"Uzun zamandır blog yazıyorum, artık blogumdan para kazanmak istiyorum ya da henüz bir blog sahibi değilim ama blog yazarak para kazanmak istiyorum" diyen birçok kişinin blogdan para kazanma yolları üzerine kafa yorduğunu gayet iyi biliyorum. Bu yazımda yine kendimden bir şeyler paylaşmak istiyorum. Yazdığım bu yazı "Yazarak para kazanma maceralarım" başlıklı yazının devamı niteliğinde. Blog dünyasına yeni adım atan ya da bir çıkış yolu arayanlara rehber olması dileğimle...
Blog yazarlığına ilk başladığım zamanlarda para kazanmak gibi bir amacım yoktu. İlgi duyduğum alanlara yönelik farklı bakış açısı ile yazılmış yazılar ile ilgilenen bir kitle edinmeyi planlıyordum. Geçen süre içinde yazdığım blog yazıları birilerinin dikkatini çekmiş olmalı ki iş teklifleri almaya başladım. İşte o zaman blogun ne denli etkili bir araç olduğunu anlamaya başlamıştım.
Yaşadığım gelişmelere paralel olarak blog dünyasına yönelik araştırmalarımı hızlandırdım. Mevcut blogların sorunlarını, eksikliklerini, blog ile para kazanma yöntemlerini araştırdım. Bloglar ile ilgili yeterli Türkçe içeriğin olmaması dikkatimi çekti.
Araştırmalarım doğrultusunda Türkiye'de blogculuk konusunda çoğu kişinin yeterince donanımlı ve sabırlı olmadığını gördüm. İncelediğim blog örnekleri, içerik bakımından son derece yetersizdi. Düzenli olarak güncellenmiyordu. Yazılan yazılar özensizdi. Okuyucuya zevk vermiyordu. Blog teması seçimi başarılı değildi. Yazı fontları berbattı. İçerikten çok rastgele yerleştirilmiş Adsense reklamları ile muhatap oluyordum. "İşte tam okunacak blog" diyebileceğim blog sayısı son derece azdı.
Medya İstasyonu'nu hazırlarken tüm bunları göz önünde bulundurarak hareket etmeye başladım. Kaliteli ve saygın bir blog oluşturmak benim için son derece önemli bir husustu. Benim blogumu ziyaret eden kişiler direkt yazılarım ile buluşmalıydı. Reklamdan ve karmaşık tasarımdan uzak bir şekilde yazdıklarımı keyifle okumalıydı. Bu yüzden basit ve responsive özellikli bir blog teması seçtim.
Blogcular arasında bir hastalık olan sık sık tema değiştirme akımına kapılmadım. Benim için içeriği yalın bir şekilde hedef kitleye sunmak önemliydi. İncelediğim başarılı ve yabancı blogların çoğunda içerik ön plandaydı. Temaları son derece basitti hatta birçoğumuz için tema bile değildi. Ancak bu bloglar internet dünyasında önemli bir konumdaydı. Güvenilir bir içerik üreticisi olmuşlardı. Bu sayede ciddi kazançlar elde edebiliyorlardı.
Medya İstasyonu'nda zamanımın büyük çoğunluğunu nitelikli ve farklı bakış açısı ile yazılmış blog yazılarını okuyuculara sunmak için harcadım. Kaliteli bir duruş oldukça işlerin kısa sürede yoluna girdiğini anladım. Yazdıkça daha fazla takipçiye ve daha fazla potansiyel müşteriye ulaşma şansım oldu.
İnternette blog yazma konusunda kulaktan dolma bilgilere sahip olanların kazanç önerileri ile vakit harcamadım. Garantili ve uzun soluklu olabilecek aktif kazanç (içerik yazarlığı) yöntemlerine yoğunlaştım. Bunda da kendimce başarılı olduğumu düşünüyorum.
Birçok web sitesi ve blog sahibinin takılı kaldığı sayısal değerlere ve birtakım terimlere bağlı kalmadım. Bunları düşünmek beni içerik üretiminden soğutacaktı. Çünkü rakamlar her zaman değişkendir. Ziyaretçi sayısı, sayfa görüntülenme sayısı, yazıların okunma sayısı değişiklik gösterebilir.
Kaliteli içeriği önemseyenler, kaliteli hedef kitleye sahip yayınları önemseyenler bir şekilde ulaşıyor. Mesela, 10 bin kalitesiz tık yerine 50-100 kaliteli ziyaretçiye ulaşmayı başarı olarak kabul ederim. Çünkü benim ya da benzer düşüncelere sahip kişilerin ilgisini çekmişimdir. Bu da benim bir network oluşturmam için harika bir rakamdır.
Blog yazarlığına başladığımdan bu yana farklı bir iş modeli kurdum. Hem en sevdiğim işi yapıyor hem de para kazanıyorum. Daha iyi şeyler yapmak için çalışmalarımı sabırla sürdürüyorum.
Şunu unutmayın;
En önemli sermaye, beyniniz. Doğru zamanda doğru şekilde kullanırsanız başarıya ulaşırsınız. Para kazanmak, nadir olarak şans faktörü ile gerçekleşse de çoğu zaman akılla olur. Aklınız size hem kazandırır hem de kaybettirebilir.
Atasözlerindeki derin anlamları, yaşanmış tecrübeleri çok severim. Fırsat buldukça da atasözlerini okurum. Size de tavsiye ederim. Başarı ve çalışma motivasyonunuzu artırabilir.
Bu yüzden yazımı birkaç atasözü ile bitirmek istiyorum.
- Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.
- Danışan dağlar aşar, danışmayan yolda şaşar.
- Varsa hünerin, her yerde vardır yerin.
- Zahmetsiz rahmet olmaz.
- Altın yere düşmeyle değer kaybetmez.
- Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir.
- Taşıma su ile değirmen dönmez.
- Bilinmedik iş ya karın ağrıtır ya baş.
- Her ziyan bir öğüttür.
- Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
- Akıl kişiye sermayedir.
- Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez.
- Terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.
blogdan nasıl para kazanılır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogdan nasıl para kazanılır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mayıs 2014 Cuma
13 Mayıs 2014 Salı
Yazarak para kazanma maceralarım
Milyonlarca sitenin bulunduğu internet ortamında gerçekten kaliteli ve fayda sağlayıcı içerikleri ziyaretçilerine sunan sitelere ihtiyacın her geçen gün daha fazla arttığı bilinen bir gerçek.
Her gün binlerce yeni web sitesi açılıyor. Bunların çok az bir kısmı yoluna devam ederken geriye kalanları yok olup gidiyor. Fark oluşturmak ve istikrarlı bir şekilde çalışmak çok önemli bir konu. Bu iki kriteri sağlayan bir şekilde başarılı oluyor. Bu işlerde sabır gerçekten çok önemli.
Blog yazmaya başladığımdan bu yana gözlemlerim ve araştırmalarım sayesinde çok şey öğrendim. Kaliteli, özgün ve eskimeyecek türden içeriklerin her zaman değer gördüğünü bilmek, beni bu doğrultuda içerik üretmek için ciddi anlamda motive etti.
Bilgi kirliliğinin had safhaya ulaştığı günümüz dünyasında doğru ve yanlışı ayırt etmek son derece zor. Kopyala-yapıştır mantığı ile hareket ederek bir yere ulaşmayı hedeflemek iyi bir yol değil. Maalesef Türkiye'de gerçek anlamda içerik üreticisi çok fazla olmadığından dolayı kopya içerik çöplüğüne dönen sitelerin sayısı son derece fazla.
Daha fazla ziyaretçi çekebilmek adına şekilden şekile girmek, alakasız içerikleri sırf hit getiriyor diye ziyaretçi kitleye sunmak kısa vadede kazanç olarak görünse de uzun vadede hiçbir fayda sağlamayacak.
Atalarımız ne demiş: "Taşıma su ile değirmen dönmez" Kopya içerik bir yere kadar idare edecek. Ya sonrası? Ziyaretçiler azalacak, sitenin arama motorundaki konumu değişecek, güncelleme sıklığı azalacak. Sosyal medyada eskisi gibi ilgi görmeyecek ve yavaş yavaş çökecek. Sonu böyle olan bir sürü site var.
Yazmak, gerçekten yetenek işi. Profesyonel anlamda içerik üretmek, büyük emek istiyor. Bunu bıkmadan yapabilecek kaç kişi var? Medya İstasyonu'nu açtığımda tüm bu yazdıklarımın farkındaydım. Bu yüzden de oturup üşenmeden elimden geldiğince faydalı olabilecek yazıları yazdım. Özgün içerikler ile beslediğim Medya İstasyonu'nun maddi ve manevi anlamda faydasını gerçekten gördüm.
Yazarak nasıl para kazanıyorum?
Özgün içerik ihtiyacı olanlara ulaşmama gerek kalmadı. Onlar beni buldu. Nasıl mı? Tabi ki Medya İstasyonu aracılığı ile. Aralarında birçoğunuzun bildiği girişimler de vardı. Benim için iyi birer referans oldular. Peş peşe yazı işleri almaya başladım. İlk başlarda çok yüksek ücretler karşılığında yazı yazmadım. Piyasadaki standart tarife olan 100 kelimesi 1 TL, 200 kelime 2 TL gibi fiyatlardan da hiçbir şekilde yazı yazmadım. Çünkü kendi piyasamı ve ağımı oluşturmak istiyordum.
Yazı ihtiyacı olan ve ücret karşılığında başkalarına yazdıranlar bu piyasada gerçek anlamda kaliteli yazılar yazabilen çok fazla kişinin olmadığını gayet iyi bilir. Bu yüzden de fiyatlar çok komik. Yazı ihtiyacı olanlar arasında profesyonel olarak düşünen çok fazla olmadığından dolayı alan da veren de razı. Hal böyle olunca da 1-2 TL'lik yazılara çok rağbet oluyor.
Bana bu fiyatlardan yazmam için ulaşan kişilerin haddi hesabı yok. Hiçbir teklifi kabul etmedim. Çünkü bu işi yapanlardan bir farkım olmalıydı. Adam gibi bir adet yazı yazarak alacağım parayı onlarca yazı yazdıktan sonra neden alayım ki?
Ben kaliteye önem veren birisiyim. Kendi sitem için yazar gibi titiz bir şekilde hareket ediyorum. Aldığım yazı işlerini önemsiyorum ve profesyonelce çalışıyorum. Zamanında teslim ediyorum. İmla kurallarına, başlıklara, uzunluğuna dikkat ediyorum. Aceleye getirmiyorum.
Belli bir standart oluşturunca da yazı işleri zaman içinde artıyor. Yazı işlerinin yanı sıra yazı başına alınan ücretler de artıyor. Bu süreci bizzat yaşadım. Burada kendi pazarınızı oluşturmak önemli. Yeteneklerinizi iyi pazarlarsanız yükselme şansınız son derece yüksek. Taviz vermemelisiniz. Ucuzcu bir piyasada dik bir şekilde ayakta durabilmek, mücadele etmek büyük bir özveri istiyor.
Blogunuzu dijital bir CV olarak etkili bir şekilde kullanın. Genel blog gibi saçma sapan bir kavrama sığınıp çöp haline getirmeyin. Belli alanlara yönelik bıkmadan düzenli içerik üretin. İşlerin yoluna girdiğini göreceksiniz.
Ben Medya İstasyonu'nu bir vitrin olarak kullanıyorum. Bu yüzden hit, Page Rank, Alexa vb. kriterlere kafamı takarak asıl işim olan içerik üretmeyi ikinci plana itmiyorum. Yazmak istediğim zamanlarda içimden geldiği gibi yazıyorum. Yazmaktan keyif alırsanız çok daha iyi motive olursunuz. Yazdığınız her yazı sizi bir adım daha ileriye götürecek. Yazarak para kazanmak hayal değil. Zor da değil. Sadece sabredin, yazma becerilerinizi geliştirin ve gerçek anlamda çalışın.
Bir düşünün...
Sermayeniz; beyniniz, parmaklarınız, bilgisayarınız, internet bağlantınız... Bunlar son derece maliyetsiz şeyler. Bir dönem en çok izlenen videoların birinde biri demişti ya: "Beyin bedava" Evet, bedava. Önemli olan doğru zamanda doğru bir şekilde kullanmak...
Yazarak para kazanın, bir şeyler öğrenin network kurun.
Daha ne olsun?
Not: Bu konudaki tecrübelerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Her gün binlerce yeni web sitesi açılıyor. Bunların çok az bir kısmı yoluna devam ederken geriye kalanları yok olup gidiyor. Fark oluşturmak ve istikrarlı bir şekilde çalışmak çok önemli bir konu. Bu iki kriteri sağlayan bir şekilde başarılı oluyor. Bu işlerde sabır gerçekten çok önemli.
Blog yazmaya başladığımdan bu yana gözlemlerim ve araştırmalarım sayesinde çok şey öğrendim. Kaliteli, özgün ve eskimeyecek türden içeriklerin her zaman değer gördüğünü bilmek, beni bu doğrultuda içerik üretmek için ciddi anlamda motive etti.
Bilgi kirliliğinin had safhaya ulaştığı günümüz dünyasında doğru ve yanlışı ayırt etmek son derece zor. Kopyala-yapıştır mantığı ile hareket ederek bir yere ulaşmayı hedeflemek iyi bir yol değil. Maalesef Türkiye'de gerçek anlamda içerik üreticisi çok fazla olmadığından dolayı kopya içerik çöplüğüne dönen sitelerin sayısı son derece fazla.
Daha fazla ziyaretçi çekebilmek adına şekilden şekile girmek, alakasız içerikleri sırf hit getiriyor diye ziyaretçi kitleye sunmak kısa vadede kazanç olarak görünse de uzun vadede hiçbir fayda sağlamayacak.
Atalarımız ne demiş: "Taşıma su ile değirmen dönmez" Kopya içerik bir yere kadar idare edecek. Ya sonrası? Ziyaretçiler azalacak, sitenin arama motorundaki konumu değişecek, güncelleme sıklığı azalacak. Sosyal medyada eskisi gibi ilgi görmeyecek ve yavaş yavaş çökecek. Sonu böyle olan bir sürü site var.
Yazmak, gerçekten yetenek işi. Profesyonel anlamda içerik üretmek, büyük emek istiyor. Bunu bıkmadan yapabilecek kaç kişi var? Medya İstasyonu'nu açtığımda tüm bu yazdıklarımın farkındaydım. Bu yüzden de oturup üşenmeden elimden geldiğince faydalı olabilecek yazıları yazdım. Özgün içerikler ile beslediğim Medya İstasyonu'nun maddi ve manevi anlamda faydasını gerçekten gördüm.
Yazarak nasıl para kazanıyorum?
Özgün içerik ihtiyacı olanlara ulaşmama gerek kalmadı. Onlar beni buldu. Nasıl mı? Tabi ki Medya İstasyonu aracılığı ile. Aralarında birçoğunuzun bildiği girişimler de vardı. Benim için iyi birer referans oldular. Peş peşe yazı işleri almaya başladım. İlk başlarda çok yüksek ücretler karşılığında yazı yazmadım. Piyasadaki standart tarife olan 100 kelimesi 1 TL, 200 kelime 2 TL gibi fiyatlardan da hiçbir şekilde yazı yazmadım. Çünkü kendi piyasamı ve ağımı oluşturmak istiyordum.
Yazı ihtiyacı olan ve ücret karşılığında başkalarına yazdıranlar bu piyasada gerçek anlamda kaliteli yazılar yazabilen çok fazla kişinin olmadığını gayet iyi bilir. Bu yüzden de fiyatlar çok komik. Yazı ihtiyacı olanlar arasında profesyonel olarak düşünen çok fazla olmadığından dolayı alan da veren de razı. Hal böyle olunca da 1-2 TL'lik yazılara çok rağbet oluyor.
Bana bu fiyatlardan yazmam için ulaşan kişilerin haddi hesabı yok. Hiçbir teklifi kabul etmedim. Çünkü bu işi yapanlardan bir farkım olmalıydı. Adam gibi bir adet yazı yazarak alacağım parayı onlarca yazı yazdıktan sonra neden alayım ki?
Ben kaliteye önem veren birisiyim. Kendi sitem için yazar gibi titiz bir şekilde hareket ediyorum. Aldığım yazı işlerini önemsiyorum ve profesyonelce çalışıyorum. Zamanında teslim ediyorum. İmla kurallarına, başlıklara, uzunluğuna dikkat ediyorum. Aceleye getirmiyorum.
Belli bir standart oluşturunca da yazı işleri zaman içinde artıyor. Yazı işlerinin yanı sıra yazı başına alınan ücretler de artıyor. Bu süreci bizzat yaşadım. Burada kendi pazarınızı oluşturmak önemli. Yeteneklerinizi iyi pazarlarsanız yükselme şansınız son derece yüksek. Taviz vermemelisiniz. Ucuzcu bir piyasada dik bir şekilde ayakta durabilmek, mücadele etmek büyük bir özveri istiyor.
Blogunuzu dijital bir CV olarak etkili bir şekilde kullanın. Genel blog gibi saçma sapan bir kavrama sığınıp çöp haline getirmeyin. Belli alanlara yönelik bıkmadan düzenli içerik üretin. İşlerin yoluna girdiğini göreceksiniz.
Ben Medya İstasyonu'nu bir vitrin olarak kullanıyorum. Bu yüzden hit, Page Rank, Alexa vb. kriterlere kafamı takarak asıl işim olan içerik üretmeyi ikinci plana itmiyorum. Yazmak istediğim zamanlarda içimden geldiği gibi yazıyorum. Yazmaktan keyif alırsanız çok daha iyi motive olursunuz. Yazdığınız her yazı sizi bir adım daha ileriye götürecek. Yazarak para kazanmak hayal değil. Zor da değil. Sadece sabredin, yazma becerilerinizi geliştirin ve gerçek anlamda çalışın.
Bir düşünün...
Sermayeniz; beyniniz, parmaklarınız, bilgisayarınız, internet bağlantınız... Bunlar son derece maliyetsiz şeyler. Bir dönem en çok izlenen videoların birinde biri demişti ya: "Beyin bedava" Evet, bedava. Önemli olan doğru zamanda doğru bir şekilde kullanmak...
Yazarak para kazanın, bir şeyler öğrenin network kurun.
Daha ne olsun?
Not: Bu konudaki tecrübelerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
14 Mart 2014 Cuma
Bloglar neden para kazanamıyor?
Blog sahibi olan, blog yazan birçok kişinin aklında para kazanma fikri illa ki vardır. Blog yazarak para kazanmak, her ne kadar kolay bir yolmuş gibi görünse de işin içine girince dengeler değişiyor.
İnternette araştırma yaptıysanız birçok sitede "blog yazarak ayda birkaç bin lira kazananın, günde 2-3 saatinizi ayırarak kazanın" gibi konu başlıklarını görmüşsünüzdür. Peki, bu iş gerçekten böyle basit mi? Bir blog açarak para kazanma serüveni başlıyor mu? Elbette hayır. Öyle kolay olsaydı blog açan herkesin durumu iyi olurdu.
Peki, bloglardan neden para kazanılamıyor?
Kopya içeriklere sahip
Bloglar, özgün ve fayda sağlayıcı içerikler ile anlam kazanan mecralar. Blog okuyucuları, okudukları yazının kendilerine fayda sağlamasını, sorunu çözmesini ya da çözüm yolları sunmasını arzular. Siz blogunuzu kopya içeriklerle doldurursanız bu okuyucuların gözünde hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Bloglar, portal siteler değildir.
Belli konular üzerine yoğunlaşmadıktan sonra para kazanmak hayaldir. Blog açmak, belli kelimeler üzerinden hit alarak para kazanmak hayali ile yanıp tutuşan birçok acemi insan var. Bu işler hiç kolay değil. Sağda solda yazılanlara itibar etmeyin. "Kelin ilacı olsa kendi başına sürer" atasözünü anımsayın. Şunu yaptım bu kadar kazandım, şu kelimeden hit aldım, bu alanda bir niş kelime buldum kazancımı katladım" gibi cümleler sizi heyecanlandırabilir ancak iş pratiğe geldiğinde apışıp kalırsınız.
Neden? Çünkü blog yazmak ile ilgili bir altyapınız yok. Yazmayı gerçek anlamda sevmiyorsunuz. İçerikleri cüzi fiyatlar ile başkalarından temin ederek yolunuza devam etmeyi düşünüyorsunuz. Bu düşünce ile sağlıklı ve uzun vadeli bir şeyler gerçekleştirmeniz zordur.
Cüzi ücretler ile satın aldığınız yazılar size hiçbir şey kazandırmaz. Güçlü içeriğiniz yoksa, fayda sağlayıcı bir şeyler sunamıyorsanız internet dünyasında tutunmanız çok zordur. Kopya içerikler ile yol alınmaz. İyi bir içerik üreticisi olarak kendinize bir yer edinmelisiniz.
Genel konular içeriyor
Genel blog kavramını çoğunuz duymuştur. Hit getirebilecek, Adsense reklamlarını tıklayabilecek bir kitleye hitap edecek konuların gelişigüzel bloglara doldurulması ile yürütülmeye çalışılan bir anlayış olarak tanımlasam da genel blog diye bir tabiri kullanmak istemiyorum. Bloglar, belli konular üzerine yazılan yazıların yer aldığı daha spesifik mecralardır. Tatil, gezi, müzik, hobi, teknoloji, çiçek bakımı, kişisel gelişim vb... Konu sınırlaması yapılarak hazırlanan bloglar daha kaliteli içerikler ile ciddi bir okuyucu kitlesine sahip olabilir. Okuyucunun gözünde kaliteli ve uzman gibi görünebilmek, blogun daha iyi noktaya gelmesi için önemlidir.
Tanıtım yazısı için açılmış
Blog açan çoğu kişi tanıtım yazısı yayınlayarak para kazanmak istediği için blogunun içeriği ile alakalı alakasız her konuda tanıtım yazısı alıyor. Bu da blogun çok kısa sürece 3-5 lira para kazanmak için çöpe dönmesine neden oluyor. Teknoloji konulu bir blogda bitkisel ürün satışı yapan bir sitenin reklamı ya da tanıtım yazısının yer alması okuyucuya yapılabilecek en büyük kötülüktür. Böyle siteler, reklam vermek isteyen firmaların ve kişilerin gözünde son derece önemsizdir. Büyük firmalar, reklamlarının daima nitelikli içeriğe sahip bloglarda yer almasını ister. Kaliteli içerik ile okuyucu kazanan bloglar, reklam veren kişilerin ve firmaların gözünde daha değerlidir.
Karmaşık temaya sahip, link çöplüğü olmuş
Bir blogun sade ve okuyucu tarafından kolaylıkla dolaşılabilecek bir temaya sahip olması son derece önemlidir. Renk ve yerleşim bakımından karmaşık olan bloglar, okuyucuları soğutur. Bloglarda kullanılan koyu arka plan renkleri, okunmaktan uzak yazı fontları ve rast gele yerleştirilen reklamlar okuyucuları çileden çıkaran öğelerdir.
Kaç okuyucu siyah bir arka plan eşliğinde bir yazıyı keyifle okuyabilir? Yazı okurken aniden açılan reklamlar ya da okuyucuları tıklamaya teşvik edici renkli linkler kaç kişi tarafından hoş karşılanır? Yazıların içinde bold ve linkli kelimeleri okuyucunun gözüne sokmayın. 200-300 kelimelik yazıda 10 tane bold kelime 5-6 tane link olmaz. Tıklamak isteyen zaten bir şekilde tıklar. Abartmaya gerek yok. Kendinizi okuyucu yerine koyun.
İçerik yayınlama takvimi yok
Büyük hevesle açılan ve ilk başlarda her gün düzenli olarak bloglara belli zaman sonra daha seyrek periyotlarda blog yazısı eklemek hem okuyucu kaybına neden olur hem de o blogun reklam mecrası olarak değerlendirilme şansını engeller.
Bloglarda güncel ve eskimeyecek türden içerikler üretmek ve bunları belli periyotlarda okuyuculara sunmak oldukça önemlidir. Bloglar en az haftada 1 ya da 2 içerik ile beslenmelidir. Reklam vermek isteyenler güncel olmayan, yazarının kafası estikçe içerik girdiği bir bloga reklam verir mi? Kendinizden pay biçin.
Okuyucu ile iletişim zayıf
Bloglarda pek önemsemeyen konulardan biri de okur ile sağlıklı bir iletişim ve etkileşimin kurulmaması. Blog yazılarına gelen yorumların dikkate alınması ve gerektiği zaman cevaplanması okur memnuniyeti ve sadık okur edinmek açısından önem taşıyor.
Okuyucuyu önemseyen bloglar, reklam veren firmaların gözünde de bir adım önde. Reklam çalışmalarında blogları önemseyen firmalar, okur etkileşimine önem veren blogları tercih ediyor. Unutmayın, memnun edilen, mutlu bir okur birçok okuru da beraberinde getirebilir. Sadece blog içinde değil blog dışındaki alanlarda da (sosyal medya) okuru önemsemelisiniz.
Reklam veren firmalara ulaşma sorunu
Reklam veren firmalara ulaşma, onlara proje sunma konusunda birçok blog yazarı sorun yaşıyor. Reklam veren firmalar genelde reklam verecekleri mecralara direkt olarak çok fazla ulaşmaz. Ya reklam ajansları ile çalışırlar ya da medya planlama şirketleri ile.
Bloguna güvenenler bu şirketler ve ajanslar ile iletişim kurmayı deneyebilir. Burada kişisel ikna kabileyetiniz ve kararlılığınız da önemli bir rol oynayacak. Elinizin altında blogunuz ile ilgili bir sunum dosyası mutlaka olmalı.
"Reklam ve Sponsorluk" sayfasının olmaması
Blogunuza alacağınız reklamların, tanıtım yazılarının ücretlendirilmesinin yer aldığı bir sayfaya sahip olmamanız reklam vereceklerin aklında bir soru işareti oluşturabilir. Blogunuzda "Reklam ve Sponsorluk" adında bir sayfa oluşturur ve reklam fiyatlarınızı bu sayfa altında sunarsanız potansiyel müşterilerinizin net kararlar almasını sağlarsınız. Fiyat tarifenizi ilk başlarda düşük tutmanız ileride gelebilecek reklamlar açısından önemlidir.
Reklam verenler bir blogda hangi kriterleri önemser?
*Ziyaretçi sayısı/sayfa görüntülenmesi
*Alexa değeri
*Pagerank değeri
*Okur etkileşimi
*Güncellik
*İçerik kalitesi
*Uygun fiyatlı reklam alanları
*Fayda sağlama
* İşlevsel ve sade bir tema
İnternette araştırma yaptıysanız birçok sitede "blog yazarak ayda birkaç bin lira kazananın, günde 2-3 saatinizi ayırarak kazanın" gibi konu başlıklarını görmüşsünüzdür. Peki, bu iş gerçekten böyle basit mi? Bir blog açarak para kazanma serüveni başlıyor mu? Elbette hayır. Öyle kolay olsaydı blog açan herkesin durumu iyi olurdu.
Peki, bloglardan neden para kazanılamıyor?
Kopya içeriklere sahip
Bloglar, özgün ve fayda sağlayıcı içerikler ile anlam kazanan mecralar. Blog okuyucuları, okudukları yazının kendilerine fayda sağlamasını, sorunu çözmesini ya da çözüm yolları sunmasını arzular. Siz blogunuzu kopya içeriklerle doldurursanız bu okuyucuların gözünde hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Bloglar, portal siteler değildir.
Belli konular üzerine yoğunlaşmadıktan sonra para kazanmak hayaldir. Blog açmak, belli kelimeler üzerinden hit alarak para kazanmak hayali ile yanıp tutuşan birçok acemi insan var. Bu işler hiç kolay değil. Sağda solda yazılanlara itibar etmeyin. "Kelin ilacı olsa kendi başına sürer" atasözünü anımsayın. Şunu yaptım bu kadar kazandım, şu kelimeden hit aldım, bu alanda bir niş kelime buldum kazancımı katladım" gibi cümleler sizi heyecanlandırabilir ancak iş pratiğe geldiğinde apışıp kalırsınız.
Neden? Çünkü blog yazmak ile ilgili bir altyapınız yok. Yazmayı gerçek anlamda sevmiyorsunuz. İçerikleri cüzi fiyatlar ile başkalarından temin ederek yolunuza devam etmeyi düşünüyorsunuz. Bu düşünce ile sağlıklı ve uzun vadeli bir şeyler gerçekleştirmeniz zordur.
Cüzi ücretler ile satın aldığınız yazılar size hiçbir şey kazandırmaz. Güçlü içeriğiniz yoksa, fayda sağlayıcı bir şeyler sunamıyorsanız internet dünyasında tutunmanız çok zordur. Kopya içerikler ile yol alınmaz. İyi bir içerik üreticisi olarak kendinize bir yer edinmelisiniz.
Genel konular içeriyor
Genel blog kavramını çoğunuz duymuştur. Hit getirebilecek, Adsense reklamlarını tıklayabilecek bir kitleye hitap edecek konuların gelişigüzel bloglara doldurulması ile yürütülmeye çalışılan bir anlayış olarak tanımlasam da genel blog diye bir tabiri kullanmak istemiyorum. Bloglar, belli konular üzerine yazılan yazıların yer aldığı daha spesifik mecralardır. Tatil, gezi, müzik, hobi, teknoloji, çiçek bakımı, kişisel gelişim vb... Konu sınırlaması yapılarak hazırlanan bloglar daha kaliteli içerikler ile ciddi bir okuyucu kitlesine sahip olabilir. Okuyucunun gözünde kaliteli ve uzman gibi görünebilmek, blogun daha iyi noktaya gelmesi için önemlidir.
Tanıtım yazısı için açılmış
Blog açan çoğu kişi tanıtım yazısı yayınlayarak para kazanmak istediği için blogunun içeriği ile alakalı alakasız her konuda tanıtım yazısı alıyor. Bu da blogun çok kısa sürece 3-5 lira para kazanmak için çöpe dönmesine neden oluyor. Teknoloji konulu bir blogda bitkisel ürün satışı yapan bir sitenin reklamı ya da tanıtım yazısının yer alması okuyucuya yapılabilecek en büyük kötülüktür. Böyle siteler, reklam vermek isteyen firmaların ve kişilerin gözünde son derece önemsizdir. Büyük firmalar, reklamlarının daima nitelikli içeriğe sahip bloglarda yer almasını ister. Kaliteli içerik ile okuyucu kazanan bloglar, reklam veren kişilerin ve firmaların gözünde daha değerlidir.
Karmaşık temaya sahip, link çöplüğü olmuş
Bir blogun sade ve okuyucu tarafından kolaylıkla dolaşılabilecek bir temaya sahip olması son derece önemlidir. Renk ve yerleşim bakımından karmaşık olan bloglar, okuyucuları soğutur. Bloglarda kullanılan koyu arka plan renkleri, okunmaktan uzak yazı fontları ve rast gele yerleştirilen reklamlar okuyucuları çileden çıkaran öğelerdir.
Kaç okuyucu siyah bir arka plan eşliğinde bir yazıyı keyifle okuyabilir? Yazı okurken aniden açılan reklamlar ya da okuyucuları tıklamaya teşvik edici renkli linkler kaç kişi tarafından hoş karşılanır? Yazıların içinde bold ve linkli kelimeleri okuyucunun gözüne sokmayın. 200-300 kelimelik yazıda 10 tane bold kelime 5-6 tane link olmaz. Tıklamak isteyen zaten bir şekilde tıklar. Abartmaya gerek yok. Kendinizi okuyucu yerine koyun.
İçerik yayınlama takvimi yok
Büyük hevesle açılan ve ilk başlarda her gün düzenli olarak bloglara belli zaman sonra daha seyrek periyotlarda blog yazısı eklemek hem okuyucu kaybına neden olur hem de o blogun reklam mecrası olarak değerlendirilme şansını engeller.
Bloglarda güncel ve eskimeyecek türden içerikler üretmek ve bunları belli periyotlarda okuyuculara sunmak oldukça önemlidir. Bloglar en az haftada 1 ya da 2 içerik ile beslenmelidir. Reklam vermek isteyenler güncel olmayan, yazarının kafası estikçe içerik girdiği bir bloga reklam verir mi? Kendinizden pay biçin.
Okuyucu ile iletişim zayıf
Bloglarda pek önemsemeyen konulardan biri de okur ile sağlıklı bir iletişim ve etkileşimin kurulmaması. Blog yazılarına gelen yorumların dikkate alınması ve gerektiği zaman cevaplanması okur memnuniyeti ve sadık okur edinmek açısından önem taşıyor.
Okuyucuyu önemseyen bloglar, reklam veren firmaların gözünde de bir adım önde. Reklam çalışmalarında blogları önemseyen firmalar, okur etkileşimine önem veren blogları tercih ediyor. Unutmayın, memnun edilen, mutlu bir okur birçok okuru da beraberinde getirebilir. Sadece blog içinde değil blog dışındaki alanlarda da (sosyal medya) okuru önemsemelisiniz.
Reklam veren firmalara ulaşma sorunu
Reklam veren firmalara ulaşma, onlara proje sunma konusunda birçok blog yazarı sorun yaşıyor. Reklam veren firmalar genelde reklam verecekleri mecralara direkt olarak çok fazla ulaşmaz. Ya reklam ajansları ile çalışırlar ya da medya planlama şirketleri ile.
Bloguna güvenenler bu şirketler ve ajanslar ile iletişim kurmayı deneyebilir. Burada kişisel ikna kabileyetiniz ve kararlılığınız da önemli bir rol oynayacak. Elinizin altında blogunuz ile ilgili bir sunum dosyası mutlaka olmalı.
"Reklam ve Sponsorluk" sayfasının olmaması
Blogunuza alacağınız reklamların, tanıtım yazılarının ücretlendirilmesinin yer aldığı bir sayfaya sahip olmamanız reklam vereceklerin aklında bir soru işareti oluşturabilir. Blogunuzda "Reklam ve Sponsorluk" adında bir sayfa oluşturur ve reklam fiyatlarınızı bu sayfa altında sunarsanız potansiyel müşterilerinizin net kararlar almasını sağlarsınız. Fiyat tarifenizi ilk başlarda düşük tutmanız ileride gelebilecek reklamlar açısından önemlidir.
Reklam verenler bir blogda hangi kriterleri önemser?
*Ziyaretçi sayısı/sayfa görüntülenmesi
*Alexa değeri
*Pagerank değeri
*Okur etkileşimi
*Güncellik
*İçerik kalitesi
*Uygun fiyatlı reklam alanları
*Fayda sağlama
* İşlevsel ve sade bir tema
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


