden fayda sağlayan bir okuyucu sizi çevresindeki kişilere de tavsiye edebilir. Bu son derece önemli ve size ciddi anlamda fayda sağlayacak bir olaydır. Başkaları sizin blogunuza ne kadar çok tavsiye yoluyla gelir ve içeriklerinizden yarar görürse zaman içinde o kadar daha iyi bir konuma gelebilirsiniz. Bu da sizin içerik ürettiğiniz alanda bir otorite olmanızı sağlar. Kendinizden pay biçin. "Ahmet, şu blogda fotoğrafçılık teknikleri ile ilgili harika püf noktaları var. Sen de göz atmalısın. Tesadüfen buldum. Uyguladığım teknikler ile başarılı fotoğraflar çekmeye başladım." gibi sözleri arkadaşlarınızdan illa ki duymuşsunuzdur.
Tanınma
Referans, size aynı zamanda tanınmayı da beraberinde getirir. İnsanlar genelde daha itibarlı yayınlardan bilgi ihtiyacını karşılar. Çünkü bu tür yayınları güvenilir görürler. Alanınızda marka olmayı hedefleyin. Ne kadar çok tanınırsanız o kadar çok kazançlı çıkarsınız. Başkalarının sizi bir marka olarak görmesi size maddi ve manevi olarak çok şey katacak. Hedeflerinizi büyütün.
İhtiyaç
Gerçekçi olalım. Bazı yazıları o an bilgi sahibi olmaya ya da bir sorunu çözmeye ihtiyacımız olduğu için okuyoruz. Örneğin yeni bir blog açacaksınız ve blog teması değiştirmeyi bilmiyorsunuz. Arama motorundan blog teması nasıl değiştirilir şeklinde arama yapıyorsunuz karşınıza ilk çıkanlara tıklayarak ihtiyacınız olan bilgiyi edinmeye çalışıyorsunuz. Yazılarınızda ne kadar değerli ve her zaman fayda sağlayacak bilgiler sunarsanız o kadar çok başkalarının ihtiyacı olursunuz. Blogculara yönelik ipuçlarını güzel bir dille okuyuculara sunuyorsanız blog açmayı düşünenler için bir ihtiyaç olabilirsiniz. İhtiyaç olmanızı sağlayacak en önemli unsur fark oluşturmak. İçeriklerinizi güzel bir şekilde okuyucuya sunmak olmalı.
Sunum
İnternette okuyucular yazılarının sunumuna da bakar. Yazılarınızı profesyonel bir şekilde sunmanız daha fazla kişi tarafından okunmanızı sağlar. Yazı başlığı, yazı uzunluğu, imla kuralları, yazıda kullanılan görseller, ifade şekli, paragraf düzeni, yazının yer aldığı blogun teması sunumuzun başarılı ya da başarısız olmasını etkileyen en önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Bunu şöyle düşünün; mutfakta uzun süre vakit harcayarak hazırladığınız yemek son derece lezzetli olabilir. Onu uygun tabaklarda, uygun bir masa düzeninde güzel bir şekilde servis etmezseniz yiyecek olanların önyargı ile yaklaşması kaçınılmaz olacaktır. Bu da yemeğinize gölge düşürecektir. Bunu yazılarınız için de düşünmelisiniz.
Peki, ziyaretçileri sizin yazdığınız blog yazılarını okumaya teşvik eden için sebepleri biliyor musunuz? İnsanların blog yazılarınızı okumaları için bazı temel nedenler var.
Bu yazımda bunlara değinerek blog yazarlığı yapanlara daha fazla okuyucuya ulaşmaları için farklı bir bakış açısı ile düşünmelerini ve kendilerini geliştirmeleri konusunda katkı sağlamak istiyorum.
Duygular
Ziyaretçileri bir blog yazını okumaya iten en temel şeylerden biri duygudur. Örneğin bir fırsatı kaçırma duygusu, başarısız olma duygusu, yalnızlık duygusu, işsizlik korkusu, para tutkusu, zengin olma tutkusu, kariyer tutkusu vb. Bu ve benzeri duygu durumlarına sahip olan ve kendi içsel dünyalarında bir çıkış yolu arayan kişilerin ilgisini çekebilecek yazılarınız varsa bu yazılarınızın okunma şansı son derece yüksektir.
Değer
İnternet kullanıcıları aradıkları, merak ettikleri konular ile ilgili doyurucu, faydalı bilgileri kolay bir şekilde bulmak ister. Blogunuzda yer alan bir metinden ya da izlediği bir videodan yararlı bilgiler edinen bir kullanıcı daha fazlasını bulmak ümidiyle ilgili yayınları takip etmeye başlar. Değerli içerik kavramının hızla yükseldiği internet dünyasında okuyuculara bu doğrultuda içerikler sunan siteler/bloglar her zaman önde olacak. İnsanlara ihtiyaçları olan bilgiyi sunmak, gelecek için iyi bir yatırım olacağı gibi bir otorite olmayı da kolaylaştırır.
Beklenti
İnsanlar blog yazılarını okurlar çünkü blog yazılarındaki içeriklerden bilgi sahibi olmak, fayda sağlamak ve bunları sosyal hayatta uygulamak isterler. Okudukları yazının sonunda arzu ettikleri neticeyi görmek isterler. Örneğin; blog yazarak para kazanmak ile ilgili bir yazı kaleme aldınız. Bunu blogunuzdan okuyan ve oradaki tavsiyelerinizi mantıklı bularak uygulama yoluna giden bir okuyucu, kendi blogundan para kazanma beklentisi içinde olacaktır. Okuyuculara yazınızı değil, yazınızın sonunda onların işine yarayabilecek şeyleri vermeye çalışın. Kendinize şunu sorun: "Okuyucu, benim blog yazımı okuyarak neye ulaşmak istiyor?"
Referans
Blogunuzun ziyaret edilmesinde başkalarının tavsiyeleri son derece önemlidir. Blogunuzu daha önce ziyaret eden ve içeriklerinden fayda sağlayan bir okuyucu sizi çevresindeki kişilere de tavsiye edebilir. Bu son derece önemli ve size ciddi anlamda fayda sağlayacak bir olaydır. Başkaları sizin blogunuza ne kadar çok tavsiye yoluyla gelir ve içeriklerinizden yarar görürse zaman içinde o kadar daha iyi bir konuma gelebilirsiniz. Bu da sizin içerik ürettiğiniz alanda bir otorite olmanızı sağlar. Kendinizden pay biçin. "Ahmet, şu blogda fotoğrafçılık teknikleri ile ilgili harika püf noktaları var. Sen de göz atmalısın. Tesadüfen buldum. Uyguladığım teknikler ile başarılı fotoğraflar çekmeye başladım." gibi sözleri arkadaşlarınızdan illa ki duymuşsunuzdur.
Tanınma
Referans, size aynı zamanda tanınmayı da beraberinde getirir. İnsanlar genelde daha itibarlı yayınlardan bilgi ihtiyacını karşılar. Çünkü bu tür yayınları güvenilir görürler. Alanınızda marka olmayı hedefleyin. Ne kadar çok tanınırsanız o kadar çok kazançlı çıkarsınız. Başkalarının sizi bir marka olarak görmesi size maddi ve manevi olarak çok şey katacak. Hedeflerinizi büyütün.
İhtiyaç
Gerçekçi olalım. Bazı yazıları o an bilgi sahibi olmaya ya da bir sorunu çözmeye ihtiyacımız olduğu için okuyoruz. Örneğin yeni bir blog açacaksınız ve blog teması değiştirmeyi bilmiyorsunuz. Arama motorundan blog teması nasıl değiştirilir şeklinde arama yapıyorsunuz karşınıza ilk çıkanlara tıklayarak ihtiyacınız olan bilgiyi edinmeye çalışıyorsunuz. Yazılarınızda ne kadar değerli ve her zaman fayda sağlayacak bilgiler sunarsanız o kadar çok başkalarının ihtiyacı olursunuz. Blogculara yönelik ipuçlarını güzel bir dille okuyuculara sunuyorsanız blog açmayı düşünenler için bir ihtiyaç olabilirsiniz. İhtiyaç olmanızı sağlayacak en önemli unsur fark oluşturmak. İçeriklerinizi güzel bir şekilde okuyucuya sunmak olmalı.
Sunum
İnternette okuyucular yazılarının sunumuna da bakar. Yazılarınızı profesyonel bir şekilde sunmanız daha fazla kişi tarafından okunmanızı sağlar. Yazı başlığı, yazı uzunluğu, imla kuralları, yazıda kullanılan görseller, ifade şekli, paragraf düzeni, yazının yer aldığı blogun teması sunumuzun başarılı ya da başarısız olmasını etkileyen en önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Bunu şöyle düşünün; mutfakta uzun süre vakit harcayarak hazırladığınız yemek son derece lezzetli olabilir. Onu uygun tabaklarda, uygun bir masa düzeninde güzel bir şekilde servis etmezseniz yiyecek olanların önyargı ile yaklaşması kaçınılmaz olacaktır. Bu da yemeğinize gölge düşürecektir. Bunu yazılarınız için de düşünmelisiniz.
27 Nisan 2014 Pazar
Blogcular için 7 yazma ipucu
Blog yazarlığına başlayan ya da başlamayı düşünenlerin aklındaki en önemli sorulardan biri "nasıl daha iyi blog yazısı yazabilirim?" oluyor. Daha iyi blog yazıları yazmak, blog yazılarının geniş bir okuyucu kitlesine ulaşması açısından büyük önem taşıyor.
Başarılı blogların en önemli sırlarından biri de güçlü ve faydalı içerikleri barındırması. Milyonlarca blogun bulunduğu internet dünyasında özgünlükten uzak, sırf anlık bir heves uğruna açılmış çok sayıda blog var.
Bu blogların içerikleri oldukça zayıf ve okuyuculara fayda sağlamaktan son derece uzak. Dünyanın en popüler bloglarının temel özelliği, sürekli, güncel ve doyurucu bilgileri okuyuculara sunmaları. Bu konu son yıllarda sıkça dile getirilse de içerik üretiminde kolaya kaçmaktan bir türlü vazgeçilemiyor.
Peki, blog yazarları etkili bir blog yazısı yazarken nelere dikkat etmeli?
Çarpıcı başlık
Okuyucu ilk önce yazının başlığına göz atar. Başlık çekici, merak uyandırıcı ve okumaya teşvik edici olmalı. Uzun, özensizce atılmış ve okuyucuda hiçbir şey uyandırmayan bir başlığa sahip yazının okunma şansı yok denecek kadar az.
Kısa paragraflar
Başlığa göz atan okuyucu ikinci olarak blog yazısının uzunluğuna bakar. Eğer yazı çok uzunsa okuyucuda bazı tereddütler oluşabiliyor. Maalesef birçok okuyucunun uzun yazıları baştan sona kadar okuyacak vakti yok. Yazılar ortalama uzunlukta olmalı. Lafı dolandırmaya gerek yok.
Ara başlıklar
Ara başlıklar yazıyı okuyucuların gözünde daha samimi ve okunabilir göstermek açısından önemli. Bu yüzden ara başlıkların da etkileyici ve merak uyandırıcı ifadeler içermesinde fayda var. Yazının tamamını okumak istemeyen okuyucu ilgisini çeken bir ara başlığın altındaki paragrafları okumak isteyebilir. Ara başlıksız bir yazı okuyucuları genelde korkutuyor. Ara başlık kullanın, blog yazınızın okunma şansını artırın.
Samimi bir yazı dili
Blog yazısının başlığı, uzunluğu ya da ara başlıkları sorunsuz olabilir. Ancak kullanılan dil samimiyetten uzak ve ansiklopedi diline yakın bir dil ise okuyucuyu blog sayfasından kaçırabilir. Doğal bir anlatım ile kaleme alınmış blog yazılarına ilgi daha fazla. Resmiyete gerek yok. İfadeleri yumuşatın.
İmla kurallarına uygunluk
Okuyucu arama moturundan aratarak yazınızı buldu. Başlık güzel, okuyucunun ilgisini de çekti. Yazının uzunluğu fena değil. Okuyucu blog yazısını okumaya başladı. Gözüne yazım yanlışları çarpmaya başladı. Peki, ya sonrası? Okuyucunun blog yazısına ve blog yazısını yazan bloggera güveni sarsılacak. Yazının devamını okuyacak hevesi kalmayacak. Yazının profesyonel bir şekilde yazılmadığını anlayacak ve muhtemelen sonraki aramalarında blogunuzu es geçecek. İmla kurallarına mutlaka uyun. Masanızda bir imla kılavuzunun bulunmasından zarar gelmez.
Ortalama uzunluk
Uzun metinleri okumak için kaç kişinin yeterli vakti var? Kaçımız internette bir yazıyı dakikalarca okuyoruz? Kendiniz de bir okuyucu olarak düşünün. İnternetteki okuma deneyimi kitap okumaya benzemiyor. Gözü fazlasıyla yorabiliyor. Bu yüzden çok uzun metinlerden ve iç karartıcı tema kullanımından kaçınmak gerekiyor. İnternette hız ve zaman faktörü birçok kullanıcının önemsediği bir şey. Bundan dolayı yazıları fazla dolandırmamak lazım.
Sayıların kullanımı
Blog yazılarında sayıların yer alması birçok okucuyunun sevdiği bir şey. 10 püf noktası, 5 yolu, 3 belirtisi gibi ifadeler yazılara daha ilgi çekici bir hal katıyor. Yabancı bloglarda da en çok bu tür yazılara ön plana çıkıyor. 10 püf nokta dediğinizde okuyucu "10 madde varmış, bu yazıyı hemen okurum" mantığı ile hareket edebildiğinden dolayı yazının okunma artıyor.
Başarılı blogların en önemli sırlarından biri de güçlü ve faydalı içerikleri barındırması. Milyonlarca blogun bulunduğu internet dünyasında özgünlükten uzak, sırf anlık bir heves uğruna açılmış çok sayıda blog var.
Bu blogların içerikleri oldukça zayıf ve okuyuculara fayda sağlamaktan son derece uzak. Dünyanın en popüler bloglarının temel özelliği, sürekli, güncel ve doyurucu bilgileri okuyuculara sunmaları. Bu konu son yıllarda sıkça dile getirilse de içerik üretiminde kolaya kaçmaktan bir türlü vazgeçilemiyor.
Peki, blog yazarları etkili bir blog yazısı yazarken nelere dikkat etmeli?
Çarpıcı başlık
Okuyucu ilk önce yazının başlığına göz atar. Başlık çekici, merak uyandırıcı ve okumaya teşvik edici olmalı. Uzun, özensizce atılmış ve okuyucuda hiçbir şey uyandırmayan bir başlığa sahip yazının okunma şansı yok denecek kadar az.
Kısa paragraflar
Başlığa göz atan okuyucu ikinci olarak blog yazısının uzunluğuna bakar. Eğer yazı çok uzunsa okuyucuda bazı tereddütler oluşabiliyor. Maalesef birçok okuyucunun uzun yazıları baştan sona kadar okuyacak vakti yok. Yazılar ortalama uzunlukta olmalı. Lafı dolandırmaya gerek yok.
Ara başlıklar
Ara başlıklar yazıyı okuyucuların gözünde daha samimi ve okunabilir göstermek açısından önemli. Bu yüzden ara başlıkların da etkileyici ve merak uyandırıcı ifadeler içermesinde fayda var. Yazının tamamını okumak istemeyen okuyucu ilgisini çeken bir ara başlığın altındaki paragrafları okumak isteyebilir. Ara başlıksız bir yazı okuyucuları genelde korkutuyor. Ara başlık kullanın, blog yazınızın okunma şansını artırın.
Samimi bir yazı dili
Blog yazısının başlığı, uzunluğu ya da ara başlıkları sorunsuz olabilir. Ancak kullanılan dil samimiyetten uzak ve ansiklopedi diline yakın bir dil ise okuyucuyu blog sayfasından kaçırabilir. Doğal bir anlatım ile kaleme alınmış blog yazılarına ilgi daha fazla. Resmiyete gerek yok. İfadeleri yumuşatın.
İmla kurallarına uygunluk
Okuyucu arama moturundan aratarak yazınızı buldu. Başlık güzel, okuyucunun ilgisini de çekti. Yazının uzunluğu fena değil. Okuyucu blog yazısını okumaya başladı. Gözüne yazım yanlışları çarpmaya başladı. Peki, ya sonrası? Okuyucunun blog yazısına ve blog yazısını yazan bloggera güveni sarsılacak. Yazının devamını okuyacak hevesi kalmayacak. Yazının profesyonel bir şekilde yazılmadığını anlayacak ve muhtemelen sonraki aramalarında blogunuzu es geçecek. İmla kurallarına mutlaka uyun. Masanızda bir imla kılavuzunun bulunmasından zarar gelmez.
Ortalama uzunluk
Uzun metinleri okumak için kaç kişinin yeterli vakti var? Kaçımız internette bir yazıyı dakikalarca okuyoruz? Kendiniz de bir okuyucu olarak düşünün. İnternetteki okuma deneyimi kitap okumaya benzemiyor. Gözü fazlasıyla yorabiliyor. Bu yüzden çok uzun metinlerden ve iç karartıcı tema kullanımından kaçınmak gerekiyor. İnternette hız ve zaman faktörü birçok kullanıcının önemsediği bir şey. Bundan dolayı yazıları fazla dolandırmamak lazım.
Sayıların kullanımı
Blog yazılarında sayıların yer alması birçok okucuyunun sevdiği bir şey. 10 püf noktası, 5 yolu, 3 belirtisi gibi ifadeler yazılara daha ilgi çekici bir hal katıyor. Yabancı bloglarda da en çok bu tür yazılara ön plana çıkıyor. 10 püf nokta dediğinizde okuyucu "10 madde varmış, bu yazıyı hemen okurum" mantığı ile hareket edebildiğinden dolayı yazının okunma artıyor.
1 Nisan 2014 Salı
Blog hazırlamanın temel ilkeleri
Blog açmak, blog yazarlığı yaparak para kazanmak son yıllarda en çok öne çıkan konulardan biri. Blogların diğer internet girişimcilerine göre daha az maliyetli hatta ücretsiz olması, birçok internet kullanıcısının blog yazarlığına ilgi duymasını sağladı.
Daha önce bloglar ile ilgili hiçbir deneyimi olmayan kişilerin "blog yazarak para kazanılıyormuş, ben de bir blog açarak para kazanabilirim" mantığı ile hareket etmesi birçok blogun yayın hayatının kısa olmasına neden oldu. Tecrübeli blog yazarlarının blog dünyası hakkındaki tavsiyelerini önemsemeyen, bloglar hakkında sağlıklı araştırmalar yapmayanların her denemesi hüsran ile sonuçlandı.
Peki, blog açmayı düşünenler, blog hazırlama yoluna girmeden önce nelere dikkat etmeli?
Bu yazımda blog dünyasına adım atmayı düşünenler için birkaç maddelik önerilerde bulunmak istiyorum.
Amacınızı tanımlayın
Blog açmayı neden istiyorsunuz? Para kazanmak için mi? Duygu ve düşüncelerinizi dile getirmek için mi? Prestij kazanmak için mi? Yazdığınız konularla ilgilenen kitleye ulaşmak için mi? Amacınızı netleştirmeden blog dünyasına adım atarsanız blog maceranız uzun sürmeyecek.
İçerik takvimi belirleyin
Yeni blog açanların birçoğu ilk başlarda bol bol içerik girer. Daha sonra içerik girme sıklığı azalır. Belli bir zaman geçtikten sonra da "Blogdan istediğimi alamadım, para kazanamadım" gibi bahaneler üreterek içerik üretme işlemini sonlandırır. Sonuç; çöp bloglar ordusuna bir katılım daha... Blog yazarlığında içerik takvimi oluşturmak ve bunu istikrarlı bir şekilde sürdürmek çok önemli. Haftalık mı yoksa günlük mü yazılacak? Buna karar vermek önemli. Haftada en az 1 içerik girmenizde fayda var. Topluca içerik üreterek bunu belirlediğiniz içerik takvimi doğrultusunda da yayınlayabilirsiniz.
Tozlu rafları karıştırın
Çeşitli konuları ve hangilerinin daha fazla ilgi çekebileceğini düşünün. Kısa ve uzun yazıları, ciddi ve eğlenceli yazıları, güncel ve her zaman eskimeyecek olan zamandan bağımsız yazıları karıştırın.u Başarılı blogların içerik sunma yöntemlerini takip etmeniz işinize yarayabilir.
Yazıların ötesine geçin
Blogların birçoğu genelde yazılı metinler içeriyor. Siz blogunuzu görsel içerikler renklendirebilirsiniz. Görsel açıdan hoş öğeler eklemek ya da ana fikrinizi pekiştirecek türden fotoğrafları yazılarınızın içinde kullanmanız iyi olabilir. Bunların yanı sıra belli periyotlarda infografikler, e-kitaplar, sunum dosyaları, eğitici ve öğretici videolar eklemeniz harika bir yöntem olacak.
Boyut önemli bir husus
Yazılarınızın uzunluğu ne kadar olmalı? Birçok yeni blog yazarının kafasına takılan en önemli sorulardan biri de bu... Buna verilebilecek en güzel cevap söylemeniz gereken şeyi söylemenize yetecek uzunlukta olmasıdır. Yazılarınızı temel şeyleri kapsayacak kadar uzun ama ilginç kılacak kadar da kısa şekilde tutmanız hedef kitlenizin de hoşuna gidecek.
Yazıyı başlık okutur
Gazetecilikte en sık kullanan cümlelerden biri olan "Yazıyı başlık okutur" cümlesine katılmamak elde değil. İnternet ortamında yer alan içeriklerin çoğunu başlığı ilgimizi çekiyor diye okumuyor muyuz? Başlık, bir yazının özüdür. Başlıksız bir yazı, eksiktir, kördür, topaldır. Blog yazılarınızı çarpıcı başlıklar ile süslemeyi öğrenmelisiniz. Gerekirse blog yazınızı yazmanız için harcadığınız süreden daha fazla süreyi başlık bulmak için harcayın. Herkesin kullandığı klasik başlıkları bir kenara bırakın ve fark oluşturucu başlıklara ağırlık verin. Başlığınız iyi olursa okuyucuların merakı artacak ve yazınızın devamını da okumak isteyecekler.
Bloglarda tasarım önemli
Blogunuzun bir tarzı ve kişiliği olmasına önem verin. Blogunuzda kullanacağınız temanın işlevsel, gözü yormayan, okuyucuları sıkmayan türden bir tema olmasına dikkat edin. Karmaşık temalardan uzak durun. Sade, reklamın mümkün olduğunca az olduğu ve okuyucunun gözüne batmadığı temaları tercih edin. Temanızın arka fonun beyaz olmasına dikkat edin. Koyu tema seçimi ile okuyucuların blogunuzdan korkup kaçmasına izin vermeyin. Temanızın SEO uyumlu, sosyal eklentilere sahip olması ve mobil cihazlarda da kolay görüntülenmesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.
Yazılarınıza gelen yorumları kontrol edin
Blog yazılarınıza gelen yorumlar bazen canınızı sıkacak türden olabilir. Son zamanlarda ücretsiz blog yazılımları kullananlar spam yorumlardan çok şikayetçi. Blog yazılarınıza gelen yorumları düzenli olarak takip edin. Yorumların içinde hakaret cümleleri taşıyan, argo kelimeler içerenler olabilir. Blogunuza gönderilen bir yorumu yazılanlara katılmasanız da silmemeye, düzeltmemeye özen gösterin. Okuyucular sizin düşüncelerinziden farklı düşüncelere sahip olabilir. Onların da kendi fikirleri ve sesleri var. Yorum denetimini sadece uygunsuz ya da konu dışına çıkan yorumları sitenizden uzak tutmak için yapın.
Konuştuğunuz gibi yazın
Blog yazılarınızı yazarken kullanacağız dilin sade ve konuşma dili olmasına özen gösterin. Resmi, laubali dilden uzak durun. Doğal, erişilebilir ve daima insani yazılar yazın. Doğallık derken kelimeleri ağzınızdan çıktığı gibi de yazmayın. İmla kurallarına, yazım hatalarına dikkat edin. Yazınızı katletmeyin. Günümüzde birçok blog yazısı ciddi imla hataları barındırıyor ve yazı dili olarak okunmaktan çok uzak. Bloglar, ansiklopedik yayınlar değil. Daha samimi yazılar yazmakta fayda var. Yazılarınızı yayınlamadan önce mutlaka bir süzgeçten geçirin. Bazen bir kelime hatası bile okuyucuyu rahatsız edebiliyor.
Söyleyeceklerinizi dolandırmayın
Bloglarda anlatacaklarınızı fazla dolandırmayın. Ana fikri net bir şekilde okuyuculara sunun. Yazınızın en başında söylediklerinizi yazı ortasında ve sonunda tekrarlamayın. Tekrarlanan bir yazı, amacına ulaşmaz. Okuyucu yazı sonunda ana fikri görmek ister. Yazılarınızı giriş, gelişme ve sonuç şeklinde yazın. Kısalık ve özlük, bloglar için oldukça önemli.
Daha önce bloglar ile ilgili hiçbir deneyimi olmayan kişilerin "blog yazarak para kazanılıyormuş, ben de bir blog açarak para kazanabilirim" mantığı ile hareket etmesi birçok blogun yayın hayatının kısa olmasına neden oldu. Tecrübeli blog yazarlarının blog dünyası hakkındaki tavsiyelerini önemsemeyen, bloglar hakkında sağlıklı araştırmalar yapmayanların her denemesi hüsran ile sonuçlandı.
Peki, blog açmayı düşünenler, blog hazırlama yoluna girmeden önce nelere dikkat etmeli?
Bu yazımda blog dünyasına adım atmayı düşünenler için birkaç maddelik önerilerde bulunmak istiyorum.
Amacınızı tanımlayın
Blog açmayı neden istiyorsunuz? Para kazanmak için mi? Duygu ve düşüncelerinizi dile getirmek için mi? Prestij kazanmak için mi? Yazdığınız konularla ilgilenen kitleye ulaşmak için mi? Amacınızı netleştirmeden blog dünyasına adım atarsanız blog maceranız uzun sürmeyecek.
İçerik takvimi belirleyin
Yeni blog açanların birçoğu ilk başlarda bol bol içerik girer. Daha sonra içerik girme sıklığı azalır. Belli bir zaman geçtikten sonra da "Blogdan istediğimi alamadım, para kazanamadım" gibi bahaneler üreterek içerik üretme işlemini sonlandırır. Sonuç; çöp bloglar ordusuna bir katılım daha... Blog yazarlığında içerik takvimi oluşturmak ve bunu istikrarlı bir şekilde sürdürmek çok önemli. Haftalık mı yoksa günlük mü yazılacak? Buna karar vermek önemli. Haftada en az 1 içerik girmenizde fayda var. Topluca içerik üreterek bunu belirlediğiniz içerik takvimi doğrultusunda da yayınlayabilirsiniz.
Tozlu rafları karıştırın
Çeşitli konuları ve hangilerinin daha fazla ilgi çekebileceğini düşünün. Kısa ve uzun yazıları, ciddi ve eğlenceli yazıları, güncel ve her zaman eskimeyecek olan zamandan bağımsız yazıları karıştırın.u Başarılı blogların içerik sunma yöntemlerini takip etmeniz işinize yarayabilir.
Yazıların ötesine geçin
Blogların birçoğu genelde yazılı metinler içeriyor. Siz blogunuzu görsel içerikler renklendirebilirsiniz. Görsel açıdan hoş öğeler eklemek ya da ana fikrinizi pekiştirecek türden fotoğrafları yazılarınızın içinde kullanmanız iyi olabilir. Bunların yanı sıra belli periyotlarda infografikler, e-kitaplar, sunum dosyaları, eğitici ve öğretici videolar eklemeniz harika bir yöntem olacak.
Boyut önemli bir husus
Yazılarınızın uzunluğu ne kadar olmalı? Birçok yeni blog yazarının kafasına takılan en önemli sorulardan biri de bu... Buna verilebilecek en güzel cevap söylemeniz gereken şeyi söylemenize yetecek uzunlukta olmasıdır. Yazılarınızı temel şeyleri kapsayacak kadar uzun ama ilginç kılacak kadar da kısa şekilde tutmanız hedef kitlenizin de hoşuna gidecek.
Yazıyı başlık okutur
Gazetecilikte en sık kullanan cümlelerden biri olan "Yazıyı başlık okutur" cümlesine katılmamak elde değil. İnternet ortamında yer alan içeriklerin çoğunu başlığı ilgimizi çekiyor diye okumuyor muyuz? Başlık, bir yazının özüdür. Başlıksız bir yazı, eksiktir, kördür, topaldır. Blog yazılarınızı çarpıcı başlıklar ile süslemeyi öğrenmelisiniz. Gerekirse blog yazınızı yazmanız için harcadığınız süreden daha fazla süreyi başlık bulmak için harcayın. Herkesin kullandığı klasik başlıkları bir kenara bırakın ve fark oluşturucu başlıklara ağırlık verin. Başlığınız iyi olursa okuyucuların merakı artacak ve yazınızın devamını da okumak isteyecekler.
Bloglarda tasarım önemli
Blogunuzun bir tarzı ve kişiliği olmasına önem verin. Blogunuzda kullanacağınız temanın işlevsel, gözü yormayan, okuyucuları sıkmayan türden bir tema olmasına dikkat edin. Karmaşık temalardan uzak durun. Sade, reklamın mümkün olduğunca az olduğu ve okuyucunun gözüne batmadığı temaları tercih edin. Temanızın arka fonun beyaz olmasına dikkat edin. Koyu tema seçimi ile okuyucuların blogunuzdan korkup kaçmasına izin vermeyin. Temanızın SEO uyumlu, sosyal eklentilere sahip olması ve mobil cihazlarda da kolay görüntülenmesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.
Yazılarınıza gelen yorumları kontrol edin
Blog yazılarınıza gelen yorumlar bazen canınızı sıkacak türden olabilir. Son zamanlarda ücretsiz blog yazılımları kullananlar spam yorumlardan çok şikayetçi. Blog yazılarınıza gelen yorumları düzenli olarak takip edin. Yorumların içinde hakaret cümleleri taşıyan, argo kelimeler içerenler olabilir. Blogunuza gönderilen bir yorumu yazılanlara katılmasanız da silmemeye, düzeltmemeye özen gösterin. Okuyucular sizin düşüncelerinziden farklı düşüncelere sahip olabilir. Onların da kendi fikirleri ve sesleri var. Yorum denetimini sadece uygunsuz ya da konu dışına çıkan yorumları sitenizden uzak tutmak için yapın.
Konuştuğunuz gibi yazın
Blog yazılarınızı yazarken kullanacağız dilin sade ve konuşma dili olmasına özen gösterin. Resmi, laubali dilden uzak durun. Doğal, erişilebilir ve daima insani yazılar yazın. Doğallık derken kelimeleri ağzınızdan çıktığı gibi de yazmayın. İmla kurallarına, yazım hatalarına dikkat edin. Yazınızı katletmeyin. Günümüzde birçok blog yazısı ciddi imla hataları barındırıyor ve yazı dili olarak okunmaktan çok uzak. Bloglar, ansiklopedik yayınlar değil. Daha samimi yazılar yazmakta fayda var. Yazılarınızı yayınlamadan önce mutlaka bir süzgeçten geçirin. Bazen bir kelime hatası bile okuyucuyu rahatsız edebiliyor.
Söyleyeceklerinizi dolandırmayın
Bloglarda anlatacaklarınızı fazla dolandırmayın. Ana fikri net bir şekilde okuyuculara sunun. Yazınızın en başında söylediklerinizi yazı ortasında ve sonunda tekrarlamayın. Tekrarlanan bir yazı, amacına ulaşmaz. Okuyucu yazı sonunda ana fikri görmek ister. Yazılarınızı giriş, gelişme ve sonuç şeklinde yazın. Kısalık ve özlük, bloglar için oldukça önemli.
22 Şubat 2014 Cumartesi
Blog yazılarınızda niteliğe odaklanın
Blog yazısı yazma sürecinde en çok yaşanan sıkıntılarının başında odaklanma sorunu geliyor. Birçok blog yazarı, yazma sürecine yeterince odaklanamadığı için yazısının sonunu getirmekte zorluk çekiyor.
Blog yazısı yazmak için bilgisayar başına oturduğunda "Acaba ne yazsam, hangi konuda yazsam tutar, okuyucu beğenir mi, sıkılmadan yazabilir miyim?" gibi sorular ile kafasını karıştıran blog yazarları, kaliteli ve fayda sağlayıcı blog yazısı üretimi noktasında işin içinden çıkamıyor.
Bu yazımda blog yazısı yazma sürecinde kafası karışanlar için birkaç öneride bulunmak istiyorum.
Odaklanın
Blog yazısı yazarken kafanızı boşaltın ve sadece yazma işine odaklanın. Zihninizi meşgul eden diğer düşüncelerden bir süreliğine uzak durun. Blog yazısı yazarken başka hiçbir işle uğraşmayın. Bu noktada sakin bir ortamda bulunmanız daha iyi bir yazma deneyimi ve kafanızın dağılmaması açısından faydalı olacak. Gürültülü bir ortamda yazı yazmanız zor olur. Blog yazılarınız için her zaman sessiz ve rahat ortamları tercih edin. Kaliteli blog yazıları için yazdığınız konulara tam anlamıyla odaklanmanız, sadık bir takipçi kitlesi edinmeniz açısından son derece önemlidir.
İçeriklerinizi ziyaretçilerinizin anlayacağı şekilde yazın
Blog yazılarının anlaşılır bir dil ile yazılması son derece önemlidir. Blogunuzu takip eden her okuyucunun algı düzeyi farklıdır. Yazılarınızda teknik terimlerden ve anlam karmaşasına yol açacak kelimelerden kesinlikle uzak durmalısınız. Blog yazılarınızı sade ve okuyucuyu sıkmayacak bir şekilde yazmaya özen gösterin. Yazılarınızdan bir şey anlamayan okuyucular, blogunuzu bir daha ziyaret etmeyecektir. İfade tarzınız ile okuyucuyu bağlayın.
Yazı başlığınız üzerine kafa yorun
Blog yazısı yazmak kadar önemli olan bir diğer husus ise blog yazısının başlığıdır. Blog yazınızın başlığının okuyucuyu çekecek nitelikler taşımasına dikkat edin. Bazen yazma sürecinden önce aklınıza gelen bir başlık, yazma sürecinizin seyrini değiştirebilir. Başlık, blog yazınızın vitrinidir. Vitrininizi ne kadar iyi düzenlerseniz müşterilerin dikkatini o kadar çok çekersiniz.
Anahtar kelimelerinizi netleştirin
Blog yazınızın okuyucular tarafından kolay bir şekilde bulunması ve okunması için anahtar kelimeleri belirlemeniz son derece önemlidir. Blog yazılarını her ne kadar okuyucu odaklı yazsanız da okuyucuları size yönlendiren güç, arama motorudur. Dolayısıyla arama motorunun sizin yazınızı listelemesini ve sıralamalarda üstlere çıkarmasını sağlayacak anahtar kelimelere yazınız içinde yer vermelisiniz. Okuyucular genelde anahtar kelime ya da kelime gruplarının aratarak blogunuza yönelir. Anahtar kelimeleri yazı içinde orantılı bir şekilde kullanın ve okuyucuların gözüne sokmaktan kaçının.
Değerli içerikler uzman olarak görülmenizi sağlar
Blogunuzda belli bir konuda yazıyorsanız ve yazdığınız konu hakkında ciddi bir bilgi donanımına sahipseniz şanslısınız demektir. Bu sizin blog okuyucuları tarafından uzman olarak algılanmanızı sağlar. Blog konunuz ile ilgilenen kitleye düzenli olarak faydalı içerikler sunmanız, daha fazla sadık okuyucu edinmenizi kolaylaştırır. Okuyuculara sağladığınız değerli içeriklerin sürekliliği, sizi onların gözünde uzmanlaştıracağı gibi başka kapıların açılmasını da kolaylaştırır. Yazılarınızda profesyonelliği önemseyin.
Niceliği değil "niteliği"tercih edin
Blog yazılarınızda sayılara değil, kaliteye odaklanın. Blog yazarlarının çoğu ilk başlarda mümkün olduğu kadar çok içerik ve bağlantı üretmek amacı güdüyor. Aslında bu çok sağlıklı bir yol değil. Değerli içerik sunan bir blog yazısının öylesine yazılmış birçok blog yazısından daha fazla getirisi olduğunu unutmamanız gerekiyor. Kendinize içerik takvimi belirleyin ve bu içerik takvimine bağlı kalmaya çalışın. (Her gün 1 yazı, haftada 2-3 yazı gibi...)
Bir içerik stratejisi, bir günde işe yaramaz. Bir kumbara gibidir. Her gün içine birazcık para atarsınız ve belli bir süre sonra kumbaranızın ağzına kadar para dolduğunu fark edersiniz.
İstikrarlı ve sabırlı olun...
Blog yazısı yazmak için bilgisayar başına oturduğunda "Acaba ne yazsam, hangi konuda yazsam tutar, okuyucu beğenir mi, sıkılmadan yazabilir miyim?" gibi sorular ile kafasını karıştıran blog yazarları, kaliteli ve fayda sağlayıcı blog yazısı üretimi noktasında işin içinden çıkamıyor.
Bu yazımda blog yazısı yazma sürecinde kafası karışanlar için birkaç öneride bulunmak istiyorum.
Odaklanın
Blog yazısı yazarken kafanızı boşaltın ve sadece yazma işine odaklanın. Zihninizi meşgul eden diğer düşüncelerden bir süreliğine uzak durun. Blog yazısı yazarken başka hiçbir işle uğraşmayın. Bu noktada sakin bir ortamda bulunmanız daha iyi bir yazma deneyimi ve kafanızın dağılmaması açısından faydalı olacak. Gürültülü bir ortamda yazı yazmanız zor olur. Blog yazılarınız için her zaman sessiz ve rahat ortamları tercih edin. Kaliteli blog yazıları için yazdığınız konulara tam anlamıyla odaklanmanız, sadık bir takipçi kitlesi edinmeniz açısından son derece önemlidir.
İçeriklerinizi ziyaretçilerinizin anlayacağı şekilde yazın
Blog yazılarının anlaşılır bir dil ile yazılması son derece önemlidir. Blogunuzu takip eden her okuyucunun algı düzeyi farklıdır. Yazılarınızda teknik terimlerden ve anlam karmaşasına yol açacak kelimelerden kesinlikle uzak durmalısınız. Blog yazılarınızı sade ve okuyucuyu sıkmayacak bir şekilde yazmaya özen gösterin. Yazılarınızdan bir şey anlamayan okuyucular, blogunuzu bir daha ziyaret etmeyecektir. İfade tarzınız ile okuyucuyu bağlayın.
Yazı başlığınız üzerine kafa yorun
Blog yazısı yazmak kadar önemli olan bir diğer husus ise blog yazısının başlığıdır. Blog yazınızın başlığının okuyucuyu çekecek nitelikler taşımasına dikkat edin. Bazen yazma sürecinden önce aklınıza gelen bir başlık, yazma sürecinizin seyrini değiştirebilir. Başlık, blog yazınızın vitrinidir. Vitrininizi ne kadar iyi düzenlerseniz müşterilerin dikkatini o kadar çok çekersiniz.
Anahtar kelimelerinizi netleştirin
Blog yazınızın okuyucular tarafından kolay bir şekilde bulunması ve okunması için anahtar kelimeleri belirlemeniz son derece önemlidir. Blog yazılarını her ne kadar okuyucu odaklı yazsanız da okuyucuları size yönlendiren güç, arama motorudur. Dolayısıyla arama motorunun sizin yazınızı listelemesini ve sıralamalarda üstlere çıkarmasını sağlayacak anahtar kelimelere yazınız içinde yer vermelisiniz. Okuyucular genelde anahtar kelime ya da kelime gruplarının aratarak blogunuza yönelir. Anahtar kelimeleri yazı içinde orantılı bir şekilde kullanın ve okuyucuların gözüne sokmaktan kaçının.
Değerli içerikler uzman olarak görülmenizi sağlar
Blogunuzda belli bir konuda yazıyorsanız ve yazdığınız konu hakkında ciddi bir bilgi donanımına sahipseniz şanslısınız demektir. Bu sizin blog okuyucuları tarafından uzman olarak algılanmanızı sağlar. Blog konunuz ile ilgilenen kitleye düzenli olarak faydalı içerikler sunmanız, daha fazla sadık okuyucu edinmenizi kolaylaştırır. Okuyuculara sağladığınız değerli içeriklerin sürekliliği, sizi onların gözünde uzmanlaştıracağı gibi başka kapıların açılmasını da kolaylaştırır. Yazılarınızda profesyonelliği önemseyin.
Niceliği değil "niteliği"tercih edin
Blog yazılarınızda sayılara değil, kaliteye odaklanın. Blog yazarlarının çoğu ilk başlarda mümkün olduğu kadar çok içerik ve bağlantı üretmek amacı güdüyor. Aslında bu çok sağlıklı bir yol değil. Değerli içerik sunan bir blog yazısının öylesine yazılmış birçok blog yazısından daha fazla getirisi olduğunu unutmamanız gerekiyor. Kendinize içerik takvimi belirleyin ve bu içerik takvimine bağlı kalmaya çalışın. (Her gün 1 yazı, haftada 2-3 yazı gibi...)
Bir içerik stratejisi, bir günde işe yaramaz. Bir kumbara gibidir. Her gün içine birazcık para atarsınız ve belli bir süre sonra kumbaranızın ağzına kadar para dolduğunu fark edersiniz.
İstikrarlı ve sabırlı olun...
9 Şubat 2014 Pazar
Blogunuzu bir dükkan gibi düşünün
Blog yazarlığı, internetten para kazanmanın en popüler yollarından biri olarak bilinse de gerçeğin bundan farklı olduğunu unutmamak gerekiyor. Blog yazarlığı ile ilgili sağda solda yazılmış şeylerin büyük çoğunluğu hayal ürünü şeylerdir.
Bu yüzden "blog yazarak ayda binlerce lira kazanın, blog yazarlığından para kazanmanın sırları bu e-kitapta, bu eğitim seti ile kazancınızı katlayın" gibi tuzaklara düşmemenizi tavsiye ediyorum. Blog yazmanın genel geçer bir kitabı yok. Bu işin kitabını yazdığını ve bu kitap sayesinde para kazanacağınızı söyleyen kişilere, sitelere kesinlikle itibar etmeyin.
Kelin merhemi olsa kendi başına sürer atasözünü anımsayın. Bu kişiler belli anahtar kelimeler üzerinden açtıkları sitelere hit çekme ve birkaç lira Adsense geliri elde etmenin derdinde. Ayda binlerce lira kazanan bir kişi size bunun püf noktasını 20-30 TL'lik e-kitaplar ile asla sunmaz.
Bir dönem sırf ne yazılıyor diye merak ederek sözde kazanç tekniklerinin yer aldığı bir e-book satın almıştım. Aldığım e-book'u inceledikten sonra kaliteli içerik anlamında hiçbir tatmin edici yazıya rastlamadım. İçeriği Medya İstasyonu'nda yazdığım yazılara göre düşük seviyedeydi ve okunabilir formattan son derece uzaktı.
Böyle setler ile blog yazarlığından para kazanmanın hayalini kuranlar, boşa zaman ve para harcamamalı. Bu iş deneme yanılma yöntemi, sabır, araştırma, gözlem, bol bol okuma ile öğreniliyor.
Öncelikle şunu unutmamak lazım;
Blog yazarlığı yaparak hatırı sayılır paralar kazanmanız zordur. İmkansız, demiyorum. Gerçekten zordur. Hala bunu anlamayan, bu işin çocuk oyuncağı olduğunu sanan arkadaşlar var. Forum sitelerinde "ne tür blog açsam tutar" gibi basit sorular ile vakit harcıyorlar. Bir blogun tutacağını önceden kestirmek güçtür. Bu yüzden anahtar kelime odaklı blog açmak, son derece faydasız bir girişim olarak başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Blogu bir dükkan gibi düşünün. Dükkan dışarıdan gösterişli. Dekorasyonu on numara ama içinde müşteriyi çekecek ve daha sonra tekrar alışveriş yapmasını sağlayacak malzemeler yok. Bu dükkan ne kadar ayakta kalabilir?
Bloglar da böyledir. İçerikten ziyade görselliğe önem verirseniz, blogculukta asıl önemli olan "yazma" işini sürekli ertelersiniz. Bu da zaman içinde ciddi bir hastalığa dönüşür ve "yazmak için ne zaman bilgisayarın başına otursam içimden gerçek anlamda yazmak gelmiyor" diyerek sürekli şikayet edersiniz ya da cuzi ücretler karşılığı başkalarına yazılar yazdırarak blogunuzu suni bir şekilde güncel tutmayı denersiniz.
Her iki durum da blogculuk açısından tehlikedir. Kişisel bir yaklaşımla açılan blogun başka kişilerin sırf para kazanayım diye yazdığı yazılar ile bezenmesi ne o bloga ne de okuyucuya fayda sağlar. Maalesef bunu hala anlamayan kişiler var.
Olaya bir de şöyle yaklaşalım. 200 kelime yazıyı 2 TL'den yazan birinden blogunuz güncel olsun diye 10 adet yazı aldınız. Blogunuzu da para kazanmak için açtınığınız aşikar. Peki, 10 yazı için harcadığınız 20 TL'yi ve karınızı nasıl elde edeceksiniz?
Bunu hiç düşündünüz mü? Blogunuz maddi anlamda sürekli açık verecek. Adsense'den 20 TL kazanmanız için kaç gün beklemeniz gerekiyor biliyor musunuz? Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini unutmayın.
Blogun en önemli malzemesi okuyuculara faydalı olabilecek türden, iyi kurgulanmış yazılardır. Bunlar da içten gelerek yazılır. Para ile yazılanların birçoğu maddi kaygılar nedeniyle değer sunmaktan uzaktır.
"Yeter, felsefe yapmayı bırak sadete gel" diyenler için en çok merak edilen konuya da birkaç cümle ile değineyim.
Blog açmak, para kazandırır mı?
Bunun cevabı çok net. Blog, para direkt para kazandırmaz. Para kazanmanın yollarını açar. Her şey sizin kişisel çabanıza bağlıdır. Blogunuzun içeriği ve sayısal anlamda verileri çok iyi olabilir ancak pazarlamasını yapamıyorsanız para kazanamazsınız ve amacınıza ulaşamazsınız. Önce yazılarınızı pazarlayarak bir değer ve network oluşturun ki gelecek için bir umudunuz olsun.
Tavsiyelerim
*Dükkanınız sürekli açık tutun.
*Her zaman taze ve müşterilerin ilgisini çekecek ürünler ile doldurun.
*Vitrinize diğer dükkanlarda satılan ürünlerden farklı ve az bulunan ürünleri yerleştirin.
*Müşterileri dekorasyonunuz ile korkutmayın ki bu dükkan pahalıdır diye korkup kaçmasınlar.
*Sade bir dekorasyon eşliğinde ürünlerinizi ön plana çıkarın.
*Müşterilerinze karşı ilgili ve güleryüzlü olun.
*Bilgi sahibi olmadığınız ürünü müşteri çekmek için yarım yamalak bir şekilde sunmayın.
*Müşterilerinizin velinimetiniz olduğunu unutmayın.
*Müşterilerinizin görüş, öneri ve yorumlarına kayıtsız kalmayın.
*Satış performansınızı artırmak için sürekli çalışın.
Bu yüzden "blog yazarak ayda binlerce lira kazanın, blog yazarlığından para kazanmanın sırları bu e-kitapta, bu eğitim seti ile kazancınızı katlayın" gibi tuzaklara düşmemenizi tavsiye ediyorum. Blog yazmanın genel geçer bir kitabı yok. Bu işin kitabını yazdığını ve bu kitap sayesinde para kazanacağınızı söyleyen kişilere, sitelere kesinlikle itibar etmeyin.
Kelin merhemi olsa kendi başına sürer atasözünü anımsayın. Bu kişiler belli anahtar kelimeler üzerinden açtıkları sitelere hit çekme ve birkaç lira Adsense geliri elde etmenin derdinde. Ayda binlerce lira kazanan bir kişi size bunun püf noktasını 20-30 TL'lik e-kitaplar ile asla sunmaz.
Bir dönem sırf ne yazılıyor diye merak ederek sözde kazanç tekniklerinin yer aldığı bir e-book satın almıştım. Aldığım e-book'u inceledikten sonra kaliteli içerik anlamında hiçbir tatmin edici yazıya rastlamadım. İçeriği Medya İstasyonu'nda yazdığım yazılara göre düşük seviyedeydi ve okunabilir formattan son derece uzaktı.
Böyle setler ile blog yazarlığından para kazanmanın hayalini kuranlar, boşa zaman ve para harcamamalı. Bu iş deneme yanılma yöntemi, sabır, araştırma, gözlem, bol bol okuma ile öğreniliyor.
Öncelikle şunu unutmamak lazım;
Blog yazarlığı yaparak hatırı sayılır paralar kazanmanız zordur. İmkansız, demiyorum. Gerçekten zordur. Hala bunu anlamayan, bu işin çocuk oyuncağı olduğunu sanan arkadaşlar var. Forum sitelerinde "ne tür blog açsam tutar" gibi basit sorular ile vakit harcıyorlar. Bir blogun tutacağını önceden kestirmek güçtür. Bu yüzden anahtar kelime odaklı blog açmak, son derece faydasız bir girişim olarak başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Blogu bir dükkan gibi düşünün. Dükkan dışarıdan gösterişli. Dekorasyonu on numara ama içinde müşteriyi çekecek ve daha sonra tekrar alışveriş yapmasını sağlayacak malzemeler yok. Bu dükkan ne kadar ayakta kalabilir?
Bloglar da böyledir. İçerikten ziyade görselliğe önem verirseniz, blogculukta asıl önemli olan "yazma" işini sürekli ertelersiniz. Bu da zaman içinde ciddi bir hastalığa dönüşür ve "yazmak için ne zaman bilgisayarın başına otursam içimden gerçek anlamda yazmak gelmiyor" diyerek sürekli şikayet edersiniz ya da cuzi ücretler karşılığı başkalarına yazılar yazdırarak blogunuzu suni bir şekilde güncel tutmayı denersiniz.
Her iki durum da blogculuk açısından tehlikedir. Kişisel bir yaklaşımla açılan blogun başka kişilerin sırf para kazanayım diye yazdığı yazılar ile bezenmesi ne o bloga ne de okuyucuya fayda sağlar. Maalesef bunu hala anlamayan kişiler var.
Olaya bir de şöyle yaklaşalım. 200 kelime yazıyı 2 TL'den yazan birinden blogunuz güncel olsun diye 10 adet yazı aldınız. Blogunuzu da para kazanmak için açtınığınız aşikar. Peki, 10 yazı için harcadığınız 20 TL'yi ve karınızı nasıl elde edeceksiniz?
Bunu hiç düşündünüz mü? Blogunuz maddi anlamda sürekli açık verecek. Adsense'den 20 TL kazanmanız için kaç gün beklemeniz gerekiyor biliyor musunuz? Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini unutmayın.
Blogun en önemli malzemesi okuyuculara faydalı olabilecek türden, iyi kurgulanmış yazılardır. Bunlar da içten gelerek yazılır. Para ile yazılanların birçoğu maddi kaygılar nedeniyle değer sunmaktan uzaktır.
"Yeter, felsefe yapmayı bırak sadete gel" diyenler için en çok merak edilen konuya da birkaç cümle ile değineyim.
Blog açmak, para kazandırır mı?
Bunun cevabı çok net. Blog, para direkt para kazandırmaz. Para kazanmanın yollarını açar. Her şey sizin kişisel çabanıza bağlıdır. Blogunuzun içeriği ve sayısal anlamda verileri çok iyi olabilir ancak pazarlamasını yapamıyorsanız para kazanamazsınız ve amacınıza ulaşamazsınız. Önce yazılarınızı pazarlayarak bir değer ve network oluşturun ki gelecek için bir umudunuz olsun.
Tavsiyelerim
*Dükkanınız sürekli açık tutun.
*Her zaman taze ve müşterilerin ilgisini çekecek ürünler ile doldurun.
*Vitrinize diğer dükkanlarda satılan ürünlerden farklı ve az bulunan ürünleri yerleştirin.
*Müşterileri dekorasyonunuz ile korkutmayın ki bu dükkan pahalıdır diye korkup kaçmasınlar.
*Sade bir dekorasyon eşliğinde ürünlerinizi ön plana çıkarın.
*Müşterilerinze karşı ilgili ve güleryüzlü olun.
*Bilgi sahibi olmadığınız ürünü müşteri çekmek için yarım yamalak bir şekilde sunmayın.
*Müşterilerinizin velinimetiniz olduğunu unutmayın.
*Müşterilerinizin görüş, öneri ve yorumlarına kayıtsız kalmayın.
*Satış performansınızı artırmak için sürekli çalışın.
Etiketler:
blog e kitap,
blog ipuçları,
blog kazanç,
blog nasıl okutulur,
blog yazısı nasıl yazılır,
blogdan para kazanmak,
eğitim seti,
kazanç siteleri,
popüler blog nasıl yapılır
5 Şubat 2014 Çarşamba
İçeriğinize değer katmanın 3 yolu
İçerik paylaşımının büyük oranlara ulaştığı dijital dünyada farklılaşmanın tek yolu bir içerik stratejisi geliştirmekten geçiyor.
Blogunuz içerik stratejisi oluştururken öyle kafanızı karıştırmanıza da gerek yok. Sadece birkaç temel maddeye dikkat edin yeter. Gerisi zaten zaman içinde çalışmalarına paralel olarak gelişecek.
İşte birkaç öneri
Tıklanabilir blog yazısı başlıkları üretin
Blogunuzda ürettiğiniz içerik insanlarda tıklama hevesi uyandırmadığı sürece istediğiniz kadar kaliteli, özgün olsun, bir değer ifade etmeyeceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Maalesef blog yazan birçok kişi başlığı yeterince önemsemiyor. Şu ana kadar ziyaret ettiğim birçok blogda başlıkların sorunlu olduğunu gözlemledim. Peki, neydi bu sorunlar?
-Başlıkların uzun olması
-Blog yazısı ile uyumsuz olması
-Anahtar kelime içermemesi
-Devrik ifadeler taşıması
-Anlamsız kelime gruplarından oluşması
-Okuyucuyu blogdan kaçıracak nitelikte olması
-Ciddi imla hataları içermesi
İnsanların görünce psikolojik kırılma yaşamalarını, heyecanlanmalarını, yazının devamını merak etmelerini sağlayacak türden başlıklar atmayı önemseyin. Kendinizi düşünün. Birisi size bir şeyin nasıl yapılacağının formülünü veriyor, ya da birkaç adımda nasıl yapabileceğini gösteriyor. Detaylar için tıklamıyor musunuz? Kendi blog yazınızda da buna özen gösterin. Farkı göreceksiniz.
Blog yazınız fayda sağlasın
Kime fayda? Nasıl Fayda?
Blogunuzun hedef kitlesinin ilgisini çekebilecek, bilgi veren, çözüm sunan, öneri sunan blog yazıları sizin daha iyi bir konuma gelmenizi sağlayacak. Okuyucu aradığı konu ile ilgili içerikleri sizin blog yazınızda buldu diyelim. Yazınızı baştan sonra okuyacak. Sonrasında benzer yazılar var mı diye blogunuzda şöyle bir tura çıkacak. Aradıklarını buldukça daha fazla ziyaret edecek. Çünkü ürettiklerinizden yarar sağladı. Bilgi ihtiyacını bir nebze de olsa giderdi. Artık onun gözünde farklı bir noktadasınız.
Peki, bundan sonra ne yapmanız gerekiyor?
Okuyucuyu tutmanız için istikrarlı bir şekilde fayda sağlayıcı içerik üretmeyi sürmeniz çok önemli. Blog yazınızı yazarken okuyucuya fayda sağlayıp sağlamayacağını her zaman göz önünde bulundurun. "Alt tarafı bir yazı yazacağım, bunun ne önemi var" demeyin.
Yazdığınız blog yazısını okuyanlar yazının içinde aradıkları ya da ilgilendikleri şeyler ile ilgili birkaç cümle bir bile bulsa bu sizin blog kariyerinizi ummadığınız bir noktaya taşıyabilir. Okuyucular için uzun zaman referans olarak ziyaret edilecek türden içerikler üretmeniz blogunuzun sürekli ziyaretçi çekmesini de sağlayan önemli bir işlemdir.
Google'ı ihmal etmeyin
İnternet sitesi sahiplerinin en büyük amacı daha fazla ziyaretçi çekmek değil mi? Peki, bu ziyaretçileri size kim gönderecek?
Blogunuz arama motoru ile uyumlu değilse uyumlu hale getirin. Bunun için anahtar kelimeleri, site başlığını, tanım kısmını düzenleyin.
Bundan sonraki aşamada da yazdığınız blog yazılarının arama motoruna uygun olup olmadığına dikkat edin. Her ne kadar "arama motoru için yazmıyorum" deseniz de okuyucularınızın size ulaşmasını sağlayan en önemli araç arama motorudur.
Yazınızın başlığını, gövde metnini anahtar kelimeler ile süsleyin. Bunu yaparken kesinlikle aşırıya kaçmayın ve okuyucuların gözüne bir şeyleri sokmayı düşünmeyin. Yazısının kurgusu ve anlam bütünlüğü okuyucuları blogunuzdan kaçırtmayacak düzeyde ise arama motoru da buna kayıtsız kalmayacaktır.
Blogunuz içerik stratejisi oluştururken öyle kafanızı karıştırmanıza da gerek yok. Sadece birkaç temel maddeye dikkat edin yeter. Gerisi zaten zaman içinde çalışmalarına paralel olarak gelişecek.
İşte birkaç öneri
Tıklanabilir blog yazısı başlıkları üretin
Blogunuzda ürettiğiniz içerik insanlarda tıklama hevesi uyandırmadığı sürece istediğiniz kadar kaliteli, özgün olsun, bir değer ifade etmeyeceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Maalesef blog yazan birçok kişi başlığı yeterince önemsemiyor. Şu ana kadar ziyaret ettiğim birçok blogda başlıkların sorunlu olduğunu gözlemledim. Peki, neydi bu sorunlar?
-Başlıkların uzun olması
-Blog yazısı ile uyumsuz olması
-Anahtar kelime içermemesi
-Devrik ifadeler taşıması
-Anlamsız kelime gruplarından oluşması
-Okuyucuyu blogdan kaçıracak nitelikte olması
-Ciddi imla hataları içermesi
İnsanların görünce psikolojik kırılma yaşamalarını, heyecanlanmalarını, yazının devamını merak etmelerini sağlayacak türden başlıklar atmayı önemseyin. Kendinizi düşünün. Birisi size bir şeyin nasıl yapılacağının formülünü veriyor, ya da birkaç adımda nasıl yapabileceğini gösteriyor. Detaylar için tıklamıyor musunuz? Kendi blog yazınızda da buna özen gösterin. Farkı göreceksiniz.
Blog yazınız fayda sağlasın
Kime fayda? Nasıl Fayda?
Blogunuzun hedef kitlesinin ilgisini çekebilecek, bilgi veren, çözüm sunan, öneri sunan blog yazıları sizin daha iyi bir konuma gelmenizi sağlayacak. Okuyucu aradığı konu ile ilgili içerikleri sizin blog yazınızda buldu diyelim. Yazınızı baştan sonra okuyacak. Sonrasında benzer yazılar var mı diye blogunuzda şöyle bir tura çıkacak. Aradıklarını buldukça daha fazla ziyaret edecek. Çünkü ürettiklerinizden yarar sağladı. Bilgi ihtiyacını bir nebze de olsa giderdi. Artık onun gözünde farklı bir noktadasınız.
Peki, bundan sonra ne yapmanız gerekiyor?
Okuyucuyu tutmanız için istikrarlı bir şekilde fayda sağlayıcı içerik üretmeyi sürmeniz çok önemli. Blog yazınızı yazarken okuyucuya fayda sağlayıp sağlamayacağını her zaman göz önünde bulundurun. "Alt tarafı bir yazı yazacağım, bunun ne önemi var" demeyin.
Yazdığınız blog yazısını okuyanlar yazının içinde aradıkları ya da ilgilendikleri şeyler ile ilgili birkaç cümle bir bile bulsa bu sizin blog kariyerinizi ummadığınız bir noktaya taşıyabilir. Okuyucular için uzun zaman referans olarak ziyaret edilecek türden içerikler üretmeniz blogunuzun sürekli ziyaretçi çekmesini de sağlayan önemli bir işlemdir.
Google'ı ihmal etmeyin
İnternet sitesi sahiplerinin en büyük amacı daha fazla ziyaretçi çekmek değil mi? Peki, bu ziyaretçileri size kim gönderecek?
Blogunuz arama motoru ile uyumlu değilse uyumlu hale getirin. Bunun için anahtar kelimeleri, site başlığını, tanım kısmını düzenleyin.
Bundan sonraki aşamada da yazdığınız blog yazılarının arama motoruna uygun olup olmadığına dikkat edin. Her ne kadar "arama motoru için yazmıyorum" deseniz de okuyucularınızın size ulaşmasını sağlayan en önemli araç arama motorudur.
Yazınızın başlığını, gövde metnini anahtar kelimeler ile süsleyin. Bunu yaparken kesinlikle aşırıya kaçmayın ve okuyucuların gözüne bir şeyleri sokmayı düşünmeyin. Yazısının kurgusu ve anlam bütünlüğü okuyucuları blogunuzdan kaçırtmayacak düzeyde ise arama motoru da buna kayıtsız kalmayacaktır.
2 Şubat 2014 Pazar
Blog yazarak para kazanmak birinci hedef olmamalı
Blog yazarlığına yeni başlamış kişilerin aceleci davranmaları, blog yazarlığının sağlıklı ve amacına uygun bir şekilde sürdürülmesini ciddi anlamda etkiliyor.
Blog yazarak para kazanmak, nitelikli blogların ortaya çıkmasını engelleyen en önemli şeylerin başında geliyor. Bloglar, kaliteli ve faydalı içerikle şekillenen mecralar. Bu mecralara direkt para kazanma fikri ile yaklaşıldığında sonuç hüsran oluyor.
Blog yazmak, para kazanmak için yıllardır çok kolay bir yol olarak anlatıldı. Bunu artık bilmeyenimiz yok. Bu yazılanları okuyanların açtığı blogların hepsi çöp oldu.
İnternette bloglar hakkında yazılan Türkçe kaynakların büyük çoğunluğu, size nasıl daha iyi bir blog yazarı olacağınız konusunda gerçek anlamda ipucu sunmaz. Blog yazarak büyük paralar kazanabileceğinden yüzeysel ve tekrar bilgiler şeklinde bahseder. Bu yazılanları okuyanlar da bu işten çok büyük paralar kazanacağını düşünür.
Bu noktada gerçekçi olmak lazım. Eğer her blog yazarı blog yazarak para kazansaydı etraf blog zengininden geçilmezdi değil mi? Türkiye'de blog yazarak düzenli gelir elde eden kişi sayısı çok az. Çünkü bunu gönülden yapan pek yok. Açılan her blog bir süre sonra çöp oluyor.
Blogların çöp olmasına neden olan sözde blogcuların ortak özelliği şunlar;
Amaç yok.
Para kazanmaya odaklanmış.
Hangi alanda yazacağını bilmiyor.
Nasıl yazacağını bilmiyor.
Ne zaman yazacağını bilmiyor.
Nasıl paylaşacağını bilmiyor.
Okunabilir bir yazı için gerekli olanların farkında değil.
Okuyucuyu çekebilecek bir yazım yeteneği yok.
SEO hakkında temel bilgilere sahip değil.
İmla kurallarını bilmiyor.
Başlık atmayı bilmiyor.
Araştırma yapmayı istemiyor, bilmiyor.
Farklı kaynaklardan beslenmiyor.
Aceleci.
Bir anda popüler olmayı istiyor.
Uzun vadeli düşünmüyor.
Bu işi gönülden yapmıyor.
Yazmak ile ilgili ciddi deneyimleri yok.
Bu işi sadece iştahını kabarttığı için yapıyor.
Kaliteli ve faydalı içerik konusunda bilgisi yok.
Sürekli tema değişikliği yapıyor.
"Emek olmadan yemek olmaz"
Gerçek olan şu ki blog yazarak para kazanmak, çok kolay bir iş değil. Emek, sabır ve düzenli çalışma gerektiriyor. Binlerce blog var. Aradan sıyrılarak iyi bir konuma gelmek, hemen olabilecek bir şey değil. Sağda solda yazılan her yazıya itibar etmek, kişinin ilerisini görmesini engelleyecek.
Zaman zaman sosyal medya hesaplarımda ipucu şeklinde içerikler paylaşıyorum. Takipçilerin en çok sorduğu şu: "Blogumdan kısa sürede nasıl para kazanırım?" Bu soru benim de cevaplandırmaktan en nefret ettiğim soru. Genelde geçiştiriyorum. Çünkü bu soruyu soranların çoğunda gelecek vizyonu yok. Blog yazarlığını gerçek anlamda ciddiye almıyorlar.
Neden çoğu blog yazarı araştırmayı denemiyor? Hazıra konmak her zaman kolay. Başkalarının ciddi anlamda emek harcadığı, araştırarak, deneyerek, yanılarak öğrendiklerini size direkt sunacağını mı sanıyorsunuz? Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
"Emek, teşekkürler ödenmez." Bu sözü kesinlikle unutmayın. Bana Medya İstasyonu'nu açtığımdan beri blog yazarak nasıl para kazanıldığını soran o kadar çok kişi mail gönderdi ki...
Ben zaten yazılarımda ipuçlarını veriyorum. Gerisi kişinin azmine, yeteneğine bağlı. Ama alışılmış bir kere tembelliğe...
"Armut piş, ağzıma düş" mantığı ile hareket edenler maalesef ne kaliteli bir bloga sahip olabilecek ne de bu işten para kazanabilecek.
Türkiye'de neden kaliteli bloglar yok? diye soruluyor ya işte bundan...
Blog yazarak para kazanmak, nitelikli blogların ortaya çıkmasını engelleyen en önemli şeylerin başında geliyor. Bloglar, kaliteli ve faydalı içerikle şekillenen mecralar. Bu mecralara direkt para kazanma fikri ile yaklaşıldığında sonuç hüsran oluyor.
Blog yazmak, para kazanmak için yıllardır çok kolay bir yol olarak anlatıldı. Bunu artık bilmeyenimiz yok. Bu yazılanları okuyanların açtığı blogların hepsi çöp oldu.
İnternette bloglar hakkında yazılan Türkçe kaynakların büyük çoğunluğu, size nasıl daha iyi bir blog yazarı olacağınız konusunda gerçek anlamda ipucu sunmaz. Blog yazarak büyük paralar kazanabileceğinden yüzeysel ve tekrar bilgiler şeklinde bahseder. Bu yazılanları okuyanlar da bu işten çok büyük paralar kazanacağını düşünür.
Bu noktada gerçekçi olmak lazım. Eğer her blog yazarı blog yazarak para kazansaydı etraf blog zengininden geçilmezdi değil mi? Türkiye'de blog yazarak düzenli gelir elde eden kişi sayısı çok az. Çünkü bunu gönülden yapan pek yok. Açılan her blog bir süre sonra çöp oluyor.
Blogların çöp olmasına neden olan sözde blogcuların ortak özelliği şunlar;
Amaç yok.
Para kazanmaya odaklanmış.
Hangi alanda yazacağını bilmiyor.
Nasıl yazacağını bilmiyor.
Ne zaman yazacağını bilmiyor.
Nasıl paylaşacağını bilmiyor.
Okunabilir bir yazı için gerekli olanların farkında değil.
Okuyucuyu çekebilecek bir yazım yeteneği yok.
SEO hakkında temel bilgilere sahip değil.
İmla kurallarını bilmiyor.
Başlık atmayı bilmiyor.
Araştırma yapmayı istemiyor, bilmiyor.
Farklı kaynaklardan beslenmiyor.
Aceleci.
Bir anda popüler olmayı istiyor.
Uzun vadeli düşünmüyor.
Bu işi gönülden yapmıyor.
Yazmak ile ilgili ciddi deneyimleri yok.
Bu işi sadece iştahını kabarttığı için yapıyor.
Kaliteli ve faydalı içerik konusunda bilgisi yok.
Sürekli tema değişikliği yapıyor.
"Emek olmadan yemek olmaz"
Gerçek olan şu ki blog yazarak para kazanmak, çok kolay bir iş değil. Emek, sabır ve düzenli çalışma gerektiriyor. Binlerce blog var. Aradan sıyrılarak iyi bir konuma gelmek, hemen olabilecek bir şey değil. Sağda solda yazılan her yazıya itibar etmek, kişinin ilerisini görmesini engelleyecek.
Zaman zaman sosyal medya hesaplarımda ipucu şeklinde içerikler paylaşıyorum. Takipçilerin en çok sorduğu şu: "Blogumdan kısa sürede nasıl para kazanırım?" Bu soru benim de cevaplandırmaktan en nefret ettiğim soru. Genelde geçiştiriyorum. Çünkü bu soruyu soranların çoğunda gelecek vizyonu yok. Blog yazarlığını gerçek anlamda ciddiye almıyorlar.
Neden çoğu blog yazarı araştırmayı denemiyor? Hazıra konmak her zaman kolay. Başkalarının ciddi anlamda emek harcadığı, araştırarak, deneyerek, yanılarak öğrendiklerini size direkt sunacağını mı sanıyorsunuz? Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
"Emek, teşekkürler ödenmez." Bu sözü kesinlikle unutmayın. Bana Medya İstasyonu'nu açtığımdan beri blog yazarak nasıl para kazanıldığını soran o kadar çok kişi mail gönderdi ki...
Ben zaten yazılarımda ipuçlarını veriyorum. Gerisi kişinin azmine, yeteneğine bağlı. Ama alışılmış bir kere tembelliğe...
"Armut piş, ağzıma düş" mantığı ile hareket edenler maalesef ne kaliteli bir bloga sahip olabilecek ne de bu işten para kazanabilecek.
Türkiye'de neden kaliteli bloglar yok? diye soruluyor ya işte bundan...
10 Ocak 2014 Cuma
İlk blogunu açmayı düşünenlere tavsiyeler
Blog yazmaya başlamadan önce yapılması gereken en önemli şey, blog yazarlığına gerçekten hazır olup olunmadığının farkında olmaktır. Eğer bu noktada kendinizi gerçek anlamda blog yazmak için hazır hissetmiyorsanız, blog girişiminizin başarısızlıkla sonuçlanması kaçınılmaz olacaktır.
"Alt tarafı blog açacağım ve yazı yazacağım, bunun için hazır olmak da neymiş?" dediğinizi duyar gibiyim. Böyle soran birçok kişi, blogculuk konusunda yeterince araştırma yapmadığı ve aceleci davrandığı için maalesef başarılı olamadı.
Blog açmak, birçok sitede anlatıldığı gibi kolay bir işlemdir. Birkaç dakikadan fazla zamanınızı almaz. Daha önce hiç blogculuk tecrübeniz olmasa bile birkaç adımda uygun bir blog platformunu seçerek blog sahibi olabilirsiniz.
Asıl önemli olan, blog açtıktan sonraki süreçtir. Bu süreçte gerçek anlamda dikkat edilmesi gerekenleri çoğu kişi uygulamıyor. Çünkü blogların birçok farklı mecrada para kazanmanın kolay yolu olarak anlatılması insanları kolaycılığa alıştırdı. Bloglar hakkında sürekli bilinçlere kazınan bu yazıları okuyanlar da blog yazarak, blog açarak para kazanmayı kolay bir iş gibi algılamaya başladı. Bu da emekleme aşamasındaki blogculuk için ağır bir darbe oldu.
Türkiye'de maalesef blogculuk ile ilgili derin bilgilere sahip olan ve bunları bloglara ilgi duyan, blog dünyasına adım atmayı düşünenler ile paylaşan çok fazla kişi yok. Olanların da değeri gerçek anlamda bilinmiyor. Bu yüzden meydan sözde blogcuların sağdan soldan toplayarak sitelerine ekledikleri sağlıksız blog ipuçlarına, blog önerilerine kaldı. Bunun tehlikeli bir sürece doğru ilerlediğini çöp bloglardan anlayabiliyoruz.
Blog yazarlığına başladığımdan peri profesyonel blogculuk kavramının önemsenmesi ve blog yazarlığının daha nitelikli bir şekilde yapılması için mücadele vermeyi amaçladım. Blogcuların bloglarını eklentilerle, temalarla değil doyurucu ve faydalı içerikler ile zenginleştirmesi gerektiğini her seferinde vurguladım. Hala da vurguluyorum.
İlk defa blog açmayı düşünen arkadaşlara birkaç öneri
-Blog açmadan önce blog yazarlığı ile ilgili yazılan yazıları iyice okuyun ve kendi süzgeçinizden geçirin. Bu süreçte içerik bakımından güncel olmayan, size güven vermeyen sitelerdeki yazılara itibar etmeyin. (Bu tür yazılarda anlatılanların çoğu hayal ürünü ve abartılı ifadeler içeriyor. Profesyonel kişiler tarafından yazılmış metinlere rastlamak zor. (Blog yazarak zengin olmak kolay olsaydı her blogcu köşeyi dönerdi. Kelin ilacı olsa, kendi başına sürerdi öyle değil mi?)
-Kendinize neden blog açmak istediğinizi gerçek anlamda sorun ve blog açarak elde etmeyi düşündüklerinizi net bir şekilde belirleyin. (Para, kariyer, popülerlik, network kurma, yardım etmek, kamuoyu oluşturmak vb.)
-Yazı yazmak ile ilgili geçmiş tecrübelerinizi de göz önünde bulundurarak şu anki yazma beceriniz hakkında bir durum değerlendirmesi yapın. (Eskiden beri yazmaya karşı mesafeliyseniz, bu yönde bir yeteneğiniz yoksa sağdan soldan duyduğunuz büyülü cümlelere kapılarak bu işe girişmeyin.)
-Yazı yazmayı para kazanmak için mi yapacaksınız yoksa okuyuculara değer sağlamak için mi? Bu sorunun cevabını netleştirin. (Her ikisi de derseniz işiniz çok zor. Odaklanamayacağınız için blogculuk serüveniniz başarısızlıkla sonuçlanabilir.)
-Blog yazısı yazmak için nelerden vazgeçebileceğinizi düşünün. (Arkadaş görüşmekleri, sevdiğiniz diziler, izlemek istediğiniz sinema filmi ya da tiyatro gösterisi gibi.)
-Blog yazarlığı sürecinde istikrarlı olup olamayacağınızı düşünün. (İlk birkaç gün büyük hevesle içerik girip sonra ayda yılda bir girecekseniz blog yazma işine girişmeyin derim.)
-Başarılı bir blog yazarı olmak ve iyi blog yazıları yazmak için zamana ihtiyacınız olduğunu unutmayın. (İyi iş altı ayda çıkar diye bir atasözü var. Tam bu durumu özetliyor. Blogculuk konusunda başarılı olmak istiyorsanız acelecilik kavramını hayatınızdan çıkarın.)
-Nasıl bir blog teması arzuladığınıza blog açmadan önce karar verin. Blogu açtıktan sonra sık sık tema değiştirmek hem zaman kaybı hem de blog ve okuyucu için bir kayıp. (Tema hastalığına kapılmamak için basit ve kolay kullanılabilen bir tema seçerek nitelikli içerik üretmek için kolları sıvayın yeter.)
-Okuyucuları önemseyen blog yazarlarının daha başarılı oldukları bilinen bir gerçek. Arama motorları için bir şeyler yapmaktan vazgeçilmeli. (Okuru kazanan blog yazarlarına arama motoru da ödüllerini verir.)
-Yazma sürecinde kendinize şunlar sorun: Bu konuda ne yazılmış, ne yazılmamış, ben farklı olarak neler yazabilirim? (Yazacağınız alandaki konu açığını bulmak sizin önünüzü açan en önemli noktalardan biri. Mutlaka önemseyin.)
-Blog açmadan önce yazmak istediğiniz konu başlıklarını bir kenara not edin. (Medya İstasyonu'nu açmadan önce bu yöntemi denedim. Hala da işime yarıyor. İçerik sıkıntısı çekmiyorum. Öneririm.)
-Bir blog yazısının ilgi çekici olması ve okunabilmesi için gereken nitelikleri analiz edin ve yazacağınız her blog yazısının temelinde yer almasını sağlayın. (Bu, daha kaliteli yazılar yazmanızın önünü açabilecek bir yöntem. Her yazınızın bir öncekinden daha profesyonel olduğunu zamanla fark edeceksiniz.)
-Yine söylüyorum. Blog yazısı yazarken yanınızda mutlaka bir yazım kılavuzu bulundurun. İnternette yazım kılavuzu var demeyin. Kağıdın yeri ayrı. Yazılışı konusunda tereddüt ettiğiniz kelimeler konusunda kurtarıcınız olacaktır. Arada bir sayfalarını karıştırmak iyidir. (Benim çalışma masamın üzerinde bir yaım kılavuzu daima durur. Çok faydasını gördüm. Hakkını yiyemem.)
-Yazılarınıza yorum gelmemesi, ziyaretçi sayısının ve sosyal medya takipçilerinin az olması sizi yıldırmamalı. Çalışmaktan ve sabretmekten hiçbir zaman vazgeçmeyin. Blogunuzu ziyaret her bir kişiyi ciddi anlamda önemseyin. Okur, okuru getirir. Buna inanın. (Blogumu ilk açtığımda birkaç kişi tarafından ziyaret ediliyordum. Bu da beni hiçbir zaman karamsarlığa itmedi. Çünkü benim yazdıklarımı dikkate alan, benimle benzer düşüncelere sahip olan kişilerin dikkatini çekmeyi bir şekilde başarmıştım. Unutmayın, azı bulaman çoğu hiç bulamaz. Yetinmeyi bilmelisiniz.)
-Açtığınız ilk blogdan hemen bir beklenti içine girmeyin. Bazı şeylerin zaman içinde çalışarak gerçekleşebileceğini aklınızdan asla çıkarmayın. Beklentileriniz hedeflediğiniz sürede gerçekleşmeyince de başka bloglar açarak şansınızı deneme girişiminde bulunmayın. (Sabırsız olduğunuz sürece, gerçek anlamda çalışmadığınız sürece onlarca blog açsanız da değişen bir şey olmayacak.)
Bu yazımda size kişisel tecrübe ve gözlemlerinden bir demet sundum. Umarım blogculuk serüveninizde işinize yarar.
Bu arada zaman zaman sorulan bir soruyu da kısaca cevaplayayım.
Beni takip eden, yazılarımı okuyanlar bazı arkadaşlar neden bloglar ile ilgili kod, eklenti ve tema gibi araçlara blogumda yer vermediğimi soruyor.
Söyleyeyim: Daha iyi blogculuk için reçete olarak herhangi bir kod, eklenti, tema gibi klasik içerikleri okuyucuya sunmuyorum. Blog dünyasında bunlar yeterince bol. Arzu eden birkaç tık ile ulaşabilir. Benim işim, eskimeyen içerik üreterek, yazarak okuyuculara fayda sağlamaya çalışmak...
Şunu unutmamak gerek: "İnsanları birbirlerinden farklı kılan şey, taşıdıkları düşüncelerin değerleridir."
"Alt tarafı blog açacağım ve yazı yazacağım, bunun için hazır olmak da neymiş?" dediğinizi duyar gibiyim. Böyle soran birçok kişi, blogculuk konusunda yeterince araştırma yapmadığı ve aceleci davrandığı için maalesef başarılı olamadı.
Blog açmak, birçok sitede anlatıldığı gibi kolay bir işlemdir. Birkaç dakikadan fazla zamanınızı almaz. Daha önce hiç blogculuk tecrübeniz olmasa bile birkaç adımda uygun bir blog platformunu seçerek blog sahibi olabilirsiniz.
Asıl önemli olan, blog açtıktan sonraki süreçtir. Bu süreçte gerçek anlamda dikkat edilmesi gerekenleri çoğu kişi uygulamıyor. Çünkü blogların birçok farklı mecrada para kazanmanın kolay yolu olarak anlatılması insanları kolaycılığa alıştırdı. Bloglar hakkında sürekli bilinçlere kazınan bu yazıları okuyanlar da blog yazarak, blog açarak para kazanmayı kolay bir iş gibi algılamaya başladı. Bu da emekleme aşamasındaki blogculuk için ağır bir darbe oldu.
Türkiye'de maalesef blogculuk ile ilgili derin bilgilere sahip olan ve bunları bloglara ilgi duyan, blog dünyasına adım atmayı düşünenler ile paylaşan çok fazla kişi yok. Olanların da değeri gerçek anlamda bilinmiyor. Bu yüzden meydan sözde blogcuların sağdan soldan toplayarak sitelerine ekledikleri sağlıksız blog ipuçlarına, blog önerilerine kaldı. Bunun tehlikeli bir sürece doğru ilerlediğini çöp bloglardan anlayabiliyoruz.
Blog yazarlığına başladığımdan peri profesyonel blogculuk kavramının önemsenmesi ve blog yazarlığının daha nitelikli bir şekilde yapılması için mücadele vermeyi amaçladım. Blogcuların bloglarını eklentilerle, temalarla değil doyurucu ve faydalı içerikler ile zenginleştirmesi gerektiğini her seferinde vurguladım. Hala da vurguluyorum.
İlk defa blog açmayı düşünen arkadaşlara birkaç öneri
-Blog açmadan önce blog yazarlığı ile ilgili yazılan yazıları iyice okuyun ve kendi süzgeçinizden geçirin. Bu süreçte içerik bakımından güncel olmayan, size güven vermeyen sitelerdeki yazılara itibar etmeyin. (Bu tür yazılarda anlatılanların çoğu hayal ürünü ve abartılı ifadeler içeriyor. Profesyonel kişiler tarafından yazılmış metinlere rastlamak zor. (Blog yazarak zengin olmak kolay olsaydı her blogcu köşeyi dönerdi. Kelin ilacı olsa, kendi başına sürerdi öyle değil mi?)
-Kendinize neden blog açmak istediğinizi gerçek anlamda sorun ve blog açarak elde etmeyi düşündüklerinizi net bir şekilde belirleyin. (Para, kariyer, popülerlik, network kurma, yardım etmek, kamuoyu oluşturmak vb.)
-Yazı yazmak ile ilgili geçmiş tecrübelerinizi de göz önünde bulundurarak şu anki yazma beceriniz hakkında bir durum değerlendirmesi yapın. (Eskiden beri yazmaya karşı mesafeliyseniz, bu yönde bir yeteneğiniz yoksa sağdan soldan duyduğunuz büyülü cümlelere kapılarak bu işe girişmeyin.)
-Yazı yazmayı para kazanmak için mi yapacaksınız yoksa okuyuculara değer sağlamak için mi? Bu sorunun cevabını netleştirin. (Her ikisi de derseniz işiniz çok zor. Odaklanamayacağınız için blogculuk serüveniniz başarısızlıkla sonuçlanabilir.)
-Blog yazısı yazmak için nelerden vazgeçebileceğinizi düşünün. (Arkadaş görüşmekleri, sevdiğiniz diziler, izlemek istediğiniz sinema filmi ya da tiyatro gösterisi gibi.)
-Blog yazarlığı sürecinde istikrarlı olup olamayacağınızı düşünün. (İlk birkaç gün büyük hevesle içerik girip sonra ayda yılda bir girecekseniz blog yazma işine girişmeyin derim.)
-Başarılı bir blog yazarı olmak ve iyi blog yazıları yazmak için zamana ihtiyacınız olduğunu unutmayın. (İyi iş altı ayda çıkar diye bir atasözü var. Tam bu durumu özetliyor. Blogculuk konusunda başarılı olmak istiyorsanız acelecilik kavramını hayatınızdan çıkarın.)
-Nasıl bir blog teması arzuladığınıza blog açmadan önce karar verin. Blogu açtıktan sonra sık sık tema değiştirmek hem zaman kaybı hem de blog ve okuyucu için bir kayıp. (Tema hastalığına kapılmamak için basit ve kolay kullanılabilen bir tema seçerek nitelikli içerik üretmek için kolları sıvayın yeter.)
-Okuyucuları önemseyen blog yazarlarının daha başarılı oldukları bilinen bir gerçek. Arama motorları için bir şeyler yapmaktan vazgeçilmeli. (Okuru kazanan blog yazarlarına arama motoru da ödüllerini verir.)
-Yazma sürecinde kendinize şunlar sorun: Bu konuda ne yazılmış, ne yazılmamış, ben farklı olarak neler yazabilirim? (Yazacağınız alandaki konu açığını bulmak sizin önünüzü açan en önemli noktalardan biri. Mutlaka önemseyin.)
-Blog açmadan önce yazmak istediğiniz konu başlıklarını bir kenara not edin. (Medya İstasyonu'nu açmadan önce bu yöntemi denedim. Hala da işime yarıyor. İçerik sıkıntısı çekmiyorum. Öneririm.)
-Bir blog yazısının ilgi çekici olması ve okunabilmesi için gereken nitelikleri analiz edin ve yazacağınız her blog yazısının temelinde yer almasını sağlayın. (Bu, daha kaliteli yazılar yazmanızın önünü açabilecek bir yöntem. Her yazınızın bir öncekinden daha profesyonel olduğunu zamanla fark edeceksiniz.)
-Yine söylüyorum. Blog yazısı yazarken yanınızda mutlaka bir yazım kılavuzu bulundurun. İnternette yazım kılavuzu var demeyin. Kağıdın yeri ayrı. Yazılışı konusunda tereddüt ettiğiniz kelimeler konusunda kurtarıcınız olacaktır. Arada bir sayfalarını karıştırmak iyidir. (Benim çalışma masamın üzerinde bir yaım kılavuzu daima durur. Çok faydasını gördüm. Hakkını yiyemem.)
-Yazılarınıza yorum gelmemesi, ziyaretçi sayısının ve sosyal medya takipçilerinin az olması sizi yıldırmamalı. Çalışmaktan ve sabretmekten hiçbir zaman vazgeçmeyin. Blogunuzu ziyaret her bir kişiyi ciddi anlamda önemseyin. Okur, okuru getirir. Buna inanın. (Blogumu ilk açtığımda birkaç kişi tarafından ziyaret ediliyordum. Bu da beni hiçbir zaman karamsarlığa itmedi. Çünkü benim yazdıklarımı dikkate alan, benimle benzer düşüncelere sahip olan kişilerin dikkatini çekmeyi bir şekilde başarmıştım. Unutmayın, azı bulaman çoğu hiç bulamaz. Yetinmeyi bilmelisiniz.)
-Açtığınız ilk blogdan hemen bir beklenti içine girmeyin. Bazı şeylerin zaman içinde çalışarak gerçekleşebileceğini aklınızdan asla çıkarmayın. Beklentileriniz hedeflediğiniz sürede gerçekleşmeyince de başka bloglar açarak şansınızı deneme girişiminde bulunmayın. (Sabırsız olduğunuz sürece, gerçek anlamda çalışmadığınız sürece onlarca blog açsanız da değişen bir şey olmayacak.)
Bu yazımda size kişisel tecrübe ve gözlemlerinden bir demet sundum. Umarım blogculuk serüveninizde işinize yarar.
Bu arada zaman zaman sorulan bir soruyu da kısaca cevaplayayım.
Beni takip eden, yazılarımı okuyanlar bazı arkadaşlar neden bloglar ile ilgili kod, eklenti ve tema gibi araçlara blogumda yer vermediğimi soruyor.
Söyleyeyim: Daha iyi blogculuk için reçete olarak herhangi bir kod, eklenti, tema gibi klasik içerikleri okuyucuya sunmuyorum. Blog dünyasında bunlar yeterince bol. Arzu eden birkaç tık ile ulaşabilir. Benim işim, eskimeyen içerik üreterek, yazarak okuyuculara fayda sağlamaya çalışmak...
Şunu unutmamak gerek: "İnsanları birbirlerinden farklı kılan şey, taşıdıkları düşüncelerin değerleridir."
2 Ocak 2014 Perşembe
Medya İstasyonu için 2014 düşüncelerim
2013 yılı, blog yazarlığı konusunda önemli tecrübeler edindiğim bir yıl oldu. Medya İstasyonu, Nisan 2013'te yayına başlamıştı. Aradan geçen sürede hatırı sayılır bir takipçi kitlesine ulaşmak bana blog yazarlığı serüvenimde önemli bir moral oldu.
2013'te blog yazmak, planlarım arasındaydı. Cesaretimi topladım ve blog yazmak için kendimi ciddi anlamda motive ettim. Amacım blog dünyasında kalıcı bir yer edinmekti. Kısa sürede bu amacımda önemli bir yol aldığımı düşünüyorum.
Aradan geçen sürede ürettiğim içerikler binlerce kişi tarafından okundu, yorumlandı. Bu benim en çok istediğim şeydi. Dikkat çekici içerikler ürettiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Yazdığım yazıların arama motorunda üst sıralarda çıkması, ziyaretçilerimin çoğunu organik bir şekilde arama trafiğinden almam, blogumu kısa sürede iyi bir seviyeye getirdi.
2014'te Medya İstasyonu'nun üzerine daha fazla düşeceğim. Medya İstasyonu'nun promosyonu, tanıtımı ve optimizasyon çalışmaları için neredeyse hiç çaba sarfetmedim. Tek önemsediğim şey özgün ve değerli olabilecek türden içeriklerdi. 2014'te farklı konularda daha fazla içerik üretmeyi ve tanıtım kısmına ağırlık vermeyi planlıyorum. Değinilmeyen ya da çok az değinilen konularda yine kendi bakış açımla fayda sağlayabilecek türden yazılar yazmaya devam edeceğim.
2014 yılında Medya İstasyonu'nun daha fazla kişi tarafından takip edilmesi için sosyal medya odaklı birtakım çalışmalar da yapmayı düşünüyorum. Facebook, Twitter, Google+, Pinterest gibi sosyal ağlarda daha fazla takipçiye ulaşmak için aktif olmayı ve içerik çeşitliliği oluşturmayı hedefliyorum.
Medya İstasyonu'nun birkaç aylık süreçte az sayıda içerik ile bir konuma gelmesinin en önemli nedeni kaliteli ve özgün içeriklerin yer alması. Gazeteci olduğumdan dolayı yazı yazmaya uzak biri değilim. Bu yüzden blog yazısı yazarken zorluk ve konu sıkıntısı çekmiyorum. Bence 2014 yılı, nitelikli ve özgün içeriklerin daha fazla önemseneceği bir yıl olacak.
Aslında blog çekilişlerine pek sıcak bakan biri değilim. Ben daha çok ürettiğim içerikler ile kişilere ulaşmayı düşünüyorum. 2013'te bir dönem blog çekilişi düzenleme gibi düşüncem vardı. Belki 2014 yılında blog çekilişi konusunda etkili adımlar atabilirim.
Medya İstasyonu yayına başladığından beri okuyucuları reklam bombardımanına tutmaktan kaçındım. 2014'te de aynı şekilde devam edeceğim. Göze batmayacak 1-2 Adsense reklamı blogda bulunmaya devam edecek. Bunun haricindeki gelir modellerini de yine okuyucular tarafından olumsuz karşılanmayacak şekilde uygulayacağım.
2014'ün tüm blog yazarları açısından üretken, paylaşımcı ve bol trafikli bir yıl olmasını diliyorum. Kaliteli, uzun soluklu ve profesyonel bakış açısı ile yazılan blogların artmasını temenni eidyorum.
2014, tüm blogculara şans getirsin...
2013'te blog yazmak, planlarım arasındaydı. Cesaretimi topladım ve blog yazmak için kendimi ciddi anlamda motive ettim. Amacım blog dünyasında kalıcı bir yer edinmekti. Kısa sürede bu amacımda önemli bir yol aldığımı düşünüyorum.
Aradan geçen sürede ürettiğim içerikler binlerce kişi tarafından okundu, yorumlandı. Bu benim en çok istediğim şeydi. Dikkat çekici içerikler ürettiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Yazdığım yazıların arama motorunda üst sıralarda çıkması, ziyaretçilerimin çoğunu organik bir şekilde arama trafiğinden almam, blogumu kısa sürede iyi bir seviyeye getirdi.
2014'te Medya İstasyonu'nun üzerine daha fazla düşeceğim. Medya İstasyonu'nun promosyonu, tanıtımı ve optimizasyon çalışmaları için neredeyse hiç çaba sarfetmedim. Tek önemsediğim şey özgün ve değerli olabilecek türden içeriklerdi. 2014'te farklı konularda daha fazla içerik üretmeyi ve tanıtım kısmına ağırlık vermeyi planlıyorum. Değinilmeyen ya da çok az değinilen konularda yine kendi bakış açımla fayda sağlayabilecek türden yazılar yazmaya devam edeceğim.
2014 yılında Medya İstasyonu'nun daha fazla kişi tarafından takip edilmesi için sosyal medya odaklı birtakım çalışmalar da yapmayı düşünüyorum. Facebook, Twitter, Google+, Pinterest gibi sosyal ağlarda daha fazla takipçiye ulaşmak için aktif olmayı ve içerik çeşitliliği oluşturmayı hedefliyorum.
Medya İstasyonu'nun birkaç aylık süreçte az sayıda içerik ile bir konuma gelmesinin en önemli nedeni kaliteli ve özgün içeriklerin yer alması. Gazeteci olduğumdan dolayı yazı yazmaya uzak biri değilim. Bu yüzden blog yazısı yazarken zorluk ve konu sıkıntısı çekmiyorum. Bence 2014 yılı, nitelikli ve özgün içeriklerin daha fazla önemseneceği bir yıl olacak.
Aslında blog çekilişlerine pek sıcak bakan biri değilim. Ben daha çok ürettiğim içerikler ile kişilere ulaşmayı düşünüyorum. 2013'te bir dönem blog çekilişi düzenleme gibi düşüncem vardı. Belki 2014 yılında blog çekilişi konusunda etkili adımlar atabilirim.
Medya İstasyonu yayına başladığından beri okuyucuları reklam bombardımanına tutmaktan kaçındım. 2014'te de aynı şekilde devam edeceğim. Göze batmayacak 1-2 Adsense reklamı blogda bulunmaya devam edecek. Bunun haricindeki gelir modellerini de yine okuyucular tarafından olumsuz karşılanmayacak şekilde uygulayacağım.
2014'ün tüm blog yazarları açısından üretken, paylaşımcı ve bol trafikli bir yıl olmasını diliyorum. Kaliteli, uzun soluklu ve profesyonel bakış açısı ile yazılan blogların artmasını temenni eidyorum.
2014, tüm blogculara şans getirsin...
4 Aralık 2013 Çarşamba
Bloglar neden okuyucu kaybeder?
Blog yazarlığı yapan birçok kişinin en büyük hedeflerinden biri, yeni blog okuru kazanmaktır. Yeni blog okuru kazanmak, blog trafiğini artırdığı gibi blogun daha fazla popüler olmasını sağlayan önemli bir husus olarak öne çıksa da mevcut blog takipçilerini kaybedecek, küstürecek davranışlardan da kaçınmak gerekir.
Peki, bir blog okuru neden kaybedilir? Hiç düşündünüz mü?
Blog yazılarının kalitesizleşmesi
Blog yazarlığında istikrarlı bir şekilde fayda sağlayıcı içerikler üretmek önemlidir. Üretilen içerikler okuyuculara yarar sağlıyorsa okunur, yorumlanır ve paylaşılır. Bazı blog yazarları, daha fazla okuyucu edinmek ve blog trafiğini artırmak için birçok yönteme başvuruyor.
Bu süreçte blog yazısı yazma isteğinin azaldığı, seyrekleştiği ve özensizleştiğini gözlemlemek mümkün oluyor. Blog yazarları, blog yazısı yazarken kaliteden asla ödün vermemeli. Niteliksiz yazılar, okuyucuları blogdan soğutuğu gibi mevcut blog takipçilerinin de azalmasına neden olacaktır.
Reklam içeren içerikler
Bloglar, para kazanma mecrası olarak en çok öne çıkan site grupları arasında ilk sırada yer alıyor. Evet, her blog yazarı blogundan az ya da çok para kazanmak ister. Bazı blog yazarları bu noktada aşırı hırslı olabiliyor ve para kazanayım diye blogunu reklam çöplüğüne çevirebiliyor.
Reklam denildiği zaman sadece banner reklamlar anlaşılmamalı. Tanıtım yazıları da reklam içeren, sağlıksız bir şekilde kurgulanmış içeriklere sahip olabiliyor. Bilinçli bir blog okuru artık reklam kokan ya da direkt reklam içeren içerikler ile kaliteli içerikleri ayırt edebiliyor. Bloglarda reklam dengesini kurmak çok önemli. Ziyaretçim arttı artık reklam alırım para kazanırım diyen blog yazarları mevcut okurlarını da kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.
Okurların isteklerinin değişmesi
Blogları takip eden okurların ilk zamanlar temel bilgi içeren blog yazılarına özen göstermesi gayet doğaldır. Okurlar, takip ettikleri konu hakkında yazılanlar sayesinde zaman içinde daha çok bilgilendikçe standart yazılara pek itibar etmeyeceklerdir. Bu noktada okurları için daha doyurucu ve kapsamlı yazılar hazırlamayan blog yazarları, okur kaybı yaşayabilir.
Sık tema değişikliği
Blog takipçileri düzenli olarak takip ettikleri blogların temasına alıştığı için ani tema değişikliklerini hazmedemeyebilir. Bazı blog yazarları, çok sık tema değişikliğine gidiyor ve sonrasında yaşadığı okur kaybından şikayetçi oluyor. Sık sık tema değişikliği yapmak, hem okurların hem de arama motorlarının hoşlanmadığı bir durum. Blog yazarları çok zorunlu olmadıkça tema dğeişikliğinden kesinlikle uzak durmalı. İçeriğe yatırım yapmadıktan sonra dünyanın en iyi blog temasına sahip olunsa da okur kaybı yaşanacaktır.
Okuyucular ile iletişim kurulmaması
Bloglar, etkileşimin ve iletişimin en üst düzeyde olduğu mecralardır. Okuyucuları ile etkileşim ve iletişim kurmayan blog yazarları, blog okuru kaybetmeye mahkumdur. Okur blog yazısının konusu ile ilgili birtakım sorular sorabilir, fikir almak isteyebilir. Bu yüzden blog yazarlarının düzenli olarak maillerini, sosyal medya hesaplarını kontrol etmesi, yorumları kontrol etmesi önemli bir nokta. Etkileşimli bir blog, okuyucular açısından da değerlidir.
Peki, bir blog okuru neden kaybedilir? Hiç düşündünüz mü?
Blog yazılarının kalitesizleşmesi
Blog yazarlığında istikrarlı bir şekilde fayda sağlayıcı içerikler üretmek önemlidir. Üretilen içerikler okuyuculara yarar sağlıyorsa okunur, yorumlanır ve paylaşılır. Bazı blog yazarları, daha fazla okuyucu edinmek ve blog trafiğini artırmak için birçok yönteme başvuruyor.
Bu süreçte blog yazısı yazma isteğinin azaldığı, seyrekleştiği ve özensizleştiğini gözlemlemek mümkün oluyor. Blog yazarları, blog yazısı yazarken kaliteden asla ödün vermemeli. Niteliksiz yazılar, okuyucuları blogdan soğutuğu gibi mevcut blog takipçilerinin de azalmasına neden olacaktır.
Reklam içeren içerikler
Bloglar, para kazanma mecrası olarak en çok öne çıkan site grupları arasında ilk sırada yer alıyor. Evet, her blog yazarı blogundan az ya da çok para kazanmak ister. Bazı blog yazarları bu noktada aşırı hırslı olabiliyor ve para kazanayım diye blogunu reklam çöplüğüne çevirebiliyor.
Reklam denildiği zaman sadece banner reklamlar anlaşılmamalı. Tanıtım yazıları da reklam içeren, sağlıksız bir şekilde kurgulanmış içeriklere sahip olabiliyor. Bilinçli bir blog okuru artık reklam kokan ya da direkt reklam içeren içerikler ile kaliteli içerikleri ayırt edebiliyor. Bloglarda reklam dengesini kurmak çok önemli. Ziyaretçim arttı artık reklam alırım para kazanırım diyen blog yazarları mevcut okurlarını da kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.
Okurların isteklerinin değişmesi
Blogları takip eden okurların ilk zamanlar temel bilgi içeren blog yazılarına özen göstermesi gayet doğaldır. Okurlar, takip ettikleri konu hakkında yazılanlar sayesinde zaman içinde daha çok bilgilendikçe standart yazılara pek itibar etmeyeceklerdir. Bu noktada okurları için daha doyurucu ve kapsamlı yazılar hazırlamayan blog yazarları, okur kaybı yaşayabilir.
Sık tema değişikliği
Blog takipçileri düzenli olarak takip ettikleri blogların temasına alıştığı için ani tema değişikliklerini hazmedemeyebilir. Bazı blog yazarları, çok sık tema değişikliğine gidiyor ve sonrasında yaşadığı okur kaybından şikayetçi oluyor. Sık sık tema değişikliği yapmak, hem okurların hem de arama motorlarının hoşlanmadığı bir durum. Blog yazarları çok zorunlu olmadıkça tema dğeişikliğinden kesinlikle uzak durmalı. İçeriğe yatırım yapmadıktan sonra dünyanın en iyi blog temasına sahip olunsa da okur kaybı yaşanacaktır.
Okuyucular ile iletişim kurulmaması
Bloglar, etkileşimin ve iletişimin en üst düzeyde olduğu mecralardır. Okuyucuları ile etkileşim ve iletişim kurmayan blog yazarları, blog okuru kaybetmeye mahkumdur. Okur blog yazısının konusu ile ilgili birtakım sorular sorabilir, fikir almak isteyebilir. Bu yüzden blog yazarlarının düzenli olarak maillerini, sosyal medya hesaplarını kontrol etmesi, yorumları kontrol etmesi önemli bir nokta. Etkileşimli bir blog, okuyucular açısından da değerlidir.
29 Kasım 2013 Cuma
Blog yazılarımı nasıl yazıyorum?
Blogların ve sosyal medyanın temeli yazmaktır. Facebook, Linkedin, Twitter ve YouTube gibi platformların hepsinde yazı yazmak, kilit noktada yer alıyor. İnternet dünyasında net, kısa, merak uyandırıcı ve fayda sağlayıcı içerikler yazmak, son derece önem taşıyor.
Sosyal medyanın belkemiği olan bloglar için de özgün ve fayda sağlayıcı yazılar yazarak bir okur kitlesi oluşturmak, en can alıcı nokta.
Blog yazarlığı yapmak isteyen ve blog yazarlığına yeni başlayan çoğu kişi "Blog yazısı yazmak istiyorum ancak bir türlü yazamıyorum" diye şikayette bulunuyor. Aslında blog yazısı yazmak, sanıldığı kadar zor ve sıkıntı verici bir iş değil.
Yazmayı gerçekten seviyorsanız, insanlara yazarak anlatacağınız fayda sağlayıcı bir şeylerin olduğuna inanıyorsanız, iyi ve okunabilir bir blog yazarı olmanız imkansız değil.
Medya İstasyonu'nu takip eden okuyuculardan zaman zaman şu cümleleri içeren mailler alıyorum:
"Sizin gibi nasıl yazabilirim?"
"Pek iyi bir yazar sayılmam."
"Yazmak için bilgisayarımın başına geçiyorum ve hiçbir şey yazamadan kalkıyorum."
Size bir blog yazısının nasıl yazılacağını ya da daha iyi nasıl yazılacağını konusunda öğretmenlik yapamam. Ancak sizinle nasıl yazdığımı paylaşabilirim ve siz bu paylaşımımın içinden işinize yarayanları alarak geliştirebilir, üzerine bir şeyler koyabilirsiniz. Bu noktada daha ileriye gitmek, sizin kişisel çabalarınıza ve düzenli çalışmanıza bağlı.
"Net, kısa ve merak uyandırıcı bir blog yazısı yazmak", blog dünyasında az bulunan bir özelliktir. Kaliteli blog yazısı yazmak gerçekten yetenek işidir. Yeteneğiniz ve yazmak için isteğiniz varsa yazı yazmak, bir işkence olmaktan çıkarak keyif aldığınız bir uğraş haline gelecektir.
Gelelim benim Medya İstasyonu'nundaki blog yazılarımı nasıl yazdığıma...
Blog yazılarımı nasıl yazıyorum?
1- Düşündüğüm ve konuştuğum gibi yazıyorum.
2- Her yerde her zaman yazı yazamam. Yazma sürecinde konsantrasyonu sağlamak benim için çok önemli.
3- Fikirleri ve düşünceleri toplar, kendi süzgecimden geçirerek ortaya bir şeyler sunarım.
4- Fikir aklıma geldiğinde onu faydalı olabilecek bir şekilde uzatırım.
5-Kendi deneyimlerimi ve gözlemlerimi doğal bir şekilde yazarım.
6- Bir blog yazısı yazarken daha önce değinilmemiş konular üzerine düşerim.
7- Blog yazılarımda verdiğim mesajların, önerilerin ve püf noktaların okuyucuları eyleme geçirebilecek bir şekilde olmasına özen gösteririm.
8- Dil bilgisini, imla kurallarını önemserim.
9- Okuyucular için doğru olduğuna inandığım şeyleri yazarım.
10- Blog yazımı bitirdikten sonra düzeltme yaparım. Hatta yazdığım yazıları zaman zaman yine gözden geçiririm. Hataları bazen çok sonraları görebiliyorum.
11- Vurgulayıcı ve açıklayıcı bir şekilde yazmayı önemserim.
12-Yazmayı severim.
Peki, siz blog yazılarınızı nasıl yazıyorsunuz?
Sosyal medyanın belkemiği olan bloglar için de özgün ve fayda sağlayıcı yazılar yazarak bir okur kitlesi oluşturmak, en can alıcı nokta.
Blog yazarlığı yapmak isteyen ve blog yazarlığına yeni başlayan çoğu kişi "Blog yazısı yazmak istiyorum ancak bir türlü yazamıyorum" diye şikayette bulunuyor. Aslında blog yazısı yazmak, sanıldığı kadar zor ve sıkıntı verici bir iş değil.
Yazmayı gerçekten seviyorsanız, insanlara yazarak anlatacağınız fayda sağlayıcı bir şeylerin olduğuna inanıyorsanız, iyi ve okunabilir bir blog yazarı olmanız imkansız değil.
Medya İstasyonu'nu takip eden okuyuculardan zaman zaman şu cümleleri içeren mailler alıyorum:
"Sizin gibi nasıl yazabilirim?"
"Pek iyi bir yazar sayılmam."
"Yazmak için bilgisayarımın başına geçiyorum ve hiçbir şey yazamadan kalkıyorum."
Size bir blog yazısının nasıl yazılacağını ya da daha iyi nasıl yazılacağını konusunda öğretmenlik yapamam. Ancak sizinle nasıl yazdığımı paylaşabilirim ve siz bu paylaşımımın içinden işinize yarayanları alarak geliştirebilir, üzerine bir şeyler koyabilirsiniz. Bu noktada daha ileriye gitmek, sizin kişisel çabalarınıza ve düzenli çalışmanıza bağlı.
"Net, kısa ve merak uyandırıcı bir blog yazısı yazmak", blog dünyasında az bulunan bir özelliktir. Kaliteli blog yazısı yazmak gerçekten yetenek işidir. Yeteneğiniz ve yazmak için isteğiniz varsa yazı yazmak, bir işkence olmaktan çıkarak keyif aldığınız bir uğraş haline gelecektir.
Gelelim benim Medya İstasyonu'nundaki blog yazılarımı nasıl yazdığıma...
Blog yazılarımı nasıl yazıyorum?
1- Düşündüğüm ve konuştuğum gibi yazıyorum.
2- Her yerde her zaman yazı yazamam. Yazma sürecinde konsantrasyonu sağlamak benim için çok önemli.
3- Fikirleri ve düşünceleri toplar, kendi süzgecimden geçirerek ortaya bir şeyler sunarım.
4- Fikir aklıma geldiğinde onu faydalı olabilecek bir şekilde uzatırım.
5-Kendi deneyimlerimi ve gözlemlerimi doğal bir şekilde yazarım.
6- Bir blog yazısı yazarken daha önce değinilmemiş konular üzerine düşerim.
7- Blog yazılarımda verdiğim mesajların, önerilerin ve püf noktaların okuyucuları eyleme geçirebilecek bir şekilde olmasına özen gösteririm.
8- Dil bilgisini, imla kurallarını önemserim.
9- Okuyucular için doğru olduğuna inandığım şeyleri yazarım.
10- Blog yazımı bitirdikten sonra düzeltme yaparım. Hatta yazdığım yazıları zaman zaman yine gözden geçiririm. Hataları bazen çok sonraları görebiliyorum.
11- Vurgulayıcı ve açıklayıcı bir şekilde yazmayı önemserim.
12-Yazmayı severim.
Peki, siz blog yazılarınızı nasıl yazıyorsunuz?
27 Kasım 2013 Çarşamba
Blog yazılarında sıkça yapılan hatalar
Blog yazarlığı yapmak her ne kadar çok basit bir uğraş olarak pazarlansa da gerçek anlamda blog yazarlığı yapmak, etkili blog yazısı yazmak, bıkmadan, usanmadan kaliteli içerikler üreterek belli bir takipçi kitlesine erişmek oldukça zor.
Blog yazısı, bir blogun can damarı. Etkileyici ve fayda sağlayıcı unsurlardan uzak bir şekilde yazılırsa amacına ulaşması imkansız. Maalesef blog yazan birçok kişi yazma sürecini kaliteli ve eğlenceli hale getirme konusunda adım atmıyor. Kolaycılığa kaçmak, çabuk pes etmek, blogları para kazanma aracı olarak görmek, profesyonel blogların ve blog yazarlarının ortaya çıkmasını engelliyor.
"Blog açmak istiyorum, nereden başlamalıyım?" diye soran ve yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerin büyük bir hevesle açtığı bloglar, belli bir süre sonra çöp olup gidiyor. Oysa ki blog yazmak, çiçek yetiştirmek gibi. Çiçeği sulamadığınızda nasıl soluyorsa, içerik girilmeyen, ilgi gösterilmeyen bloglar da aynı şekilde solup gidiyor.
Blog yazarlığının kopyala-yapıştır şeklinde yapılan bir uğraş olduğunu sanan ve kopya içerikler ile bir noktaya gelmeyi amaçlayan çok sayıda kişi var. Bu kişilerin çoğu nasıl yazı yazılacağını, temel imla kurallarını bilmiyor. Derme çatma yazılar ile günü kurtarmaya çalışıyorlar.
Kopya içerikler ile blogculuk yapılmıyor. Blog yazmanın, başkaları tarafından takdir edilmenin en önemli unsuru, kendi bakış açımızdan yorumlamak, kendi düşüncelerimizi aktarmak. Bunu yapamayacak olanlar blog yazma eylemine hiç girişmemeli. Bu düşüncede olanlar zamanlarını bilgi kirliliğine katkı sağlayarak harcamamalı.
Blog yazanların blog yazısı yazma sürecinde sıkça yaptığı ve bir türlü vazgeçmediği hatalar var. Bu yazımda gözlemlerim doğrultusunda bu hatalara değinmek istiyorum.
Blog yazarları bu hatalardan vazgeçmiyor!
Bir blog yazısını okutan en önemli unsur yazının başlığıdır. Yazının başlığı vurucu ve merak uyandırıcı kelimeler içeriyorsa okuyucular yazıyı okumak isteyecektir. Maalesef birçok blogda kaliteli ve yazı ile alakalı başlıklara rastlanmıyor. Özensizce koyulan başlıklar ya çok uzun ya da anlamsız. SEO yapacağım diye anahtar kelime dolu başlıklardan artık vazgeçilmeli. Blog başlıklarında noktala işareti kullanmak çok hassas bir konu. Dikkat edilmeli.
Blog yazılarının başlıklarında büyük harf kullanımı çok önemli. Başlığın tamamının büyük harfler içermesi okuyucular tarafından hoş karşılanmıyor. Buna dikkat edilmesinde yarar var. "Blog yazmayı seviyorum" yazmak mı daha samimi ve doğal yoksa "BLOG YAZMAYI SEVİYORUM" demek mi?
Türkçe'de uyulması gereken yazım kuralları var. Bunları dikkate alarak yazılan yazılar, atılan başlıklar ilgi çekecektir. Türkçe, doğru kullanılmıyor. Cep telefonunda mesaj yazar gibi blog yazısı yazanlar var. Bu blog yazısını neden okuyayım ki? Bir blog yazısında harflerin yutulmaması lazım. Örneğin; "Bugün hava yağmurluydu." cümlesini "Bgn hva ygmurlydu" şeklinde yazanlar var. Bu kişiler ile aynı ortamda blog yazarlığı yapmak canımı gerçekten sıkıyor.
Türkçe'deki imla kurallarına göre büyük harfle başlaması gereken kelimeler, isimler dışında büyük harf kullanma alışkanlığından ne zaman vazgeçilecek çok merak ediyorum.
Örneğin; "Blog yazmak keyiflidir." yerine "Blog Yazmak Keyiflidir." Bu alışkanlıktan vazgeçmek, doğru bir karar olacak. Cümle içinde özel nitelikte olmayan kelimeler dışında büyük harfler kullanılmaz. Türkçe derslerinden hatırlayın. Bu, internetteki çoğu sitede hastalık derecesinde bir alışkanlık oldu.
Blog yazısında "SEO olsun, Google, benim yazımı görsün" diye onlarca kelime "bold", "italik" ya da renkli yapılmamalı. Kelimelere link verirken aşırıya kaçılmamalı. En fazla 2-3 link yeterli. Bu tür şeyler yazının okunmasını zorlaştırdığı gibi güvenilirliği ve ciddiyeti de baltalıyor.
Yazıyı tek bir sütun şeklinde yazmamak lazım. Bazı yazılara bakıyorum çok uzun ve paragrafsız. Bu tarz yazıların okunmaması, fayda sağlamaması gayet doğal. Birçok sitede bu tür yazılar ile karşılaşılabiliyor. Yazının şekli bozuk oluyor diye yazıyı dümdüz yayınlayanlar var. Ne garip... Halbuki yazıyı akıcı yapan en önemli unsurlardan birinin de paragraf olduğunu unutmamak lazım.
Blog yazılarında ara başlık kullanmak çok önemli. Yazının akıcı ve keyifli bir şekilde okunabilmesinde ara başlık kullanımı hayati önem taşıyor. Ara başlık kullanarak bir yazı içinde birçok konuyu işlemek de mümkün. Ara başlıkların da çarpıcı olmasına ve fazla uzun olmamasına dikkat edilmeli.
Blog yazılarında sıkça yapılan bir diğer hata da kelime ve cümle tekrarlarının çok fazla olması. Akıcı olmayan, tekrara düşen bir yazı çöptür. Kelime dağarcığını genişletmek için bol bol kitap okumakta yarar var.
Blog yazılarında kullanılan yazı fontu da önemsenmesi gereken noktalardan biri. Okunabilir fontları tercih etmek yazının etkili olması, okunması ve paylaşılması açısından bir gereklilik. Okunmayacak türde fontların kullanıldığı bloglar var. Blogu ziyaret eden kişiler arasında her yaş grubundan insanlar olabilir. Genel bir font kullanılmadan yazılan bir yazı ne kadar iyi ve fayda sağlayıcı bilgi barındırsa da çöp olmaya mahkumdur.
Bu noktalara dikkat eden blog yazarları, profesyonel blogculuk anlamında önemli bir avantaja sahip olacak. Dili etkili kullanan, yazılarında imla kurallarına uyan blog yazarlarına makale yazarlığı tekliflerinin daha fazla geldiğini söylemek istiyorum. Blogunuzdan para kazanmak istiyorsanız yazılarınızı belli kalite ölçütleri çerçevesinde yazmaya özen gösterin.
Blog yazısı, bir blogun can damarı. Etkileyici ve fayda sağlayıcı unsurlardan uzak bir şekilde yazılırsa amacına ulaşması imkansız. Maalesef blog yazan birçok kişi yazma sürecini kaliteli ve eğlenceli hale getirme konusunda adım atmıyor. Kolaycılığa kaçmak, çabuk pes etmek, blogları para kazanma aracı olarak görmek, profesyonel blogların ve blog yazarlarının ortaya çıkmasını engelliyor.
"Blog açmak istiyorum, nereden başlamalıyım?" diye soran ve yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerin büyük bir hevesle açtığı bloglar, belli bir süre sonra çöp olup gidiyor. Oysa ki blog yazmak, çiçek yetiştirmek gibi. Çiçeği sulamadığınızda nasıl soluyorsa, içerik girilmeyen, ilgi gösterilmeyen bloglar da aynı şekilde solup gidiyor.
Blog yazarlığının kopyala-yapıştır şeklinde yapılan bir uğraş olduğunu sanan ve kopya içerikler ile bir noktaya gelmeyi amaçlayan çok sayıda kişi var. Bu kişilerin çoğu nasıl yazı yazılacağını, temel imla kurallarını bilmiyor. Derme çatma yazılar ile günü kurtarmaya çalışıyorlar.
Kopya içerikler ile blogculuk yapılmıyor. Blog yazmanın, başkaları tarafından takdir edilmenin en önemli unsuru, kendi bakış açımızdan yorumlamak, kendi düşüncelerimizi aktarmak. Bunu yapamayacak olanlar blog yazma eylemine hiç girişmemeli. Bu düşüncede olanlar zamanlarını bilgi kirliliğine katkı sağlayarak harcamamalı.
Blog yazanların blog yazısı yazma sürecinde sıkça yaptığı ve bir türlü vazgeçmediği hatalar var. Bu yazımda gözlemlerim doğrultusunda bu hatalara değinmek istiyorum.
Blog yazarları bu hatalardan vazgeçmiyor!
Bir blog yazısını okutan en önemli unsur yazının başlığıdır. Yazının başlığı vurucu ve merak uyandırıcı kelimeler içeriyorsa okuyucular yazıyı okumak isteyecektir. Maalesef birçok blogda kaliteli ve yazı ile alakalı başlıklara rastlanmıyor. Özensizce koyulan başlıklar ya çok uzun ya da anlamsız. SEO yapacağım diye anahtar kelime dolu başlıklardan artık vazgeçilmeli. Blog başlıklarında noktala işareti kullanmak çok hassas bir konu. Dikkat edilmeli.
Blog yazılarının başlıklarında büyük harf kullanımı çok önemli. Başlığın tamamının büyük harfler içermesi okuyucular tarafından hoş karşılanmıyor. Buna dikkat edilmesinde yarar var. "Blog yazmayı seviyorum" yazmak mı daha samimi ve doğal yoksa "BLOG YAZMAYI SEVİYORUM" demek mi?
Türkçe'de uyulması gereken yazım kuralları var. Bunları dikkate alarak yazılan yazılar, atılan başlıklar ilgi çekecektir. Türkçe, doğru kullanılmıyor. Cep telefonunda mesaj yazar gibi blog yazısı yazanlar var. Bu blog yazısını neden okuyayım ki? Bir blog yazısında harflerin yutulmaması lazım. Örneğin; "Bugün hava yağmurluydu." cümlesini "Bgn hva ygmurlydu" şeklinde yazanlar var. Bu kişiler ile aynı ortamda blog yazarlığı yapmak canımı gerçekten sıkıyor.
Türkçe'deki imla kurallarına göre büyük harfle başlaması gereken kelimeler, isimler dışında büyük harf kullanma alışkanlığından ne zaman vazgeçilecek çok merak ediyorum.
Örneğin; "Blog yazmak keyiflidir." yerine "Blog Yazmak Keyiflidir." Bu alışkanlıktan vazgeçmek, doğru bir karar olacak. Cümle içinde özel nitelikte olmayan kelimeler dışında büyük harfler kullanılmaz. Türkçe derslerinden hatırlayın. Bu, internetteki çoğu sitede hastalık derecesinde bir alışkanlık oldu.
Blog yazısında "SEO olsun, Google, benim yazımı görsün" diye onlarca kelime "bold", "italik" ya da renkli yapılmamalı. Kelimelere link verirken aşırıya kaçılmamalı. En fazla 2-3 link yeterli. Bu tür şeyler yazının okunmasını zorlaştırdığı gibi güvenilirliği ve ciddiyeti de baltalıyor.
Yazıyı tek bir sütun şeklinde yazmamak lazım. Bazı yazılara bakıyorum çok uzun ve paragrafsız. Bu tarz yazıların okunmaması, fayda sağlamaması gayet doğal. Birçok sitede bu tür yazılar ile karşılaşılabiliyor. Yazının şekli bozuk oluyor diye yazıyı dümdüz yayınlayanlar var. Ne garip... Halbuki yazıyı akıcı yapan en önemli unsurlardan birinin de paragraf olduğunu unutmamak lazım.
Blog yazılarında ara başlık kullanmak çok önemli. Yazının akıcı ve keyifli bir şekilde okunabilmesinde ara başlık kullanımı hayati önem taşıyor. Ara başlık kullanarak bir yazı içinde birçok konuyu işlemek de mümkün. Ara başlıkların da çarpıcı olmasına ve fazla uzun olmamasına dikkat edilmeli.
Blog yazılarında sıkça yapılan bir diğer hata da kelime ve cümle tekrarlarının çok fazla olması. Akıcı olmayan, tekrara düşen bir yazı çöptür. Kelime dağarcığını genişletmek için bol bol kitap okumakta yarar var.
Blog yazılarında kullanılan yazı fontu da önemsenmesi gereken noktalardan biri. Okunabilir fontları tercih etmek yazının etkili olması, okunması ve paylaşılması açısından bir gereklilik. Okunmayacak türde fontların kullanıldığı bloglar var. Blogu ziyaret eden kişiler arasında her yaş grubundan insanlar olabilir. Genel bir font kullanılmadan yazılan bir yazı ne kadar iyi ve fayda sağlayıcı bilgi barındırsa da çöp olmaya mahkumdur.
Bu noktalara dikkat eden blog yazarları, profesyonel blogculuk anlamında önemli bir avantaja sahip olacak. Dili etkili kullanan, yazılarında imla kurallarına uyan blog yazarlarına makale yazarlığı tekliflerinin daha fazla geldiğini söylemek istiyorum. Blogunuzdan para kazanmak istiyorsanız yazılarınızı belli kalite ölçütleri çerçevesinde yazmaya özen gösterin.
31 Ekim 2013 Perşembe
Bloglar için kalite unsurları nelerdir?
Blog yazmak, blog açmak kolaydır. Peki, iyi bir blog yazısı yazmak, kaliteli içeriklerin yer aldığı blog sitesi hazırlamak? İşte birçok blog yazarı bu noktada ciddi sıkıntılar yaşıyor.
Hep kalite deyip duruyoruz. Peki, nedir bir blogu kaliteli hale getiren?
İçerik
Blogun can suyu içeriktir. İçerik olmazsa bloglar bir hiçtir. Blogları okutan, geniş kitlelere yayılmasını sağlayan en önemli şey değerli içeriktir.
Ürettiğiniz içerik birilerine fayda sağlıyorsa, paylaşılıyor ve yorumlanıyorsa misyonunu tamamlamıştır. Hani çok kabul görmüş bir söz var ya: "İçerik kraldır" diye. İşte kral içerik, fayda sağlayan, değer taşıyan içerik türüdür.
Maalesef günümüz blogculuğunda bu tür içerik üretimi geri plana itilmiş durumda.
Blogların sorunu kronik: Daha fazla ziyaretçi çekmek için çöp içeriklerle, saçma sapan tanıtım yazıları ile doldurulan bloglar, sık sık yapılan tema değişklikleri, yüksek Adsense kazancı beklentisi, suni yollarla artırılan takipçi sayıları...
İçerik üretimini gerçek anlamda önemseyen ve değerli içerikler hazırlama gayretinde bulunan kişiler için yukarıda saydıklarım ikinci planda kalır. Ben blog yazarlığı yapanlara fayda sağlayıcı, eskimeyen içerikler üretmeleri gerektiğini bir kere daha vurgulamak istiyorum.
Güncellik
Güncellikten kastım blog güncel olsun diye her gün onlarca farklı içerik girmek değil. Az ama öz içerikler oluşturulmalı. Güncelleme sıklığınızın işlediğiniz konulara da bağlı değişebileceğini unutmayın. Eskimeyen türden içerikler üretiyorsanız her an güncelleme gibi bir zorunluluğunuz yok. Haftada bir ya da birkaç tane içerik ekleyebilirsiniz. Zaman zaman eski yazılarınızı da sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz. Arşiv niteliğindeki içerikler her zaman ziyaretçi çeker.
Blog sahibinin amacı
Bir blogun kalitesini belirleyen en önemli unsur aslında o blogu hazırlayan kişidir. Blog yazarının bloguna ne gözle baktığı önemli bir husus. Uzun vadeli mi, kısa vadeli mi, para kazanmak için mi, hobi için mi? Bunlar netleştirilmeli. Maalesef bu ayrıntılara dikkat etmeyen kişiler peş peşe açtıkları bloglar içe blog çöplüğünün artmasına neden oluyor. Sonra da blog yazarlığını sağda solda kötülüyorlar. Bloglar, emek ister, bağlılık ister, ilgi ister. Açılan blogların arkasında durulmalı. Geleceği olan bir blog hazırlanmalı.
Tasarım
Bloglarda kolay kullanıma sahip temaların tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ziyaretçileriniz blogunuzda boğulmamalı. İçerikleri ön plana çıkaracağız basit ve işlevsel temalar işinizi fazlasıyla görecektir. Blog teması değiştirmeyi alışkanlık haline getirmiş kişilerin sağda solda şikayet etmesini doğru bulmuyorum.
Sık sık tema değişikliği yapmak sizi ziyaretçilerden, içerik üretmekten, uzun soluklu bir yayın hazırlamaktan hızla uzaklaştırır. Blogunuzun kod yapısı değişeceği için düşüşler yaşarsınız. Bu da nitelikli bir blog yazarı olmasını engeller.
Reklam- tanıtım yazısı dengesi
Bazı bloglar maalesef reklam ve tanıtım yazısı çöplüğüne dönmüş durumda. Özensizce yerleştirilen reklamlar, profesyonelce yazılmamış, 5-10 TL'ye alınmış tanıtım yazıları, yetersiz bir şekilde yazılmış içerikler blogları kaliteden uzaklaştırıyor. Reklamlar ziyaretçilerin gözüne sokulmamalı. Yerleşimler doğru yapılmalı.
Tanıtım yazılarının sayısı içeriklerinizin sayısından fazla olmamalı. Böyle özensiz bloglara tanıtım yazısı ya da reklam verenlerin beklenti içinde olması çok saçma. Lütfen biraz bile olsa nitelik arayın. Geleceği olmayan sitelerde yayınlatmak üzere tanıtım yazısı almayın.
Organik takipçi
Organik ve etkileşimli takipçisi olan blogların etkisi daha fazla. Yazdığınız ve sosyal medyada paylaştığınız yazıların ziyaretçileriniz tarafından kendi hesaplarında paylaşılması, yorumlanması çok önemli. Kesinlikle para ile takipçi, ziyaretçi satın almamalısınız. 10,000 tane suni ve para ile hesaplarınıza kasılmış takipçiniz olacağına 50-100 tane takipçinizin olması daha iyi.
Organik ve etkileşimli bir takipçi size yüzlerce, binlerce yeni takipçi ve ziyaretçi getirebilir. Organik takipçiler sizleri yarı yolda bırakmaz, çabalarınızı takdir eder, size öneriler sunar, eksikliklerinizi gidermenize yardımcı olur ve destekte bulunur.
Hep kalite deyip duruyoruz. Peki, nedir bir blogu kaliteli hale getiren?
İçerik
Blogun can suyu içeriktir. İçerik olmazsa bloglar bir hiçtir. Blogları okutan, geniş kitlelere yayılmasını sağlayan en önemli şey değerli içeriktir.
Ürettiğiniz içerik birilerine fayda sağlıyorsa, paylaşılıyor ve yorumlanıyorsa misyonunu tamamlamıştır. Hani çok kabul görmüş bir söz var ya: "İçerik kraldır" diye. İşte kral içerik, fayda sağlayan, değer taşıyan içerik türüdür.
Maalesef günümüz blogculuğunda bu tür içerik üretimi geri plana itilmiş durumda.
Blogların sorunu kronik: Daha fazla ziyaretçi çekmek için çöp içeriklerle, saçma sapan tanıtım yazıları ile doldurulan bloglar, sık sık yapılan tema değişklikleri, yüksek Adsense kazancı beklentisi, suni yollarla artırılan takipçi sayıları...
İçerik üretimini gerçek anlamda önemseyen ve değerli içerikler hazırlama gayretinde bulunan kişiler için yukarıda saydıklarım ikinci planda kalır. Ben blog yazarlığı yapanlara fayda sağlayıcı, eskimeyen içerikler üretmeleri gerektiğini bir kere daha vurgulamak istiyorum.
Güncellik
Güncellikten kastım blog güncel olsun diye her gün onlarca farklı içerik girmek değil. Az ama öz içerikler oluşturulmalı. Güncelleme sıklığınızın işlediğiniz konulara da bağlı değişebileceğini unutmayın. Eskimeyen türden içerikler üretiyorsanız her an güncelleme gibi bir zorunluluğunuz yok. Haftada bir ya da birkaç tane içerik ekleyebilirsiniz. Zaman zaman eski yazılarınızı da sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz. Arşiv niteliğindeki içerikler her zaman ziyaretçi çeker.
Blog sahibinin amacı
Bir blogun kalitesini belirleyen en önemli unsur aslında o blogu hazırlayan kişidir. Blog yazarının bloguna ne gözle baktığı önemli bir husus. Uzun vadeli mi, kısa vadeli mi, para kazanmak için mi, hobi için mi? Bunlar netleştirilmeli. Maalesef bu ayrıntılara dikkat etmeyen kişiler peş peşe açtıkları bloglar içe blog çöplüğünün artmasına neden oluyor. Sonra da blog yazarlığını sağda solda kötülüyorlar. Bloglar, emek ister, bağlılık ister, ilgi ister. Açılan blogların arkasında durulmalı. Geleceği olan bir blog hazırlanmalı.
Tasarım
Bloglarda kolay kullanıma sahip temaların tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ziyaretçileriniz blogunuzda boğulmamalı. İçerikleri ön plana çıkaracağız basit ve işlevsel temalar işinizi fazlasıyla görecektir. Blog teması değiştirmeyi alışkanlık haline getirmiş kişilerin sağda solda şikayet etmesini doğru bulmuyorum.
Sık sık tema değişikliği yapmak sizi ziyaretçilerden, içerik üretmekten, uzun soluklu bir yayın hazırlamaktan hızla uzaklaştırır. Blogunuzun kod yapısı değişeceği için düşüşler yaşarsınız. Bu da nitelikli bir blog yazarı olmasını engeller.
Reklam- tanıtım yazısı dengesi
Bazı bloglar maalesef reklam ve tanıtım yazısı çöplüğüne dönmüş durumda. Özensizce yerleştirilen reklamlar, profesyonelce yazılmamış, 5-10 TL'ye alınmış tanıtım yazıları, yetersiz bir şekilde yazılmış içerikler blogları kaliteden uzaklaştırıyor. Reklamlar ziyaretçilerin gözüne sokulmamalı. Yerleşimler doğru yapılmalı.
Tanıtım yazılarının sayısı içeriklerinizin sayısından fazla olmamalı. Böyle özensiz bloglara tanıtım yazısı ya da reklam verenlerin beklenti içinde olması çok saçma. Lütfen biraz bile olsa nitelik arayın. Geleceği olmayan sitelerde yayınlatmak üzere tanıtım yazısı almayın.
Organik takipçi
Organik ve etkileşimli takipçisi olan blogların etkisi daha fazla. Yazdığınız ve sosyal medyada paylaştığınız yazıların ziyaretçileriniz tarafından kendi hesaplarında paylaşılması, yorumlanması çok önemli. Kesinlikle para ile takipçi, ziyaretçi satın almamalısınız. 10,000 tane suni ve para ile hesaplarınıza kasılmış takipçiniz olacağına 50-100 tane takipçinizin olması daha iyi.
Organik ve etkileşimli bir takipçi size yüzlerce, binlerce yeni takipçi ve ziyaretçi getirebilir. Organik takipçiler sizleri yarı yolda bırakmaz, çabalarınızı takdir eder, size öneriler sunar, eksikliklerinizi gidermenize yardımcı olur ve destekte bulunur.
13 Ekim 2013 Pazar
Blog yazınızı yazdınız ya sonrası?
Bir blog yazarı, blog yazısını yazdıktan sonra hemen yayına almak yerine yazıyı detaylı bir şekilde gözden geçirmeli. Yazılarında hata olup olmadığını kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmeli.
"Kontrole ne gerek var, ben zaten düzgün bir şekilde yazıyorum" demeyin. Profesyonel blog yazarları bile birtakım hatalar yapabiliyor. Önemli olan bunları kronik hale getirmemek.
Okur olarak bir düşünün. Yazım hatalarının, anlam bozukluklarının olduğu özensizce yazılmış bir blog yazısını baştan sona kadar, keyifli bir şekilde okur musunuz? Cevabınız "hayır" ise o halde siz de okurlarınız için kaliteli, keyifle okunabilecek, fayda sağlayan ve son kontrolleri yapılmış yazılar yazmaya özen göstermelisiniz.
Blog için içerik üretirken iş sadece "yazdım oldu" demekle bitmiyor. Yazılarda son kontroller her zaman gerekli. Gerçekten iyi bir konuma gelmek isteyen bir blog yazarı yazılarındaki yanlışları en aza indirecek tedbirleri almak zorunda.
Yoksa nitelikli ve sadık bir okur kitlesine ulaşmak pek mümkün olmayacak. Okur hatayı bir kere, iki kere görmezden gelir. Sık sık hata yapıldığını gördükçe başka alternatiflere yönelir.
Blog yazılarınızı yazdıktan sonra hemen yayınlamayın. Kendinize şu soruları sorun:
-Yazı akıcı mı?
-Yazının özü ne?
-Yazının başlığı merak uyandırıyor mu?
-Bir değer yaratıyor mu?
-Okuyucu tamamını okumak ister mi?
-Okuyucu bunu sosyal medyada paylaşır mı?
-Okuyucu bu yazıyı başkalarına da gönderir mi?
-Okuyucu bu yazıdan başkalarına da bahseder mi?
-Okuyucu bu yazı üzerine düşünür mü?
-Okuyucu yazıyı yorumlar mı?
-Okuyucu bu yazı gibi başka yazılar da ister mi?
Bloglar içerik üretimi bakımından sıkıntılı
Şu ana kadar içerik bakımından incelediğim birçok blogda ciddi hatalar gözüme çarptı. Bloglar tema bakımından gelişim gösteriyor ancak içerik bakımından önemli ilerlemeler maalesef pek olmuyor.
Başlıklar etkisiz ve uzun, okuyucuları sıkacak cümleler dolandırılıyor, imla hataları çok fazla, anlam bozuklukları var, özgünlük kavramı yeterince özümsenmemiş, yazılar ya çok uzun ya da çok kısa ve paylaşılabilir olmaktan son derece uzak.
Bu hatalar bazı blog yazarları arasında sıkça tekrar edilmesine rağmen hala etkili ve yapıcı adımların atılmıyor olması düşündürücü. Kolaycılığa kaçmayı alışkanlık haline getirmiş kişiler için oturup bir şeyler yazmak, işkence gibi geliyor.
Bence bir blogu okutan ve popüler hale gelmesini sağlayan en önemli unsur nitelikli ve özenle hazırlanmış içeriktir. Okura bunu hissettirebilen blog yazarları zaten kazanır. İçeriği güncel, güçlü ve fayda sağlayıcı olan blogların zaman içinde geniş bir okıyucu kitlesine erişmesi hayal değil.
Ben içeriğe gerçek anlamda yatırım yapmayan blog yazarlarının "özgün içerik girdiğim halde yine ziyaretçim yok, hitlerim düştü, Google beni sıralamadan düşürdü" gibi şikayetlerini pek haklı bulmuyorum.
Sadece tasarım ile, birtakım SEO çalışmalarıyla ya da öylesine yazılmış, özgün sanılan ve belli bir ücret karşılığı temin edilen niteliksiz içeriklerle bir noktaya gelmeyi hedeflemek, boşa kürek çekmekten başka bir şey değil.
Empati şart!
Çalışmak şart!
Kalite şart!
Güncel olmak şart!
Sabretmek şart!
"Kontrole ne gerek var, ben zaten düzgün bir şekilde yazıyorum" demeyin. Profesyonel blog yazarları bile birtakım hatalar yapabiliyor. Önemli olan bunları kronik hale getirmemek.
Okur olarak bir düşünün. Yazım hatalarının, anlam bozukluklarının olduğu özensizce yazılmış bir blog yazısını baştan sona kadar, keyifli bir şekilde okur musunuz? Cevabınız "hayır" ise o halde siz de okurlarınız için kaliteli, keyifle okunabilecek, fayda sağlayan ve son kontrolleri yapılmış yazılar yazmaya özen göstermelisiniz.
Blog için içerik üretirken iş sadece "yazdım oldu" demekle bitmiyor. Yazılarda son kontroller her zaman gerekli. Gerçekten iyi bir konuma gelmek isteyen bir blog yazarı yazılarındaki yanlışları en aza indirecek tedbirleri almak zorunda.
Yoksa nitelikli ve sadık bir okur kitlesine ulaşmak pek mümkün olmayacak. Okur hatayı bir kere, iki kere görmezden gelir. Sık sık hata yapıldığını gördükçe başka alternatiflere yönelir.
Blog yazılarınızı yazdıktan sonra hemen yayınlamayın. Kendinize şu soruları sorun:
-Yazı akıcı mı?
-Yazının özü ne?
-Yazının başlığı merak uyandırıyor mu?
-Bir değer yaratıyor mu?
-Okuyucu tamamını okumak ister mi?
-Okuyucu bunu sosyal medyada paylaşır mı?
-Okuyucu bu yazıyı başkalarına da gönderir mi?
-Okuyucu bu yazıdan başkalarına da bahseder mi?
-Okuyucu bu yazı üzerine düşünür mü?
-Okuyucu yazıyı yorumlar mı?
-Okuyucu bu yazı gibi başka yazılar da ister mi?
Bloglar içerik üretimi bakımından sıkıntılı
Şu ana kadar içerik bakımından incelediğim birçok blogda ciddi hatalar gözüme çarptı. Bloglar tema bakımından gelişim gösteriyor ancak içerik bakımından önemli ilerlemeler maalesef pek olmuyor.
Başlıklar etkisiz ve uzun, okuyucuları sıkacak cümleler dolandırılıyor, imla hataları çok fazla, anlam bozuklukları var, özgünlük kavramı yeterince özümsenmemiş, yazılar ya çok uzun ya da çok kısa ve paylaşılabilir olmaktan son derece uzak.
Bu hatalar bazı blog yazarları arasında sıkça tekrar edilmesine rağmen hala etkili ve yapıcı adımların atılmıyor olması düşündürücü. Kolaycılığa kaçmayı alışkanlık haline getirmiş kişiler için oturup bir şeyler yazmak, işkence gibi geliyor.
Bence bir blogu okutan ve popüler hale gelmesini sağlayan en önemli unsur nitelikli ve özenle hazırlanmış içeriktir. Okura bunu hissettirebilen blog yazarları zaten kazanır. İçeriği güncel, güçlü ve fayda sağlayıcı olan blogların zaman içinde geniş bir okıyucu kitlesine erişmesi hayal değil.
Ben içeriğe gerçek anlamda yatırım yapmayan blog yazarlarının "özgün içerik girdiğim halde yine ziyaretçim yok, hitlerim düştü, Google beni sıralamadan düşürdü" gibi şikayetlerini pek haklı bulmuyorum.
Sadece tasarım ile, birtakım SEO çalışmalarıyla ya da öylesine yazılmış, özgün sanılan ve belli bir ücret karşılığı temin edilen niteliksiz içeriklerle bir noktaya gelmeyi hedeflemek, boşa kürek çekmekten başka bir şey değil.
Empati şart!
Çalışmak şart!
Kalite şart!
Güncel olmak şart!
Sabretmek şart!
4 Ekim 2013 Cuma
Seyahat blog yazarları hakkında ilginç istatistikler
Markaların/şirketlerin tematik bloglara olan ilgisi son zamanlarda daha fazla artmaya başladı. Belli konular üzerine blog yazan ve hedef kitlesine kaliteli içerikler sunan blog yazarları, şirketlerin çekim alanında.Tematik bloglar arasında en çok ilgi gören blog türlerinden biri olan gezi-seyahat blogları ile ilgili seyahat arama motoru Skyscanner bir araştırma yaptı. Skyscanner'ın araştırmasında Türkiye’deki seyahat bloggerları ile ilgili ilginç bilgiler yer alıyor.
Skyscanner'ın seyahat blog yazarlarını konu alan anketinin sonuçlarına göre;
Seyahat blogu yazanların %49'u 30-40 yaş grubunda yer alıyor.
Seyahat blog yazarlarının %46'sı kadın.
Seyahat blog yazarlarının %42'si evli.
Seyahat blog yazarlarının %84'ü üniversite mezunu.
Yüksek lisans yapanların oranı %30.
%10'luk bir kısmı 2 yıllık yüksekokul mezunu.
%36'sının yaşı 30'un altında.
Seyahat blogu yazanların % 46'sı vize uygulanmayan ülkelere gitmeyi tercih ediyor.
Seyahat blogu yazarlarının %10'un vize başvurusu bir kez de olsa reddedilmiş.
%41'i uçak biletlerini bilet karşılaştırması yapan sitelerden temin ediyor.
%51'i doğrudan havayolu sitesinden satın alıyor.
Seyahat blogu yazanların ortalama harcadığı para miktarı;
%44'ü 500-1000 € arası
%23'ü 1500 € ve üzeri
%18'i 1000- 15000 €
%16'sı 500 € altı
Seyahat blogu yazanların %66'sının blog yazarlığı kariyeri 3 yıldan az.
Seyahat blogu yazanların %98'i en az bir yabancı dil biliyor.
2 yabancı dil bilenlerin oranı %20
Tam zamanlı bir işte çalışanların oranı %60
%55'i seyahatte ortalama bir hafta kalıyor.
Seyahate 2 haftadan fazla zaman ayıranların oranı %32
Seyahat blogu yazanların %32'sinin tercihi Güney Amerika.
En az tercih edilen kıta %5 ile Kuzey Amerika.
Yabancı bir seyahat blogunda Türkiye'yi tanıtan bir blog yazısı yazsanız hangi bölgeyi tanıtırdınız sorusuna %43'ü "Ege bölgesini yazardım" cevabı veriyor. İkinci tercih edilen bölge ise Karadeniz.
%44'ü yılda en az 3 kez seyahat ediyor.
%53'ü her yıl 3'ten fazla seyahat gerçekleştiriyor.
10 Eylül 2013 Salı
Blog yazarlığının bana öğrettiği 35 şey
Medya İstasyonu henüz 5 aylık bir blog. Bu blogu oluşturmadan önce blog yazarlığı hakkında uzunca bir süre araştırma yaptım. Blog yazarlığı hakkında yazılmış yazıların birçoğunu okudum.
Daha sonra blog yazarlığı hakkında "benim de yazacak bir şeylerim var" diyerek Medya İstasyonu ile blogculuk serüvenine başladım. Amacım özgün ve fayda sağlayıcı içerikleri üreterek okuyucular bir nebze de olsa fayda sağlamaktı.
Geçen 5 aylık süreçte kendi açımdan önemli bir mesafe kat ettiğime inanıyorum. Yazdığım birçok yazının ilgiyle okunması, yorum alması sadık bir okur kitlesinin oluşması beni çok mutlu etti.
Blog yazmak, gerçekten emek isteyen bir uğraş. Sabretmek ve düzenli olarak çalışmak gerekiyor. Maalesef bir noktaya kolay gelme isteği ağır bastığı için nitelikli blogların ortaya çıkması çok zor oluyor.
5 ayda neler öğrendim?
-Blog yazarlığının ciddi anlamda emek isteyen, istikrar isteyen bir uğraş olduğunu öğrendim.
-Birçok değerli blogu ve blog yazarını tanıma fırsatı edindim.
-Yazı yazarak para kazanmanın püf noktalarını ayrıntılı bir şekilde öğrendim.
-Gerçek anlamda, nitelikli yazı yazarak ciddi bir gelir elde edilebileceğini öğrendim.
-Bloglar için sosyal medyanın önemli bir trafik kaynağı olduğunu öğrendim.
-Blog yazarlığının insanın ufkunu genişlettiğini öğrendim.
-Daha fazla kitap okuma alışkanlığı edindim.
-Bloglar hakkında yazılmış kitapların çok az olduğunun farkına vardım.
-Birçok kişide yorum yazma kültürünün gelişmediğini öğrendim.
-İnternet dünyasında "Hocam" kelimesinin en popüler hitap cümlesi olduğunu öğrendim.
-"SEO uyumlu makale yazarıyım" diye geçinenlerin yazma yeteneğinden son derece yoksun olduğunu öğrendim.
-Makale yazarlığı piyasasında 100 kelime 1 TL, 0, 75 kuruş gibi bir piyasa yapısı sayesinde emeğin nasıl sömürüldüğünü öğrendim.
-Tanıtım yazısı piyasasında sitelerin nasıl link çöplüğüne döndüğünü öğrendim.
-Blogların SEO adı altında nasıl spam yorum bombardımanına tutulduğunu öğrendim.
-Özgün içerik kavramının ne olduğunu bilmeyen kişilerin nasıl "uzman" olduğunu öğrendim.
-"SEO ve sosyal medya uzmanı" ünvanına sahip birçok kişinin olduğunu öğrendim.
-Blogların aslında ne kadar önemli bir konumda olduğunu ve hala değerinin gerçek anlamda bilinmediğini öğrendim.
-Webmaster forumlarında ticaret işlerininin ne şekilde döndüğünü yakından takip etme fırsatım oldu.
-Blog yazarak para kazanmanın çok pohpohlanan bir konu olduğu olduğunu öğrendim.
-İnternetten para kazanmak denilince akla ilk gelenlerinden birinin blog yazmak olduğunu öğrendim.
-Blog yazarlığında içerik üretiminin çoğu zaman ikinci plana itilen bir uğraş olduğunu gözlemledim.
-Sık sık tema değiştirmenin bazı blog yazarlarında bir hastalık olduğu kanısına vardım.
-Yazarak para kazanılacağını iddia eden setlerin gerçek anlamda bir işe yaramadığını öğrendim.
-Blog yazarlığına yeni başlayanların içerik üretiminden çok blog çekilişi düzenleyerek ziyaretçi çekme çabalarına tanık oldum.
-Blog yazmanın kariyer için önemli bir uğraş olduğunu öğrendim.
-Blog yazarlığı hakkında başvurulan, zaman zaman görüş alınan biri olmaya başladığımı gözlemledim.
-Birçok kişi ve firmadan iş teklifi aldım.
-Blog yazarlığı macerasında bir sürü blog açan ve umduğunu bulamayan aceleci kişilerin bunları nasıl çöp bloglar haline getirdiğini gözlemledim.
-Birçok blog yazısının ciddi imla hataları içerdiğini gördüm.
-Makale yazarlığı yaptığı halde Türkçe'yi yanlış kullanan kişilerin sayısının son derece fazla olduğunu gördüm.
-Yazmanın bir yetenek işi olduğunu öğrendim.
-Ziyaretçi çekmek, tık başına ücret ödeyen reklam programlarından daha fazla para kazanmak uğruna her türden içeriklerin yer aldığı blogların blogculuk ruhu ile örtüşmediğini gözlemledim.
-Blogcuların daha fazla sosyal olması gerektiğini öğrendim.
-Blogların yakın gelecekte yeniden yükselişe geçeceğine dair beklentilerin fazla olduğunu öğrendim.
-Son olarak blog yazarlığını hakkıyla yapan kişilerin er ya da geç iyi bir konuma erişmesinin imkansız olmadığını öğrendim.
Blog yazarlığına başladığınızdan bu yana sizler neler öğrendiniz?
Siz de bu tür bir yazı kaleme alırsanız memnun olurum.
Daha sonra blog yazarlığı hakkında "benim de yazacak bir şeylerim var" diyerek Medya İstasyonu ile blogculuk serüvenine başladım. Amacım özgün ve fayda sağlayıcı içerikleri üreterek okuyucular bir nebze de olsa fayda sağlamaktı.
Geçen 5 aylık süreçte kendi açımdan önemli bir mesafe kat ettiğime inanıyorum. Yazdığım birçok yazının ilgiyle okunması, yorum alması sadık bir okur kitlesinin oluşması beni çok mutlu etti.
Blog yazmak, gerçekten emek isteyen bir uğraş. Sabretmek ve düzenli olarak çalışmak gerekiyor. Maalesef bir noktaya kolay gelme isteği ağır bastığı için nitelikli blogların ortaya çıkması çok zor oluyor.
5 ayda neler öğrendim?
-Blog yazarlığının ciddi anlamda emek isteyen, istikrar isteyen bir uğraş olduğunu öğrendim.
-Birçok değerli blogu ve blog yazarını tanıma fırsatı edindim.
-Yazı yazarak para kazanmanın püf noktalarını ayrıntılı bir şekilde öğrendim.
-Gerçek anlamda, nitelikli yazı yazarak ciddi bir gelir elde edilebileceğini öğrendim.
-Bloglar için sosyal medyanın önemli bir trafik kaynağı olduğunu öğrendim.
-Blog yazarlığının insanın ufkunu genişlettiğini öğrendim.
-Daha fazla kitap okuma alışkanlığı edindim.
-Bloglar hakkında yazılmış kitapların çok az olduğunun farkına vardım.
-Birçok kişide yorum yazma kültürünün gelişmediğini öğrendim.
-İnternet dünyasında "Hocam" kelimesinin en popüler hitap cümlesi olduğunu öğrendim.
-"SEO uyumlu makale yazarıyım" diye geçinenlerin yazma yeteneğinden son derece yoksun olduğunu öğrendim.
-Makale yazarlığı piyasasında 100 kelime 1 TL, 0, 75 kuruş gibi bir piyasa yapısı sayesinde emeğin nasıl sömürüldüğünü öğrendim.
-Tanıtım yazısı piyasasında sitelerin nasıl link çöplüğüne döndüğünü öğrendim.
-Blogların SEO adı altında nasıl spam yorum bombardımanına tutulduğunu öğrendim.
-Özgün içerik kavramının ne olduğunu bilmeyen kişilerin nasıl "uzman" olduğunu öğrendim.
-"SEO ve sosyal medya uzmanı" ünvanına sahip birçok kişinin olduğunu öğrendim.
-Blogların aslında ne kadar önemli bir konumda olduğunu ve hala değerinin gerçek anlamda bilinmediğini öğrendim.
-Webmaster forumlarında ticaret işlerininin ne şekilde döndüğünü yakından takip etme fırsatım oldu.
-Blog yazarak para kazanmanın çok pohpohlanan bir konu olduğu olduğunu öğrendim.
-İnternetten para kazanmak denilince akla ilk gelenlerinden birinin blog yazmak olduğunu öğrendim.
-Blog yazarlığında içerik üretiminin çoğu zaman ikinci plana itilen bir uğraş olduğunu gözlemledim.
-Sık sık tema değiştirmenin bazı blog yazarlarında bir hastalık olduğu kanısına vardım.
-Yazarak para kazanılacağını iddia eden setlerin gerçek anlamda bir işe yaramadığını öğrendim.
-Blog yazarlığına yeni başlayanların içerik üretiminden çok blog çekilişi düzenleyerek ziyaretçi çekme çabalarına tanık oldum.
-Blog yazmanın kariyer için önemli bir uğraş olduğunu öğrendim.
-Blog yazarlığı hakkında başvurulan, zaman zaman görüş alınan biri olmaya başladığımı gözlemledim.
-Birçok kişi ve firmadan iş teklifi aldım.
-Blog yazarlığı macerasında bir sürü blog açan ve umduğunu bulamayan aceleci kişilerin bunları nasıl çöp bloglar haline getirdiğini gözlemledim.
-Birçok blog yazısının ciddi imla hataları içerdiğini gördüm.
-Makale yazarlığı yaptığı halde Türkçe'yi yanlış kullanan kişilerin sayısının son derece fazla olduğunu gördüm.
-Yazmanın bir yetenek işi olduğunu öğrendim.
-Ziyaretçi çekmek, tık başına ücret ödeyen reklam programlarından daha fazla para kazanmak uğruna her türden içeriklerin yer aldığı blogların blogculuk ruhu ile örtüşmediğini gözlemledim.
-Blogcuların daha fazla sosyal olması gerektiğini öğrendim.
-Blogların yakın gelecekte yeniden yükselişe geçeceğine dair beklentilerin fazla olduğunu öğrendim.
-Son olarak blog yazarlığını hakkıyla yapan kişilerin er ya da geç iyi bir konuma erişmesinin imkansız olmadığını öğrendim.
Blog yazarlığına başladığınızdan bu yana sizler neler öğrendiniz?
Siz de bu tür bir yazı kaleme alırsanız memnun olurum.
31 Ağustos 2013 Cumartesi
Emek olmadan yemek olmaz!
Blog yazılarında ve diğer web siteleri için üretilen yazılarda samimi ve sabırlı olmak son derece önemli iki nokta.
Samimi bir şekilde kaleme alınan, emek harcanarak fayda sağlayıcı bilgilerin sunulduğu yazılanlar okuyucuları sıkmadığı için ilgi daha fazla oluyor. Bunu Medya İstasyonu'nda yazdığım blog yazılarından da gördüm.
Bence bir yazının geniş kitlelerce okunmamasının en büyük nedenleri samimiyetin olmaması, çok uzun metinler, kelime ve cümle tekrarları, imla hataları, bilgi ve fayda sağlayıcılıktan yoksun olması ve acelecilik.
Okur odaklı yazılmayan bir yazının herhangi bir fayda sağlamayacağının artık kesin olarak bilinmesi lazım. Ancak hala bunu anlamak istemeyen kişiler var.
Yazmak, bir blog/site yazarının en büyük silahı. Etkili yazılar yazabilen, yazılarında fayda sağlayıcı unsurları barındıran yazarlar her zaman bir adım daha önde olacak. Çünkü yazı hala internetteki en önemli içerik öğesi.
Yazmak, yetenek isteyen bir iş. Herkesin güzel ve etkili bir yazı yazamayacağını biliyoruz. Bunun için ciddi pratikler yapılması lazım ve bol bol bir şeyler okumak gerek.
Blog yazarları kadar yazmayı profesyonel anlamda yaptığını iddia eden daha öncesinden hiçbir tecrübesi olmadığı halde bir anda "SEO uyumlu makale yazarı" olanlar da var. Bunların işi gücü 100 kelime 1 TL, 200 kelime 2 TL gibi "Ne alırsan, ne verirsen" mantığı ile hareket ederek müşteri kapmak.
SEO uyumlu yazı yazan ne kadar çok kişi varmış
SEO uyumlu diye yazılan yazıların çoğuna gülüp geçiyorum. Bunlar gerçekten çöplükten başka bir şey değil. Bu çerçevede yazılan yazıları bir okusanız siz de bana hak vereceksiniz. İnternet dünyasında bu işi gerçekten hakkıyla yapan, profesyonellik çerçevesinde makale yazan, tanıtım yazısı yazan kişilerin çok fazla olduğunu düşünmüyorum.
Hatta bu yazım işlerini ajans olarak yürütenler dahi bu işi tam olarak beceremiyor. Geçenlerde bir forum sitesinde içerik ajansının yazı örneklerine denk geldim.
Birkaç yazı örneğini paylaşmışlar. Yazıları okudum inanın ki hiçbir şey anlamadım. Ne bir ara başlık var, ne yazım kuralları var, ne paragraf var. En önemlisi yazıyı baştan sona okutacak bir akış yok.
İşin garip tarafı forum sitelerinde büyük kampanyalar ile satılan, kaliteden son derece uzak bu yazıların bol miktarda alıcısı var. Neden mi? Fiyatı uygun. 100 kelime 1 TL diyorlar. SEO işiyle uğraşanlar balıklama atlıyor. Kaliteyi önemseyen çok kişi yok. 1 TL'lik bir yazı ile ne verim alınır ki? 100 kelimelik bir yazının 50 kelimesi tekrar zaten.
Bu işi profesyonel anlamda yaptığını iddia eden içerik ajansları da fiyatları bu denli düşürmüşse burada sorgulanması gereken bir şeyler var.
Bu ucuz yazı işçiliği son zamanlarda benim çok canımı sıkıyor. Kolaya kaçan, niteliksiz işler ile "kısa zamanda para kazanayım, ziyaretçi çekeyim" diye bakan kişilerin sayısı maalesef artıyor.
Bana çoğu zaman içerik yazarlığı hakkında onlarca iş teklifi geliyor. Her seferinde "gel bizimle çalış, daimi iş, aylık bu kadar yazı yazarsın" gibi mailler alıyorum.
Açıkçası bu tür işlere pek sıcak bakmıyorum. Bir yazım işi olacaksa bu gerçekten kaliteli kişiler ile çalışılarak yapılmalı. Ben yazıyı sadece para kazanmak için yazmam. Yazdıklarımdan önce ben keyif almalıyım ve memnun kalmalıyım ki ortaya kaliteli bir ürün çıksın.
Komik fiyatlar sunarak "bütçem bu kadar, daha fazlasını veremem" diyenler ile çalışmak bana ters.
Bütçen o kadarsa neden tırmalıyorsun? Bırak o zaman bu işleri. Sen SEO çalışmaları yaptığın kişilerden ya da firmalardan hatırı sayılır paraları alacaksın. Emek harcayanlara gelince "bütçem az" nağmelerine başlayacaksın. Başkalarının emeğinin sömürülmesi kadar acı bir şey var mı?
Bu yazım işlerini gerçekten hakkıyla yapanlar adam gibi yazılar yazmak için kendilerini yırtsın, sen gel "100 kelime 1 TL 20 tane, 50 tane yazı lazım" de.
Olmaz arkadaş...
Google'ı ancak bir yere kadar kandırabilirsiniz
Zaman gelecek o çöp yazıların ve yazarların da modası geçecek. Bak Google'a sık sık algoritma değişikliği yapıyor. Artık gerçek anlamda profesyonelliği önemseyecek. Aynı bir insan mantığı ile çalışıyor. Her şeyi takip ediyor. Kimin gerçekten emek harcadığını, kimin copy-paste yaptığını gayet iyi biliyor. Şimdi diyeceksiniz "Madem Google her şeyi biliyor neden benim sıralamam istediğim gibi değil?
Onun da cevabı var. Demek ki gerçekten çalışılmıyor. İstikrar yok. Özgünlük ve benzersiz içerik üretimi yok.
Aklıma gelen, takip ettiğim birkaç blog var.
Bir örnek vereyim. Bakın Blog Hocam adlı bloga. Birkaç yıllık, gerçekten emek harcanarak, samimi ve özgün içerikler üreterek bir noktaya gelmiş bir yayın. Alexa verileri de bunu doğruluyor. Birçok büyük siteyi de geride bırakan bir blog. Blog yazarlığına yeni başlayan ya da başlamayı düşünen çoğu kişinin ana referans kaynağı. Blog ile ilgili kelimelerde hep ilk sayfalarda.
Bir örnek de kendimden vereyim. Medya İstasyonu'nu yaklaşık 5 ay önce açtım. İçeriklerini tamamen kendim hazırladım. Para ile yazı almadım. Link ve backlink almadım. Özel SEO teknikleri de kullanmadım. Blog hakkında arama potansiyeli birçok anahtar kelimede ilk sayfada ya da ilk sayfalarda.
Hatta blog yazarlığı ile ilgili başka neler yazılmış diye aratırken hep kendi yazılarımla pişti oluyorum. Son zamanlarda çok fazla vakit ayıramadığım halde gayet iyi bir noktada. Çok daha iyi olacağına inanıyorum.
Şunu unutmamak gerek; çalışınca, emek harcayınca her şey oluyor. Kimse birden büyümedi. Büyük web siteleri, büyük bloglara sahip olmak hayal değil.
Sabredin, kolaya asla kaçmayın, çalışın ve zamanını bekleyin...
Emek olmadan yemek olur mu?
Samimi bir şekilde kaleme alınan, emek harcanarak fayda sağlayıcı bilgilerin sunulduğu yazılanlar okuyucuları sıkmadığı için ilgi daha fazla oluyor. Bunu Medya İstasyonu'nda yazdığım blog yazılarından da gördüm.
Bence bir yazının geniş kitlelerce okunmamasının en büyük nedenleri samimiyetin olmaması, çok uzun metinler, kelime ve cümle tekrarları, imla hataları, bilgi ve fayda sağlayıcılıktan yoksun olması ve acelecilik.
Okur odaklı yazılmayan bir yazının herhangi bir fayda sağlamayacağının artık kesin olarak bilinmesi lazım. Ancak hala bunu anlamak istemeyen kişiler var.
Yazmak, bir blog/site yazarının en büyük silahı. Etkili yazılar yazabilen, yazılarında fayda sağlayıcı unsurları barındıran yazarlar her zaman bir adım daha önde olacak. Çünkü yazı hala internetteki en önemli içerik öğesi.
Yazmak, yetenek isteyen bir iş. Herkesin güzel ve etkili bir yazı yazamayacağını biliyoruz. Bunun için ciddi pratikler yapılması lazım ve bol bol bir şeyler okumak gerek.
Blog yazarları kadar yazmayı profesyonel anlamda yaptığını iddia eden daha öncesinden hiçbir tecrübesi olmadığı halde bir anda "SEO uyumlu makale yazarı" olanlar da var. Bunların işi gücü 100 kelime 1 TL, 200 kelime 2 TL gibi "Ne alırsan, ne verirsen" mantığı ile hareket ederek müşteri kapmak.
SEO uyumlu yazı yazan ne kadar çok kişi varmış
SEO uyumlu diye yazılan yazıların çoğuna gülüp geçiyorum. Bunlar gerçekten çöplükten başka bir şey değil. Bu çerçevede yazılan yazıları bir okusanız siz de bana hak vereceksiniz. İnternet dünyasında bu işi gerçekten hakkıyla yapan, profesyonellik çerçevesinde makale yazan, tanıtım yazısı yazan kişilerin çok fazla olduğunu düşünmüyorum.
Hatta bu yazım işlerini ajans olarak yürütenler dahi bu işi tam olarak beceremiyor. Geçenlerde bir forum sitesinde içerik ajansının yazı örneklerine denk geldim.
Birkaç yazı örneğini paylaşmışlar. Yazıları okudum inanın ki hiçbir şey anlamadım. Ne bir ara başlık var, ne yazım kuralları var, ne paragraf var. En önemlisi yazıyı baştan sona okutacak bir akış yok.
İşin garip tarafı forum sitelerinde büyük kampanyalar ile satılan, kaliteden son derece uzak bu yazıların bol miktarda alıcısı var. Neden mi? Fiyatı uygun. 100 kelime 1 TL diyorlar. SEO işiyle uğraşanlar balıklama atlıyor. Kaliteyi önemseyen çok kişi yok. 1 TL'lik bir yazı ile ne verim alınır ki? 100 kelimelik bir yazının 50 kelimesi tekrar zaten.
Bu işi profesyonel anlamda yaptığını iddia eden içerik ajansları da fiyatları bu denli düşürmüşse burada sorgulanması gereken bir şeyler var.
Bu ucuz yazı işçiliği son zamanlarda benim çok canımı sıkıyor. Kolaya kaçan, niteliksiz işler ile "kısa zamanda para kazanayım, ziyaretçi çekeyim" diye bakan kişilerin sayısı maalesef artıyor.
Bana çoğu zaman içerik yazarlığı hakkında onlarca iş teklifi geliyor. Her seferinde "gel bizimle çalış, daimi iş, aylık bu kadar yazı yazarsın" gibi mailler alıyorum.
Açıkçası bu tür işlere pek sıcak bakmıyorum. Bir yazım işi olacaksa bu gerçekten kaliteli kişiler ile çalışılarak yapılmalı. Ben yazıyı sadece para kazanmak için yazmam. Yazdıklarımdan önce ben keyif almalıyım ve memnun kalmalıyım ki ortaya kaliteli bir ürün çıksın.
Komik fiyatlar sunarak "bütçem bu kadar, daha fazlasını veremem" diyenler ile çalışmak bana ters.
Bütçen o kadarsa neden tırmalıyorsun? Bırak o zaman bu işleri. Sen SEO çalışmaları yaptığın kişilerden ya da firmalardan hatırı sayılır paraları alacaksın. Emek harcayanlara gelince "bütçem az" nağmelerine başlayacaksın. Başkalarının emeğinin sömürülmesi kadar acı bir şey var mı?
Bu yazım işlerini gerçekten hakkıyla yapanlar adam gibi yazılar yazmak için kendilerini yırtsın, sen gel "100 kelime 1 TL 20 tane, 50 tane yazı lazım" de.
Olmaz arkadaş...
Google'ı ancak bir yere kadar kandırabilirsiniz
Zaman gelecek o çöp yazıların ve yazarların da modası geçecek. Bak Google'a sık sık algoritma değişikliği yapıyor. Artık gerçek anlamda profesyonelliği önemseyecek. Aynı bir insan mantığı ile çalışıyor. Her şeyi takip ediyor. Kimin gerçekten emek harcadığını, kimin copy-paste yaptığını gayet iyi biliyor. Şimdi diyeceksiniz "Madem Google her şeyi biliyor neden benim sıralamam istediğim gibi değil?
Onun da cevabı var. Demek ki gerçekten çalışılmıyor. İstikrar yok. Özgünlük ve benzersiz içerik üretimi yok.
Aklıma gelen, takip ettiğim birkaç blog var.
Bir örnek vereyim. Bakın Blog Hocam adlı bloga. Birkaç yıllık, gerçekten emek harcanarak, samimi ve özgün içerikler üreterek bir noktaya gelmiş bir yayın. Alexa verileri de bunu doğruluyor. Birçok büyük siteyi de geride bırakan bir blog. Blog yazarlığına yeni başlayan ya da başlamayı düşünen çoğu kişinin ana referans kaynağı. Blog ile ilgili kelimelerde hep ilk sayfalarda.
Bir örnek de kendimden vereyim. Medya İstasyonu'nu yaklaşık 5 ay önce açtım. İçeriklerini tamamen kendim hazırladım. Para ile yazı almadım. Link ve backlink almadım. Özel SEO teknikleri de kullanmadım. Blog hakkında arama potansiyeli birçok anahtar kelimede ilk sayfada ya da ilk sayfalarda.
Hatta blog yazarlığı ile ilgili başka neler yazılmış diye aratırken hep kendi yazılarımla pişti oluyorum. Son zamanlarda çok fazla vakit ayıramadığım halde gayet iyi bir noktada. Çok daha iyi olacağına inanıyorum.
Şunu unutmamak gerek; çalışınca, emek harcayınca her şey oluyor. Kimse birden büyümedi. Büyük web siteleri, büyük bloglara sahip olmak hayal değil.
Sabredin, kolaya asla kaçmayın, çalışın ve zamanını bekleyin...
Emek olmadan yemek olur mu?
24 Ağustos 2013 Cumartesi
Blogunuza sadık okur kazanmanın yolları
Blog yazarlarının bloglarında emek harcayarak yazdıkları yazıların daha fazla kişi tarafından okunmasını, paylaşılmasını ve yorumlanmasını istemeleri kadar doğal bir şey yok.Bu yazımda blog yazarlarının sadık bir okur kitlesi oluşturmak için neler yapabilecekleri konusunda bazı öneriler sunmak istiyorum.
Yazılarınızın kalitesini düşürmeyin
Kaliteli ve fayda sağlayan yazıların fazla olduğu bloglara ilgi her zaman olacak. Kendinizi yazı yazmak için zorlamayın. Her gün içerik gireceksiniz diye bir kural yok. Gerçekten yazmak istediğiniz anlarda yazın. Böylece yazılarınızın daha okunabilir ve bilgi verici öğelerden oluşmasını sağlamış olursunuz. Yazı kalitenizdeki iniş ve çıkışlar, sadık okur kitlesi oluşturmanızı engelleyebilir.
Blog yazılarınızı yorumlayan kişiler ile iletişim kurun
Medya İstasyonu'nda yazdığım yazılara yorum yapan her okuyucu ayrı önemsiyorum. Yorumların birçoğuna cevap veriyorum. Spam yorumlar hariç olumlu ve olumsuz tüm yorumları silmiyorum. Unutmayın, herkes sizinle aynı fikirde olacak diye bir kural yok. Her okur ile iletişim kurmak, onları önemsemek sizin yararınıza olacak. İletişim kurmak benim için çok önemli ve hoşuma gidiyor. Siz de deneyin. Okurlar da geri dönüşleri sevecektir.
Okurlara hitap önemli
Bazı blog yazarları okur ile sağlıklı bir iletişim kurmak konusunda eksik. Yazılan yorumlara ya da gönderilen maillere garip hitaplar ile cevap veriyorlar. Tanımadığınız kişilere "hocam, dostum, arkadaşım, hacı, birader, dayı" gibi kelimeler ile hitap etmeyin. Bu kelimeler internet dünyasında özellikle webmaster forumlarında çok sık kullanılıyor. Bu tür hitapları tasvip etmiyorum. Blogunuz ne kadar kaliteli olursa olsun hitap şekliniz yanlışsa, sadık bir okur kitlesi oluşturamazsınız. "Siz, Ahmet Bey, Ayşe Hanım" demek çok mu zor? Kibarlıktan, saygıdan kimseye zarar gelmez. Bir atasözü: "Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır"
Düzenli paylaşımlarda bulunun
Her gün yazı yazmasanız da haftada 2-3 kez kaliteli içerik üretmeye özen göstermelisiniz. Ayda yılda bir içerik girilen bloglar, sadık okur edinemez. Okurlar istikrarlı işleri seviyor.
Düzgün bir Türkçe ile yazın
Bloglar dünyasında zaman zaman yolculuk yaparım. Blog yazarlarının yazılarında kullandığı dile, yazım kurallarına sık dikkat ediyorum. Çoğu blogda ciddi anlamda imla hataları bulunuyor. Yazıların birçoğu kendilerini okutmaktan son derece uzak. Zoraki yazılmış gibi. Hızlı bir şekilde yazılan yazılar hata dolu. Az yazı yazın ama dili etkili ve doğru kullanın. İmla kılavuzu elinizin altında olsun.
Yazılarınızı sıkıcı öğelerden arındırın
Bilgi verici ve eğlenceli yazıları hepimiz severiz. Aşırı uzun, kelime ve cümle tekrarlarının olduğu, paragraf ve ara başlıkların olmadığı yazıların yer aldığı bir blogu kaçımız düzenli olarak ziyaret eder? Başarılı olmuş blogları inceleyin. Yazılar akıcıdır, bilgi vericidir. Okumaya doyamazsınız.
Yazılarınızı görseller ve infografikler ile süsleyin
Kuru bir yazının verdiği etki ile resim ve diğer görseller ile süslenmiş yazının verdiği etki bir mi? Yayınlamayı düşündüğünüz yazılarda en az bir görsel kullanın. Görseller yazıya renk katan en önemli unsurlar.
Yazılarınızı link ve bold kelimeler çöplüğüne çevirmeyin
Bazı blog yazarları "yazılarıma daha fazla hit gelsin, arama motorları daha çabuk indekslesin" diyerek yazdığı her yazıda birçok anahtar kelimeyi bold kullanıyor ve bu kelimelere link veriyor. İlla ki link vermeniz gerekirse 1 kelimeye link verin yeter. Okuduğum yazı içinde farklı renklerde linkler ve birçok anahtar kelime varsa o yazıları okumak istemiyorum.
Reklamları okurların gözüne sokmayın
Bloglar, para kazanmanın kolay yolu ya bazı blog yazarları da buna uyarak bloglarını reklama boğuyor. Geçenlerde girdiğim bir blog sitesindeki reklam sayısının blogun içeriğinden fazla olması gözümden kaçmadı. Yazının içinde, sonunda, başında reklam. Blogun sağında, solunda, üstünde reklam. Neyi kime nasıl okutacaksınız? İçerik kaliteli değilse, yetersizse kim blogunuzu neden ziyaret etsin ve reklamlara tıklasın? Blogunuzu reklam çöplüğüne çevirmeyin. Reklam yerleşmi, okurları rahatsız etmemeli.
Size gönderilen mailleri cevaplayın
Blogunuzu başarılı bulan, fırsat buldukça takip eden okurlar vardır. Bu okurlar ile sağlıklı iletişim kurar ve onların tepkilerini önemserseniz sadık okur olarak kazanabilirsiniz. Size gönderilen mailleri, sosyal medyadaki etiketlemeleri önemseyin. Her birini yanıtlamaya çalışın. Blog yazarları, sosyal olmalı.
Ziyaret edenlerin sitede daha fazla kalmasını sağlayın
Bunu sağlamanın yolu her zaman söylediğimiz gibi kaliteli ve özgün içerik üretiminden geçiyor. Her konuda yazıların yer aldığı genel bir blogunuz yoksa yazdığınız konuların okurlara fayda sağlaması son derece önemli. İşime yaramayacak, faydasız öğelerin yer aldığı, profesyonellikten uzak yazıları neden okumak isteyeyim ki?
Temanızı sık sık değiştirmeyin
Blogunuzu takip eden kişilerin her girişinde farklı tema ile karşılaşmaları onları blogunuzdan soğutacak. Gözümüzün alıştığı, fırsat buldukça ziyaret ettiğimiz bir sitenin bir anda farklı bir şekilde karşımıza çıkmasını yadırgadığımız zamanlar illa ki olmuştur. Blog yazarları tema değiştirme hastalığından kurtulmalı. Bunun tedavisi de içerik üretimine yoğunlaşmaktan geçiyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















